Solda yeni umutlar...

Brüksel’de AB kurumlarının bulunduğu Schuman Meydanı’ndan La Loi Caddesi’ne doğru inerken karşınıza çıkan binanın duvarına Belçikalı sanatçı NovaDead tarafından yapılmış 30 metrelik grafitide, “The future is Europe” (Gelecek Avrupa’dır) yazısı dikkatinizi çekiyor. Çirkin kentleşme örneği olarak mimari literatürüne “Brükselleşme” sözcüğünü armağan eden semte, farklı bir renk katıyor bu yapıt.
Yayınlanma tarihi: 28 Nisan 2019 Pazar, 13:07

[Haber görseli]Kutuplaştırma, ayrıştırma ve göçmen karşıtı ve yabancı düşmanı popülist söylemlerin küresel düzeyde tırmanışa geçtiği bir ortamda Avrupa’daki aşırı sağcıların ve ırkçıların yükselişi görmezden gelinecek gibi değil. Belçika’da 26 Mayıs’ta gerçekleşecek olan Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri Avrupa’nın geleceğine yön, dünyamıza ise şekil verecek. “Gelecek Avrupa” mı ya da “Avrupa’nın geleceği var mı?” ortaya çıkacak. Dil bazında 3 toplumlu (Flaman, Frankofon, Alman) coğrafi temelde 3 bölgeli (Flaman Bölgesi, Valon Bölgesi, Brüksel Bölgesi) federal bir ülke olan Belçika’da 26 Mayıs’ta AP seçimleri ile birlikte federal ve bölgesel seçimler de gerçekleştirilecek.

Koalisyon satrancı

Sürrealizm ülkesi Belçika’nın demokrasisi de bir acayip! Küresel kutuplaşma ve popülizmden daha fazla etkilenen Flaman Bölgesi’nde Flaman milliyetçileri N-VA’nın birinci parti olduğu ve ırkçı Vlaams Belang partisinin oylarını arttırdığı merkez sağ ağırlıklı bir demokrasi hüküm sürerken Frankofonların ağırlıkta olduğu Valon Bölgesi ve Brüksel’de ciddi bir ilerici, sol ve yeşiller rüzgârı esiyor.

Frankofon yeşilleri Ecolo, Frankofon sosyalistleri PS ve aşırı solcu Emek Partisi PTB siyasi yelpazeye damga vuruyor. En son açıklanan kamuoyu yoklaması da bunu teyit etti.

Büyük olasılıkla seçimden sonra Brüksel, Valon Bölgesi ve Flaman Bölgesi’nde koalisyon oluşturulmasında sorun yaşanmayacak. Flaman Bölgesi’nde N-VA liderliğinde, Brüksel ve Valon bölgelerinde ise Ecolo-PS ikilisi önderliğinde kolayca bölgesel hükümet koalisyonları kurulacak. Ancak koalisyondaki tek Frankofon parti olan liberal MR’nin ciddi oranda oy kaybı ve ülkenin iki büyük bölgesindeki vatandaşların birbirine taban tabana zıt iki ayrı partiyi hâlâ ilk sıralarda tutması nedeniyle federal koalisyon oluşturulması tıkanabilir. Hükümetsiz günler geri dönebilir. 2010 yılında ülkenin 542 gün hükümetsiz kalarak kırdığı rekor geçilebilir mi orasını bilemem!

Gözler Yeşiller’de

Flaman milliyetçileri N-VA başkanı Bart De Wever, son ankette sol ve ilerici partilerin Brüksel ve Valon Bölgesi’nde oylarını artırmasından kaygı duyduğunu belirtirken Flaman Yeşilleri Groen Başkanı Meryem Almacı umutlanıyor ve ilerici partilerle el sıkışmak istediğini söylüyor. Almacı’ya göre, iktidar partilerinin, faturaların sıradan vatandaş tarafından ödendiği, trafik sıkışıklığının arttığı, iklim sorunlarının çözülmediği politikalarına karşı çok açık bir sinyal veren seçmen değişim istiyor. Koalisyonun devamı demek seçmeni yok saymak demek olacak.

Valon Bölgesi’nde halkın yüzde 60’dan fazlasının yeşiller, sol ya da daha soldaki partilere oy verecek olması Flaman milliyetçileri N-VA başkanı Bart De Wever’ı korkutuyor. Sosyalistlerin yeşiller ve hatta daha solla hükümet kurmasını engellemeleri gerektiğini söylüyor. Ülkenin demokratik bir bölünme yaşadığını belirten De Wever, N-VA’yı 26 Mayıs’ta yüzde 30’un üzerine çıkararak sol koalisyona kapıları kapatmak istiyor. Başaramazsa konfederalizm kartını masaya koyacak, Valon ve Flaman bölgelerine daha fazla yetki verilmesine çalışacak.

Flaman Sosyalist Partisi s.pa Başkanı John Crombez sonuçları “koalisyonun ilerici bir koalisyon olması” şeklinde yorumluyor. “Faturayı yurttaşa kesen ama büyük şirketlere milyarlar aktaran yeni neo-liberal bir koalisyon kabul edilemez. Bu tersine çevrilmeli” diyor.

Frankofon Sosyalist Partisi PS Başkanı Paul Magnette’in ideal koalisyon senaryosu ise sosyalistler, yeşiller ve Hıristiyan demokratlarla bir merkez sol koalisyon oluşturmak.

Yeşillerin başarısını dünya çapında yükselen iklim değişimi ve çevre duyarlılığına, çetin muhalefetlerine ve iktidarın çevre politikalarındaki başarısızlığına bağlarsak hata yapmış olmayız. Frankofon ve Flaman sosyalistleri PS ve s.pa nihayet sol değerlere dönüyorlar ve seçimlerde yoksulluk, refahın adil dağılımı, herkese eşit hizmet sağlanması gibi temel sol söylemleri kullanıyor.
Yolsuzluklarla adı özdeşleşen PS’in oy kaybını frenlemesinde, s.pa’nın ise tekrar zemin kazanmasında yüzlerini merkezden sola dönmelerinin payı çok büyük! Herkes merkeze bakarken sola dönmek, yeni umutlar doğuruyor, ufuklar açıyor.
[email protected]

A+ A-
Cumhuriyet İMECESİ