Altın saçlı denizkızı Loreley efsanesi

Elif Günsel/Hollanda
Yayınlanma tarihi: 21 Nisan 2019 Pazar, 12:35

[Haber görseli]
2 bin yıldan fazladır Avrupa’nın merkezi su ulaşım yolu olarak kullanılan Ren Nehri, Orta Avrupa’yı süzüle süzüle geçerken boyunca uzanan şehirlere hayat, bolluk ve bereket dağıtmaya devam ediyor. Amsterdam’dan başlayan Orta Ren Nehri seyahatime devam ederken içinde bulunduğum yolcu teknesinin yanından geçen kimyasal madde yüklü tankerler, kömür taşıyan kargo gemileri ve ardı arkası kesilmeyen lüks yolcu tekneleri; açık kahverengi sularda aniden belirip, sonra da yavaş yavaş gözden kayboluyor. Avrupa ekonomisinin önemli çarklarından bu nehir trafiği, gece gündüz demeden akıyor. Hafızamı tazelediğimde; 2018 yazında kıta genelinde yaşanan kuraklıktan dolayı nehir suyunun kritik seviyenin de altına gerilemesinin ekonomik sorunlara yol açtığını hatırlıyorum. Ren Nehri, Kuzey Denizi’nden başlayıp, sırasıyla Hollanda (Amsterdam- Rotterdam gibi petrol ticaret merkezlerinin ve rafineri endüstrisinin yoğunlukta olduğu bölgeler), Almanya, Fransa ve İsviçre gibi ülkelerce önemli bir “petrol nakliyat koridoru” olarak kullanılmasından dolayı Kıta Avrupası için ayrı bir önem taşıyor. En basitinden örnek vermek gerekirse, geçen sonbahar yoluna devam edemeyen petrol tankerleri, İsviçre’nin Basel kentine ulaşamadığından, ülkede akaryakıt fiyatları artmış ve İsviçre hükümeti acil petrol rezervlerini piyasaya sürmek zorunda kalmıştı.

Eriyen karların beslediği nehir...

Artık geçerliliğini yitirmiş bir sorunu düşünürken neyse ki imdadıma akşam üstü rüzgârının vadilerden taşıdığı nemli toprak kokusu yetişiyor. Almanya’nın Ren Nehri ile Mosel Nehri’nin birleştiği, Ortaçağ’dan kalma kale ve şatoları ile ünlü 2200 yıllık Koblenz şehrini geride bıraktıktan sonra yamaçlarında bölgenin soğuk mikroklimasına uygun “Riesling” üzüm bağlarının bulunduğu vadiye varıyoruz. Günün son ışıklarının rehberliğinde kıvrımlı nehirde yol alan teknemiz, şirin mi şirin küçük köy evlerin bulunduğu yerleşim alanlarından geçiyor. Ertesi sabah ise günün ilk kahvesini yudumlarken havaların ısınmasıyla eriyen karların Ren Nehri’ne küçük dereler aracılığıyla coşkuyla aktığına tanık oluyoruz.

Nehrin üstünü ipek bir tül gibi saran sis masalsı... Sanki uzun kış uykusundan yeni uyanan su perilerini, insanlardan gizleme gayreti içinde... Nehrin artan debisinin akıntıya karşı tam yol ileri çalışan motorları yormaya, teknenin altında dönen türbülanslı suyun etkisini artırmaya başladığını hissediyorum. Tüm bu olup bitenlere, yolcuların teker teker -sanki önceden anlaşmış gibi- güverteye çıkmaları da ekleniyor. Hareketliliğin sebebini kısa sürede anlıyorum. Adına baladlar bestelenen, şiirler yazılan, heykeller yapılan altın saçlı güzeller güzeli denizkızı “Loreley Efsanesi”nin yaşandığı bölgeye yaklaşıyoruz. Peki bu mitolojik denizkızı Loreley kimdir? Aslında “Loreley”, 132 metre yüksekliğinde Welterbe Oberes Mittelrheintal bölgesinde yer alan St. Goarshausen şehrinin dik eğimli kayalıkların bulunduğu yerin adı. 25 metre derinliğe ve 113 metre genişliğe sahip nehrin bu kıvrımı, dar olması ve derinliği nedeniyle -bugün bile- bölgenin en tehlikeli noktası. En tecrübeli gemicilerin bile korkulu rüyası olan Loreley Burnu, yaşanan pek çok trajedi nedeniyle ünlenir. Ancak günümüzün gelişmiş navigasyon sistemlerine rağmen zaman zaman meydana gelen gemi kazalarını sadece bölgenin coğrafi özelliklerine bağlamak, insanoğlunun hikâye anlatıcılığına elbette pek yakışmaz...

‘Mırıldayan kaya’...

Efsaneye göre, sevgilisi tarafından aldatıldığı için canına kıymak isteyen, saçlarından güneş saçan, güzelliği dillere destan bir kadın vardır. Her nasılsa, piskopos bu kadının güzelliğine hayran kaldığından, onu manastıra gönderir. Sevgilisinin sarayına son bir kez bakmak için kayalıklara tırmanan Loreley, onun kendisinden uzaklaştığını görür ve hemen oracıkta yaşadığı kederden dolayı kendini Ren Nehri’nin azgın sularına bırakır. Bir başka hikâyede, uzun sarı saçlarını tararken şarkılar söyleyen Loreley, gemicileri sesiyle mest edip, dikkatlerini dağıtır. Büyülenmiş gibi gözlerini ve kulaklarını deniz kızından alamayan gemiciler hızla akan nehirde gemilerinin kayalıklara çarpmasına engel olamazlar.

Bugün bile nehre karışan şelalerinin sesine dikkat kesilen bazı gemiciler, Loreley’in onlara şarkı mırıldandığını iddia ediyor. Ne de olsa Loreley’in anlamı “mırıldayan kaya” demek. İnsanoğlunun mitlere, kehanetlere ve efsanelere inanma eğilimi... Efsanenin hangi versiyonuna inanacağınız siz değerli okuyucuların takdirine kalmış... Alman efsanesi Loreley, ister kalbi kırık bir kadın ya da erkekleri baş döndürücü güzelliğiyle baştan çıkaran lanetli bir sevgili olsun; 3.3 metrelik mitolojik bronz kadın heykeli, kendisini ziyaret etmeye gelenlere asılardır, bıkıp usanmadan efsanelerini anlatmaya devam ediyor. Alman Şair Heinrick Heine’nin ‘’Loreley Şiiri’’ ile veda edelim. “Kızların en alımlısı, en güzeli Orada, yukarıda oturuyor Güneş rengi saçlarını tararken, Altın mücevheri parlıyor Büyüleyici sesiyle şarkı söylerken, Küçücük teknesinde bir gemici, İşitiyor bu ezgiyi, Zalim bir acı sarıyor yüreğini Farkına varmıyor, kayalara yaklaştığını Alamıyor gözlerini yukarıdaki cennetten Kanaatim odur ki: Gemici ve tekne, Dalgalar tarafından yutuldu. Söylediği mest eden şarkılarıyla, Tüm bu yaşananlara, Sevgili Loreley neden oldu...”

[email protected]

A+ A-
Cumhuriyet İMECESİ