Kapat
A+ A-

Berlin’in ‘naylon’ çocukları

FİGEN ATALAY - Almanya (Berlin)
Yayınlanma tarihi: 04 Kasım 2018 Pazar, 14:01

Doğu ve Batı Almanya ’nın birleşmesinin 28. yıldönümünde Berlin’deydim. 13 Ağustos 1961’de kurulan 155 kilometrelik duvar, 9 Kasım 1989’da yıkılmış, iki ülke de 3 Ekim 1990’da resmen birleşmiş.

İlk kez gittiğim Berlin’de, en çok görmek istediğim yer duvardı. Alandan kızımın kalacağı öğrenci yurduna giderken yanı başından geçtiğimiz üstü resimlerle dolu mütevazi, hayalimde nedense çok yüksek canlandırdığım ama gerçekte hiç öyle olmayan duvarın, aşmaya çalışırken yüzlerce insanın hayatını kaybettiği Berlin Duvarı olduğunu anlamam için birkaç dakika geçti!

İşlerimizi bitirdikten sonra uzun yıllardır Berlin’de yaşayan arkadaşım Leyla ile duvara geri döndük. Bir yandan duvarın bir Doğu, bir Batı tarafına geçip 28 yıl öncesini hayal etmeye çalışırken bir yandan da Leyla’nın o yıllara ilişkin anlattıklarını dinledim. Yıkıldıktan sonra bırakılan bölümün üstünden pek çok başka gençle birlikte merdiven ve ip yardımıyla geçtiklerini, atlayan bir arkadaşlarının ise yaralandığını anlatan Leyla, “Duvarın yıkıldığı gün insanlar herşeylerini bırakıp Batı’ya geçti, açık kalacağına inanmıyorlardı. Büyük kaos yaşandığını hatırlıyorum, bir de ilk gelenlere 100 Mark ‘hoş geldin parası’ verildiğini” dedi.

Duvar yıkıldıktan sonra çok sayıda Türk ailenin de yuvasının yıkıldığını anlatan Leyla’nın o günlere dair söyledikleri şöyle: “Batı’dan Doğu’ya günübirlik geçilebiliyordu. Doğu tarafına gidenler 25 Mark götürmek ve o parayı da orada harcamak zorundaydı. Macera arayan Türk erkekleri, yanlarında kot pantolonlar ve naylon çoraplarla Doğu tarafına geçiyor ve orada kimi zaman tek gecelik, kimi zaman daha uzun süreli ilişkiler yaşıyordu. Özellikle naylon çorap çok talep görüyordu. O yüzden o ilişkilerden doğan bebeklere ‘naylon çocuklar’ dendi. Duvar yıkıldıktan sonra bu ilişkiler ortaya çıktı. O kadınlar yanlarında Türk babalardan doğan çocuklarla geldiler, kimisi çocuğu babasının evine bıraktı gitti. Boşanmalar oldu. Bir olayı hatırlıyorum. Doğu Alman anne çocuğunu babaya bıraktı gitti, adamın karısı da çocuğu, ‘bunun günahı ne?’ deyip büyüttü.”

Hayalet istasyonlar

Wieland Giebel’in yazdığı “History of Berlin’’ ( Berlin’in tarihi) kitabındaki bilgilere göre, Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1949 yılından Berlin duvarının yapıldığı 1961 yılına kadar her 6 Doğu Alman vatandaşından biri Batı’ya kaçtı. Çoğu da gençti. İlk zamanlar kaçış daha kolaydı ve çok kişi başardı. Örneğin Bernauer Sokağı’nda bir apartmanın kendisi Doğu’da, hemen önündeki kaldırım Batı’daydı. Bu apartmanda yaşayan bir aile, 17 Ağustos 1961’de zemin kat penceresinden birkaç parça eşyayla Batı’ya geçiverdi. Bu kaçışların süreceğini gören Doğu Almanya yönetiminin bir gecede kurduğu 155 kilometrelik, yaklaşık 3.5 metre yüksekliğindeki duvar, bir pazar sabahı sürprizi oldu. Duvarın inşasından sonra yüzlerce Doğu Alman kaçmaya çalışırken öldü. Kitaptaki pek çok ilginç bilgiden biri de U6 Metrosu’nun 13 Ağustos 1961’den 9 Kasım 1989’a kadar Doğu Berlin’deki hayalet istasyonlarda durmadan geçmesi!

Doğu neredeydi?

Berlin’de dolaşırken Doğu’da mıyım? Batı’da mı?... Hep bilmek istedim. Kimi zaman da “120 mağazalık Doğu Yakası Alışveriş Merkezi yakında açılıyor” gibi ilanlar bu soruyu sormama gerek bırakmadı!

Wieland Giebel, kitabında bu konuya şöyle değinmiş: “ Berlin duvarının yıkılmasından 30 yıl sonra duvarla ilgili pek bir şey kalmadı ve şehrin ölümcül bölünmesinin izleri nasıl hatırlanmalı? diye yeni bir tartışma başladı. Gençler Doğu nerede? Batı nerede? bilmiyor. Varlıklı ve şık Prenzlauer semti Batı’nın bir parçası mıydı? Neukölln ve Wedding’in yoksul varoşları Doğu’da değil miydi?”

Cumhuriyet İMECESİ