Kutup ayılarının açlık yılları

Öğrenmek denilen merakın gözünü seveyim; öğrenmenin ne yaşı var ne zamanı.
Yayınlanma tarihi: 21 Temmuz 2019 Pazar, 12:30

[Haber görseli]Ayılar hakkında pek çok şey öğrenmeme sebep olan, eski komşumuz, kitap kurdu Bayan Pam ile Edmonton halk kütüphanesi kapısında karşılaştık. Pam’e bir şey sormaya gerek yok, o hemen bir mevzu yakalar ve anlatır; yine öyle oldu. Pam, yani Pamela ve Alberta Üniversitesi’nde ziraat profesörü olan kocası, Manitoba Eyaleti’nin başkenti Winnipeg’den trenle kuzeye, Arktik bölgeye yakın en uç noktadaki şehir olan Churchill’e gidip pırpır motorlu uçakla geri döneceklermiş. Tren yolculuğunun 36 saat süreceğini söylerken, “Bu geziyi yapmadan Kanada’nın ne kadar büyük bir ülke olduğunu anlaması zor!” diyordu; haklı.

Sadece ülkenin 30’da biri gibi bir mesafeyi aşacaklar. Niye, kutup ayılarını görmek için.

Hudson Bay üç Karadeniz

Pam Carlton ve kocası Avustralya’dan Kanada’ya göçmüşler, kırk yıl oluyor. Ailesi de 1900 başlarında İrlanda’dan Avustralya’ya gelmiş. Göçen göçene anlayacağınız. İnsanoğlu böyledir zaten, bir tek hayvanlar göçmez; göçmen kuşlar başka... Bir de kutup ayıları yerlerinden ayrılmaz, hele Kanada’nın en kuzeyindeki nüfusu bin kişiyi geçmeyen küçük kasabası Churchill’in çevresinden hiç! Churchill, o yüzden, yaz aylarında kutup ayılarını görmeye gelenlerle dolup taşıyor. Her türden güvenlik tedbiri alınmış ayı turlarıyla, yazları Churchill’in konuklayan nüfusu on binlere erişiyor. Churchill neredeyse bütün geçimini bu turistik geziden elde etmektedir.

Ben haritayı gayet iyi anlatırım, açıp bakmanıza gerek kalmayacak, güvenebilirsiniz! Kuzey Denizi’nden Kanada içine doğru adalar ve buzullarla dolu birçok boğaz yoluyla açılan bir kocaman içdeniz var: Hudson Bay!

Bir de bu isimde mağazalar zinciri var, pahalı bir yerdir, karıştırmayalım. Hudson Bay dediğin, 3 tane Karadeniz büyüklüğündedir, “hamsi avlayan takacılara” hatırlatırız. İşte bu içdenizin en kuzeyindeki Churchill’e karayolu ulaşmaz, sadece demiryolu döşenmiştir, bir de buzul deniz geçen tekneler ve havayolu.

1 tona yakın ağırlık...

Şimdiye kadar şükürler olsun Churchill’e gelenlerin burnu kanamadı, pamuk beyazı ayıları kazasız belasız seyredip bol bol fotoğraf çektiler. Yetişkin bir ayının, 600-700 kg. olursa zayıf sayıldığını bilmiyordum. Biraz etli butlusunun 1 tona yaklaştığını, ayağa kalktıkları vakit 3-4 metre olduklarını da bilmezdim; Pam anlattı. Gidip görmeden inanmam! İlginç yanı, bu tonajlı hayvanlar incecik buzu incitmeden, çatlatıp kırmadan üzerinde gidebilecek ayak tabanına sahiptir; buz pateni yapar gibi ayak tabanlarını konik biçimde sivriltiyorlar.

Suya girip yüzdükleri vakit pofuduk ve sevimli görünen o ayakları ördek perdesi gibi açılıyor. Kutup ayılarının beyaz kürklerine de aldanmayın. Cesaretiniz varsa tıraş edin, altından simsiyah derileri çıkacaktır. Bunu da bilmiyordum, Pam’dan duydum. Siyah deri kutup güneşinin yakıcı etkisine karşı, beyaz tüyler kamuflaj için... Aile hayatını seviyorlar bir de. Anne, baba, çocuklar bir arada; Allah ayırmasın... Yaşam süreleri 25 yılı geçmiyor, fakat bu kadarcık sürede tonlarca deniz aslanı tüketmek zorundalar; afiyet olsun, yesinler, Churchill’deki insanlara dokunmasınlar.

“Fakat işin kötü tarafı şu ki” diyor Pam, “buzulların erimesiyle deniz aslanlarını yakalamaları da zorlaştı, o yüzden kutup ayılarının açlık yılları başladı”. Buzul yüzeyi azalınca avlayacağı deniz aslanı bulmakta zorlanıyor, suya girip aramaya kalkışsa yakalayacağından daha fazla enerji harcıyor zavallılar. Hayvan deyip geçmeyin gıdayı elde etmek için harcanacak enerjinin hesabını yapmaktalar. Besin zinciri denilen evrim şemasına ait süreç böyle işliyor.

Churchill kasabası içine kadar girdikleri oluyor açlık yılları nedeniyle. Çöp tenekelerini karıştırmaya geliyorlar, açıkta ne bulurlarsa açlık gidermeye. Belediye ve vahşi hayat sorumlusu kuruluşlar kutup ayılarını beslemek için elden geleni yapmaktadır. Bütün ayılar gibi kutup ayıları da meraklı ve cesur hayvanlar, kapalı ya da açık kapı görmesinler, arkasında ne var diye giriveriyorlar hemencecik. Churchill bu bakımdan ayı masalları kasabası gibi.. Pam başka şeyler anlatmaya kalkışmadan evvel ekledi: “Arktik” olarak adlandırdığımız Kuzey Kutbu’nun Latinceden devşirilmiş bu adı, “Arctic” sözcüğü aslında Antik Yunan dilinden gelmekteymiş; Yunanca ayı demek...

Dedim ya, öğrenmenin yaşı yok!

Pam hayırlısıyla gitsin dönsün, sepetinde türlü zerzevat bulunan pazarcı gibi, pek çok hikâyeyle gelir beni bulur, anlatır. Yetmiş yaşlarındaki bu dinç, meraklı, gezgin ve entelektüel kadını dinle, National Geographic dergisi okumuş gibi ol; daha ne isterim!

[email protected]

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.