Mübarek: Devrik değil ‘eski’

“Arap Baharı” sürecinin 30 yıllık iktidarından alaşağı ettiği Mısır’ın eski lideri Hüsnü Mübarek 91 yaşında öldü.

26 Şubat 2020 Çarşamba, 02:00

Mısır Başkanlık Sarayı’nın Mübarek’in ölümünü nasıl duyurduğunu merak ediyor musunuz? “Otuz yıl boyunca kararlılığın yüzü olmuş”, “iğrenç bir sürecin sonunda iktidarı elinden alınmış”, “Mısır ile İsrail arasındaki barışın koruyucusu eski lider.” Yaşanmışlıklardan haberi olmayan biri, bu sözleri okuduğunda Mübarek’e hayranlık bile duyabilir. 

Aslında Mısır devlet televizyonunun duyurduğu bu övgü dolu açıklama Mübarek’in İslamcılığa karşı verdiği mücadelenin mevcut Mısır yönetimince de onaylandığının ifadesi. Tunus lideri Zeynel Abidin Bin Ali, “Arap Baharı”nın ilk devirdiği lider olsa da Mübarek’in devrilmesinin sonuçları daha etkili oldu. “Arap dünyasının en büyük ülkesi Mısır”da yıllardır yarı illegal faaliyet gösteren Müslüman Kardeşler’in (MK) seçimle iktidara gelmesine yol açtı bir kere. 

SADECE O HAPSE ATILDI...

Mübarek, tuhaftır, “Arap Baharı” süreci sonunda hapse atılan tek “devrik lider”di. İktidarı boyunca yaptıklarından değil, “Bahar” sürecinde 900 göstericinin ölümünden sorumlu tutularak mahkûm edilmişti. Bu bile, 30 yıllık yönetimi boyunca, kendisinden sonra gelenlerce, Mursi ile Sisi dönemi dahil, “suçlanamadığını” gösterir. Oysa günahkârdı. Büyük günahkâr ve de suçlu. Cumhurbaşkanlığı süresi boyunca ülkede olağanüstü hal yasası yürürlükteydi hep. 80 ve 90’lar boyunca ülkede sistematik işkencenin uygulandığını Uluslararası Af Örgütü defalarca açıklamıştı. Mısır’daki insan hakları örgütleri, 1985-2011 arası Mısır polis karakollarındaki işkence vakalarından 701’ini belgeleyebildi. Bu sürede 204 kişinin işkencede öldüğü de açıklandı. Döneminde ifade, toplanma özgürlüğü yoktu.

2010 yılında, Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün Yolsuzluk Algıları Endeksi raporu, Mısır’ı, iş çevrelerinden ve ülkedeki analistlerinden gelen bilgiler doğrultusunda 10.0 üzerinden 3.1 puan ile yolsuzluk listesindeki 178 ülke arasında 98’inci sırada göstermişti. Yolsuzluklarda Mübarek’in aile fertleri başı çekiyordu.

Tahrir Meydanı’nı doldurup, günlerce demokrasi için gösteriler yapanlar Mübarek’e alternatif olarak asla İslamcıları görmedi. Ancak Muhammed Mursi adlı eski bir MK üyesinin bağımsız olarak girdiği seçimleri kazanması, yıllardır İslamcı mücadele veren MK’nin ilk iktidarında demokrasi dışı uygulamaları yeni bir halk hareketinin doğmasına yol açtığında, Genelkurmay Başkanı Abdülfettah el Sisi, “halkın devrimini” adeta çalarak yönetime el koydu. 

“Devrik” lider Mübarek’in mahkûmiyeti sona erdirilemese de, daha rahat koşullarda cezasını çekmesine özen gösterildi, oğulları yolsuzluk suçlamalarından aklandı. Sisi, hiçbir zaman Mübarek’i suçlamadı. Devlet açıklamasında yapılan “istikrarın koruyucusu”, “İslamcılığa karşı savaşın öncüsü”, nihayet “savaş kahramanı” sıfatları Sisi’nin düşünceleri. Ama halkın büyük bir kesiminin de böyle düşünmediğini kim söyleyebilir?

Hele Mursi dönemi yaşandıktan sonra...