Papalardan kalan sahne

“Tiyatro, insanları bir araya getirip birleştirdiği ölçüde anlamlıdır” diyen Jean Vilar, dünyanın en büyük tiyatro festivalinin de fikir babasıdır.
Yayınlanma tarihi: 26 Mayıs 2019 Pazar, 12:10

[Haber görseli]

Her yıl temmuz ayında Fransa’nın güneyindeki Avignon kentinde gerçekleşen ve bir ay süren bir festivaldir bu. 1947 yılında birincisi yapıldığında sadece 3 oyun birkaç kez sahnelenmişti. 13 Mayıs’ta açıklanan 2019 yılının festival programında ise 1600’den fazla gösterinin gerçekleşeceği bildiriliyor. Avignon Festivali’nin en önemli sahnesi şüphesiz Papalar Sarayı’nın onur avlusu. “Papalar güney Fransa’ya neden saray yaptırmış?” diye merak eden olabilir. Avignon 1309’dan itibaren neredeyse bir asır boyunca, bugünün Vatikan’ı gibi papalığın merkezi olmuştur. Bu süre boyunca 9 papa Katolik kilisesini Avignon’dan yönetmiş, sonrasında papalık merkezi tekrar İtalya’ya geri dönmüş.

Avignon’daki en önemli tarihi yapı olan Papalar Sarayı da bu dönemden kalmıştır. 30 metre yüksekliğindeki duvarları, burçları, 15 bin metrekare kapalı alanıyla Avrupa’nın en büyük gotik sarayıdır. Mimarisinin saraydan çok bir kaleye benzediği de söylenebilir. Papalar Sarayı’nın iç avlusu, zamanında papaların inananları takdis ettiği törenler için kullanılırmış. Günümüzde ise Avignon Festivali’nin büyük sahnesi bu avluda kuruluyor. Sahne papaların avlusuna kurulunca, ister istemez “tiyatronun kutsal sahnesi” haline geliyor. Bu sahne dışında, kentin değişik yerlerinde irili ufaklı 120 sahne daha bulunuyor festival boyunca.

Festivale katılan tiyatro grupları “in” ve “off” olarak ikiye ayrılmış. “In” gruplar festival komitesi tarafından davet edilen, biletleri aylar öncesinden satışa sunulmuş, Papalar Sarayı gibi havalı sahnelerde yer alan gruplar (Tabii ki festival komitesi bu in-off tanımlarını kabul etmiyor). “Off” olanlar ise festivale kendi imkânlarıyla gelip, gerekirse kiraladıları bir depoyu, daireyi ya da bodrumu tiyatro sahnesine çeviren gruplar. Aslında festivalde Avignon’u bir şölen yerine çevirenler de bu “off” gruplar.
Kentin bütün duvarlarına, ağaçların arasına gerdikleri iplere, boş buldukları her yere afişlerini asıyorlar. Sokaklarda, bizim seçim dönemlerinin parti bayrakları gibi tiyatro afişleri dalgalanıyor. Yüzlerce “off” grup elemanı ellerinde biletler, sokak sokak dolaşıp oyunlarına insan çağırıyor. İlgi çekmek için yaptıkları gösteriler, giydikleri kıyafetler görmeye değer.

‘Profesyonel seyirciler’

Sadece tiyatro grupları yok.Müzisyenler, stand-up komedyenleri, konferansçılar da var. Sanatçıların yüzde 50’si Fransa dışından geliyor. Kente akın eden onbinlerce seyirci ise bazen yemek bile yemeden günde 4-5 oyun izliyor.

Yetkililer seyircilerle ilgili ilginç bir veri de paylaştı. Söylediklerine göre bu yıl beklenen seyircilerin yüzde 16’sı, festivale yetenek keşfetmek için gelen “profesyonel seyirci” olacak. “Yetenek keşfetmek” demişken Avignon’da yıldızı parlayanlar arasında Philippe Noiret, Jeanne Moreau, Gérard Philipe akla ilk gelenler. Günümüzde, Avignon festivalinde kurdukları bağlantılarla İsveç’ten Çin’e kadar pek çok ülkede sahneye çıkan gruplar var. Avignon’dan bahsederken, tarihi köprüsünü unutmak olmaz. Kentin yanı başında akan Rhone Nehri üzerine 12. yüzyılda inşa edilmiş, uzunluğu 1 km’ye yaklaşan bu köprü, yıllarca Rhone üzerindeki tek köprüymüş (Evet, Vincent Van Gogh’un yıldızlı bir gece altında tualine akıttığı Rhone Nehri). Bu da Avignon’a büyük bir stratejik önem kazandırmış. Ne yazık ki, nehrin taştığı bahar aylarından birinde köprünün bir bölümü yıkılmış, bir daha da tamir edilmemiş. Ayakta kalan bölümü ise ziyarete açık.

Avignon Festival Komitesi Başkanı Oliver Py’nin festival kitabı için yazdığı önsözden bir alıntıyla bitirelim: Tiyatroda oyun başlarken sessizlik sağlanır ama bu kesinlikle susmak değildir.
[email protected]

A+ A-