Sıra Samanyolu’ndaki kara delik fotoğrafında

Kadınların bilim dünyasındaki yerine dair de şunları söylüyor: “Belki bugün değil ama eminim kadınlar toplumda istedikleri her şeyi olabilecekler. İster bilim olsun, ister iş hayatı, ister politika olsun kadınların eşit olarak katılabilecekleri toplum yaratacağımızdan eminim. Ben de bu konuda elimden geleni yapıyorum.”

28 Ağustos 2019 Çarşamba, 11:35

İlk kara deliğin fotoğraflanmasını sağlayan 200 bilim insanı arasında yer alan Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) ve Arizona Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Feryal Özel, “Söz veremeyeceğim ama yılın sonuna kadar Samanyolu’ndakini de bitirmeye çalışıyoruz. Ama neye benzeyeceğini şu anda söyleyemiyorum” diyor. Kadınların bilim dünyasındaki yerine dair de şunları söylüyor: “Belki bugün değil ama eminim kadınlar toplumda istedikleri her şeyi olabilecekler. İster bilim olsun, ister iş hayatı, ister politika olsun kadınların eşit olarak katılabilecekleri toplum yaratacağımızdan eminim. Ben de bu konuda elimden geleni yapıyorum.”

Teoriyi doğruladık

Özel, astrofizik, nötron yıldızları ve kara delikler üzerinde çalışıyor. NASA Astrofizik Danışma Komisyonu, NASA Lynx Uzay Teleskopu Bilim ve Teknik Ekibi Başkanı ve kara deliğin görüntülenmesini başaran Olay Ufku Teleskopu Bilim Konseyi ve Modelleme ve Analiz Çalışma Grubu Başkanı. Ekipteki tek Türk bilim insanı. Kara deliklerin, fizik kanunlarının ve yerçekimini anlatan genel görelilik kuramının öngördüğü cisimler olduğunu söylüyor: “Bunları doğrudan görüntülemek, bize gerçekten kara delik dediğimiz şeyin düşündüğümüz özellikleri var mı, yok mu onu gösteriyor. Biz diyoruz ki yer çekimi o kadar kuvvetli ki merkezinde bir sonsuzluğa götürüyor, sonsuz bir enerji var, ışığı bile kendine çekiyor ve çevresinde kara bir delik oluşturuyor. Bu, teorinin öngördüğü bir şeydi. Biz de doğrudan bu resmi çekerek bunun böyle olduğunu göstermiş olduk. Uzayı anlamak, fiziksel kanunlarımızı doğrulamak ve netleştirmek ve de kara delik gibi biraz aşırı ve garip bir cismin teorinin öngördüğü şekilde gerçekten olup olmadığını görmek için bu gözlemi yaptık.”

Evreni anlamaya çalışıyoruz

Dünya’nın içinde bulunduğu Samanyolu galaksisinin merkezinde bulunan “Saggitarius A” isimli dev kütleli kara deliğin görüntülenmesi çalışmaları hakkında şunları söylüyor: “2017’de teleskoplarımızı gökyüzüne çevirdiğimizde hem Samanyolu’nun merkezindeki kara delikten görüntü aldık hem de M87’nin merkezindeki kara delikten görüntü aldık. Bunların dışında da dört tane daha kara deliğe baktık. Samayolu galaksisinin merkezindeki karadelikle ilgili çalışmamız devam ediyor. Veriler biraz daha fazla analiz gerektiriyor. Bunu görüntülemek tabii ki mümkün, biz baştan beri bu iki kaynağı da hedef alarak çalışmalar yaptık ama sonuçlar öbür galaksideki kara delik için daha çabuk hazır oldu, dolayısıyla onu yayımladık. Söz veremeyeceğim ama bu yılın sonuna kadar onu da bitirmeye çalışıyoruz. Ama neye benzeyeceğini şu anda söyleyemiyorum, henüz analizlerimiz bitmedi çünkü.” Özel’e göre, uzay çalışmalarının insanların hayatına doğrudan dokunan uzun vadeli sonuçları olacak. Özel, “Biz temel bilimle ne zaman uğraşırsak, ‘Bu neye yarar’ diye sormadan da yaşadığımız dünyayı ve evreni anlamaya çalışıyoruz. Bunu anladığımız noktada hiç o noktada düşünmediğimiz ama sonradan topluma çok yarar sağlayan sonuçları oluyor. Örneğin lazer, fizikte eşevreli ışık dediğimiz ışık nasıl davranır, nasıl manipüle edilir konusu araştırılırken bulunmuş bir şey. Ama bugün bunu göz ameliyatından birçok endüstriye kadar kullanıyoruz. Dolayısıyla biz temel bilim çalışmaları yaparken bunu illa ki toplumda nasıl kullanırız diye yapmıyoruz ama mutlaka yararlı bir şey çıkıyor” diyor.

Bilim için gidilir

Özel, Türkiye’den beyin göçünü ise şöyle değerlendiriyor: “Bilimi seven insanlar nerede bilim yapabilecekse oraya gitmek durumunda. Nerede olanakları varsa, nerede destek görüyorlarsa, nerede en iyi eğitimi alabiliyorlarsa onu takip etmek zorundalar. Türkiye’de ‘temel bilim okuyup ne yapacaksın’ mantığı değişmezse tabii ki bilime ilgi duyan insanlar başka yerlere gidip eğitimlerini görüp laboratuvarlarını kurup devam etmek zorunda kalacaklar.” Türkiye’ye tersine beyin göçünün ancak uzun vadeli ve kararlı bir stratejiyle mümkün olabileceğini vurguluyor. Böyle bir strateji izlenmesi durumunda çok uzun olmayan bir dönemde sonuç alınabileceğini düşünüyor. “Gerçekten gönülden ve uzun vadeli bir yatırım yaparsak, üniversitelerimize bu imkânları tanırsak, toplumca çocuklarımızı bilime yöneltirsek tabii ki mümkün” diyerek Çin örneğini veriyor: “Mesela Çin’de gördüğümüz atılım önemli. Çin’e bilim insanlarını geri getirmek için kurdukları laboratuvarların büyük bir kısmı 10 yıl önce boştu. Ama bugün dolu. Bugün ABD’de, Avrupa’da eğitim alan bilim insanlarını geri getirebiliyorlar, çok iyi imkânlarla, büyük laboratuvarlarla ve büyük yatırımlarla. Bu, her ülkenin kendisinin vermesi gereken bir karar. Buna toplum olarak önem verdiğimizde her şey mümkün.”

Potansiyeli kullanmak

Türkiye’deki eğitim sisteminin çok az sayıda yetenekli ve ilgili çocuğun yetişebilmesine olanak tanıdığına dikkat çekiyor: “Yetenek potansiyelimizi kullanamıyoruz biz Türkiye’de. Daha güzel okullar, daha fazla yatırım, çocukları bilime ya da yetenekli olduğu diğer alanlara yönlendirecek fırsatlar tanınması gerekiyor. Bu tür fırsatlar tanınırsa Türkiye bir aşama yapabilir. Elimizdeki imkânları sonuna kadar kullanalım ama yeni imkânlar da yaratmak gerekiyor.”

‘Erkek egemen bilim dünyasını değiştireceğiz’

Özel, bilim dünyasının erkek egemen olduğunu ancak bu durumun yavaş yavaş kırılacağını dile getiriyor: “Kadın olarak bilim dünyasında olmak zor. Çünkü erkek egemen ve daha çok erkeklerin birbirini destekledikleri bir grup. Dolayısıyla kadınların önünde kabul görmek, kendini kanıtlamak, başkalarının agresif davranışlarıyla başa çıkmak gibi daha büyük zorluklar var. Öğrencilik yıllarımda da oldu, şimdi de oluyor. Hatta daha başarılı oldukça daha çok aşağı çekmeye çalışanlar oluyor. Ama bir gün değişecek. Yavaş yavaş bunu da değiştireceğiz. Ben, benden sonra gelecek nesillere destek oluyorum, onlar kendilerinden sonrakilere destek olacak. Bir gün bu konudan bahsetmemize gerek olmayacak. Belki bugün değil ama eminim kadınlar toplumda istedikleri her şeyi olabilecekler. İster bilim olsun, ister iş hayatı, ister politika olsun kadınların eşit olarak katılabilecekleri toplum yaratacağımızdan eminim. Ben de bu konuda elimden geleni yapıyorum.”

 

‘Büyük Fikirler’ listesine giren çalışması:

Nötron yıldızları kara deliklerin kuzeni. Onlar da evrende gördüğümüz en ekstrem cisimlerden biri. Normal madde özelliğini kaybetmiş, içindeki nötron miktarı artmış ve de madde olarak evrende gördüğümüz en yoğun cisimler. Onun da ötesinde manyetik alanları da çok yüksek. Dünyanın, güneşin, diğer yıldızların bir manyetik alanı var ama nötron yıldızlarının, bizim güneşimizin trilyon katı kadar manyetik alanı var. Burada kuantum etkileri de oluyor. Ben bu çalışmama ilk başladığımda nötron yıldızlarının kuantum hesaplarını yapmıştım. O yoğunlukta ve bu kadar yüksek manyetik alanda ne gibi özellikleri olduğunu hesapladım. O nedenle bu çalışmam ilgi çekti. Bu çalışmam 20 yıldır devam ediyor. Hem kara delikler üzerine hem de nötron yıldızları üzerine çalışmalarım devam ediyor. Farklı farklı yönlerden veriler de gelmeye devam ediyor. Bazıları uzay teleskoplarından, NASA’nın çalışmalarından geliyor. Bazıları bu olay ufku teleskobu gibi yeryüzünde dağların tepesinde vesaire kurduğumuz teleskoplardan veriler geliyor. Dolayısıyla bu dönem hem bizim için çok heyecanlı bir dönem; çünkü sadece teorik çalışma yapmak istemiyoruz, verilerle karşılaştırıp anlayışımızı ilerletmek istiyoruz; hem de yapılacak çok şey var.”

Pazar Dergi