Stockholm’ün koruyucu melekleri

Stockholm, turistler için hazırlanan kataloglarda, bilgilendirme broşürlerinde, dünyanın en cazibeli kentlerinden birine benzetilerek “Kuzey’in Venedik’i” diye anlatılır. İklimini saymazsak, “teşbihte hata olmaz” deyimine de sığınırsak, yerinde bir benzetme diyebiliriz.
Yayınlanma tarihi: 12 Mayıs 2019 Pazar, 12:56

[Haber görseli]Üzerine konumlandığı 13 ada, bu adaların arasındaki kanallar, adaları birbirine bağlayan köprüler, su ile iç içe yaşayan Stockholm’ü gerçekten göz alıcı bir kent haline getiriyor. Hatta, kentin içine bolca serpiştirilmiş ağaçlık alanları ve Stockholm takım adalarını da sayarsak, birçok avrupa kentinden daha üstün özellikleri olduğu da söylenebilir. Araştırmalara göre Japonların, Amerikalıların akın akın Stockholm’e gelmelerinin en önemli nedeni de doğa ile iç içe nefes alan bir kent olması; ayrıca İsveçlilerin başkentlerinin kıymetini bilip, saygılı olduklarının, belirgin bir şekilde gözle görülüyor olması. İsveçli politikacılar da “gün gelir talancılar türer, kentimizi tarumar ederler” diye düşünmüş olmalılar ki, geleceği garantiye almak, kentin güzelliğini korumak için 100 yıl önce kurumsallaşma yolunu açmışlar.

Güzellik Danışma Kurulu

Mimari ile ilgilenen turistler öncelikle Stockholm’ün ilk yerleşim alanı olan Güney Mahallesi’ni (Södermalm) görmek isterler. Burada hem eski binaları hem de bataklık kurutularak oluşturulan yeni yerleşim alanını gezerler. Koruma altındaki tek katlı eski tahta evlerin bulunduğu sokaklar en ilgi çeken alanlardır. Dahası içinde küçük bir kulübe olan 20-30 metre karelik bahçeler de turistlerin hayranlığını uyandıran Stockholm özelliğidir. Bu bahçelerden edinebilmek için insanlar 30-40 yıl sırada beklemekte. Zaman, zaman bu bahçelerin artık gereksiz olduğunu, kaldırılması gerektiğini savunanlar çıksa da Güzellik Danışma Kurulu (Skönhetsrådet) engelini bugüne kadar aşmayı başaramamışlardır. Estetik Kurulu olarak da adlandırılabilecek belediye çatısı altındaki bu kurulun doğuşu zaten bu tartışmalar üzerine olmuş. 1910’lu yıllarda yukarıda sözünü ettiğim tek katlı tahta evlerle, kulübeli bahçelerin korunmasının gereksiz olduğunu savunanlar çıkınca belediye meclisi ikileme düşmüş. Görüş ayrılıkları çıkınca tartışmalar yıllarca sürmüş. Nihayet konu 1919’da kurulan Güzellik Danışma Kurulu’na havale edilmiş. Kurul üyeleri olarak uzmanlar seçilmiş ve Stockholm’ün geleceği onlara emanet edilmiş. Kurul bir karar organı değil ama görüşlerine saygı gösteriliyor. Kuruluş yıllarında da, kurulun görüşlerine uyularak tahta evlerle, bahçeler korunmasına karar verilmiş. Son yıllardaki en ateşli tartışma ise Nobel Vakfı’nın kentin merkezine dikmek istediği Nobel Müzesi ile Apple’ın projesi üzerine yaşandı. Nobel, İsveç’in bütün dünyada tanınan önemli bir kurumu olmasına ve hükümetin desteğini almasına rağmen, Güzellik Danışma Kurulu karşı çıktığından proje gerçekleşmedi. Aynı şekilde kent merkezindeki Kraliyet Parkı’nın kenarına büyük bir showroom dikmek isteyen Apple da vetodan kurtulamadı. Kurul, Kraliyet Parkı “Stockholmlülerin eğlenme, dinlenme yeridir” diyerek Apple’ın projesine karşı çıktı. Stockholm’ü koruyup kollayan Güzellik Danışma Kurulu “Stockholm’ün koruyucu melekleri” diye anılmayı hak etmiyor mu?

Demokrasi bilinci

Demokrasi sistem olarak ilk doğduğu topraklar olan eski Yunan’dan günümüze kadar düşünürlerin tartıştığı bir kavram. Bu tartışmaların özeti de, demokrasi bilinci olmayan kitlelerle ideal bir demokrasinin kurulamayacağı. Demokrasinin sandıktan ibaret olmadığını kuzey ülkelerinde daha iyi gözlemlemek mümkün. İnsanlar toplumda uyumlu bir yaşamın, kurallara uymaktan ve birbirlerinin hakkına saygılı olmaktan geçtiğinin bilincinde. Apartmanların dış cephelerinin rengi de komşu apartmanlarla uyumlu olmak zorunda. O küçük bahçelerin içindeki kulübeleri de herkes keyfine göre boyayamıyor. Yaya kaldırımlarından söz etmeye gerek yok. Sokak boyunca dümdüz devam eder. Kimse düşme korkusu içinde değildir. Demokrasi bilinci yerleştiği için Stockholm’ün güzelliği bugüne kadar korunabildi. Politikacıların maharetinden değil. Ama, talancı liberalizm İsveç’i de kuşatma altına aldığından tehlike kapıda. Umarız, popülist politikacılar Stockholm’ü talancılara teslim etmezler. Güvencemiz hâlâ Stockholm’ün koruyucu melekleri.
[email protected]

A+ A-
Cumhuriyet İMECESİ