Kılıçdaroğlu: Bir tek bu sözlerime dava açamıyorlar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sözcü gazetesi yazarlarına yönelik açılan FETÖ davasına tepki göstererek, "Defalarca söyledim, bir daha söylüyorum: FETÖ'nün siyasi ayağı sarayda oturuyor. Bir numaralı aktörü o. Bunu söylüyorum mahkemeye de vermiyorlar. Her şey de veriyorlar. Bunu söylediğimde veremiyorlar. Çünkü biliyorlar ki mahkemede her şeyi ortaya koyacağız." dedi.

cumhuriyet.com.tr
12 Aralık 2018 Çarşamba, 10:24

<video:1167460>

Türkiye Barolar Birliği Litai Konukevi'nde düzenlenen 'İnsan Haklarında Eşitlik ve Adalet Çalıştayı'na CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile çok sayıda milletvekili ve parti meclis üyeleri katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Kılıçdaroğlu, anayasada toplumun belli kesimlerinin özellikle düşük gelirlilerin korunmasına yönelik düzenlemeler yapıldığını belirterek şunları söyledi:

"ÇİFTÇİNİN BENİM HAKKIMI NEDEN VERMİYORSUN? DİYEREK DAVA AÇMASI LAZIM"

''Anayasa, tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması gerektiğini öngörmüş. Parlamento da o zaman görevini yapmış. Diyor ki; ‘tarım ve hayvancılık dallarında çalışıyorsan sana her yıl milli gelirin en az yüzde 1'i oranında teşvik vereceğim'. 2006-2019 yılları arasında verilmeyen hak 154 milyar 850 milyon lira. Çiftçiye yasaya göre verilmesi gereken hakkın tamamı verilmiyor. Lütuf olarak 5-10 lira veriyorlar sussunlar diye. Sen benim asıl yasal ve anayasal haklarımı vereceksin. Ziraat Odaları'nın buna dava açması lazım. Çiftçinin benim hakkımı neden vermiyorsun?' diye dava açması lazım. Ancak kimse korkudan da dava açamıyor.''

"KIYILARDAN YARARLANMA HAKKI ELİMİZDEN ALINDI"

Sadece İstanbul'da, Aksaray'dan Bakırköy'e giderken bakın. Deniz yüksek binalarla kapatılmış vaziyette. Hani benim kıyılardan yararlanma hakkım vardı. Hak elinden alınıyor, bütün Türkiye'de seyrediyor. Buna isyan edilmesi lazım. Anayasaya göre bu kıyılar benim hakkım. Herkesin yararlanma hakkı var.

"EN ÇOK SENDİKALAR İSYAN ETMELİ"

Kamu şirketlerinin tamamının halka ait olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, ''Çünkü bizim vergilerimizle kuruldular. Benim vergilerim ile bir şirket kuruluyorsa benim vergilerim ile bir fabrika kuruluyorsa ve orada binlerce işçi çalışıyorsa, eğer bu yer özelleştirilecekse anayasanın öngördüğü kurallara göre diyor ki 'devletleştirme veya özelleştirme gerçek karşılığı üzerinden yapılır' Hangi gerçek karşılığı üzerinden? Birilerine satılan ve talan edilen fabrikaları biliyoruz, 'babalar gibi satarım' diyen politikacıları biliyoruz. Bu haklar neden aranmadı peki? Sendikalar neden bu konuda kendi istedikleri ölçüde cılız sesler ile mücadele ettiler? Daha gür seslerle neden mücadele etmediler? Binlerce kişi işsiz kaldı. Yüzlerce fabrika kapandı. Arazileri rantiyeye teslim ettiler. Çalışma hakkı da anayasa da güvence altına alınmış. Çalışma herkesin hakkı deniliyor. Herkesin çalışma hakkı varsa bu çalışma hakkını yerine getirecek olan kurumun adı devlettir. Hepimizin ortak kurduğu bir devlet var. Bunun adı sosyal, laik ve hukuk devletidir. Ve bu devlet işsize iş bulmak zorundadır. Bunun alt yapısını oluşturmak zorundadır. Eğer bir devlet çalışma hakkını vatandaşına teslim etmiyorsa çalışabilecek bir ortamı sağlamıyorsa o devlet sosyal devlet olmaktan uzaklaşmış demektir. Bunu en çok sendikaların dile getirmesi lazım. En çok isyan etmesi gereken kurum sendikalardır'' diye konuştu.

"BİLİYORUM KILIÇDAROĞLU İŞÇİLERİ İSYANA TEŞVİK ETTİ DİYECEKLER"

Sendikalara da eleştirilerde bulunan Kılıçdaroğlu, "Hak aradı diye eğer bu ülkenin işçileri hapse atılıyorsa ve özellikle iki büyük sendika buna sessiz kalıyorsa, orada ciddi bir sorunumuz var demektir. "Tahtakurusu var. Yatamıyorum" diyor işçi. Bunu istedi diye işçiler topluca hapse atıldı. Bütün meydanların dolması lazımdı. Biliyorum şimdi "Kılıçdaroğlu işçileri isyana teşvik etti" diyecekler. Eğer hak arama talebinde bulunan bir işçi, yakalanıp niye hakkını arıyorsun diye hapse atılıyor ve işçiler meydana çıkmıyorsa kimse kusura bakmasın o işçiler işçi değil. Hak verilmez alınır." dedi. 

"TÜRKİYE GELİR DAĞILIMININ EN ÇOK BOZULDUĞU ÜLKELERİN BAŞINDA GELİYOR"

Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

Şimdi asgari ücreti konuşuyorlar kaç lira olacak diye. Gelir dağılımının en çok bozulduğu ülkelerin başında Türkiye geliyor. 1 milyon 800 bin kişi asgari ücretin altında maaş alıyor. 500 lira maaş alan var. Biz şunu söyledik. CHP'li belediyelerin tamamında 1 Ocak 2019'dan itibaren Ama 1 Ocak ve Nisan arasındaki asgari ücret farkını da kendilerine ödeyeceğiz. Hiç bir işçinin işine son vermeyeceğiz. Alın teri ile emek ile uğraşılmaz. O işçi çalışıyorsa ve alın teri döküyorsa başımızın üzerinde yeri vardır.

"ÖĞRENCİLER HAPİSTE, 'DIŞARIYA ÇIK' TALİMATI VEREN KOMUTANLARI DIŞARIDA"

Barış bildirisini imzaladı diye binlerce akademisyenin görevine son verildi. Gazeteciler hapiste, avukatlar, milletvekilleri hapiste. Çavuşlar hapiste, komutanları dışarıda. Öğrenciler hapiste, "dışarıya çık" talimatını veren komutanları dışarıda. Böyle bir çarpık dünyada yaşıyor şu anda Türkiye. 

Kamu hizmetlerine girme hakkı herkese eşit tanınmalı. Üniversiteden atıp, pasaportlarına el koyuyorsunuz. Dönüp "Bunlar ağaç kökü yesinler" diyorsunuz. Ne zaman? 21. yüzyılda. O zaman insan haklarından nasıl söz edeceğiz.

SÖZCÜ YAZARLARINA YÖNELİK DAVA

Medyanın özgürlüğü ve bağımsızlığı yurttaşların sorunlarının dile getirmesinin temel unsuru olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu konuşmasını şöyle tamamladı:

Medya bağımsız olduğu zaman fakirin de zenginin de işçinin de köylünün de toplumun her kesiminin sorununu dile getirir. Yargı tarafsızlığını ve bağımsızlığını kaybetti. Medyanın yüzde 90'ı bir kişinin kontrolünde. Şimdi daha dar alanda ve bin bir zorlukla yayın yapan medyanın üzerine geliyorlar. Sözcü Gazetesi Türkiye'nin en büyük gazetesi ve onuruyla mücadele edenlerin, bağımsız yargının sözcülüğünü yapıyor. Ancak şimdi onu bir terör örgütüyle irtibatlandırmaya çalışıyorlar. 'Bunlar FETÖ'ye destek veriyor' diyorlar. 'Ne istedin de vermedik diyen' bu yazarlar mı? Her şeyi teslim eden sen değil misin? FETÖ'nün her ayağını ortaya çıkardılar. Bir şey eksik: FETÖ'nün siyasi ayağı. Defalarca söyledim, bir daha söylüyorum: FETÖ'nün siyasi ayağı sarayda oturuyor. Bir numaralı aktörü o. Bunu söylüyorum mahkemeye de vermiyorlar. Her şey de veriyorlar. Bunu söylediğimde veremiyorlar. Çünkü biliyorlar ki götürüp mahkemede her şeyi ortaya koyacağız. Sen ne istiyorsun Emin Çölaşan'dan, Necati Doğru'dan? Bu yazarlar Cumhuriyet'ten, sosyal devletten, kardeşlikten ve demokrasiden yanadır.''Bunlar özgür kalemler. Beni de eleştiriyorlar. Soramayız. İstediği gibi yazar. Beni üzen ise yargının içine düştüğü sefalet. Yargı buraya düşmemeliydi.

İTTİFAK AÇIKLAMASI: UMARIM GÜZEL ŞEYLER OLUR

Konuşma sonrasında çıkışta İYİ  Parti ile ittifak sürecinde gelinen son noktaya ilişkin de kısa bir açıklama yapan Kılıçdaroğlu, "Görüşmeler devam ediyor. Umarım güzel şeyler olur. Türkiye bu ittifak görüşmelerini başarıyla sonuçlandırır benimde en büyük arzularımdan birisi bu" dedi.