Kılıçdaroğlu: Hitler modeli

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın yasak anlayışının “Hitler modeli” olduğunu söyledi. 21. yüzyılın Türkiyesi’nde bunu başaramayacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, AKP içinde hesaplaşma yaşanacağını ileri sürdü.
Yayınlanma tarihi: 8 Mart 2014 Cumartesi, 03:04

[Haber görseli]

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Youtube ve Facebook’u kapatma tehdidine, “Söyler ama başaramaz. Tam bir tek parti anlayışı, tek parti devleti, Hitler modeli. O modeli özlemiş anlaşılan” sözleriyle tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, AKP’li Metin Külünk’ün “günah işleme özgürlüğü” savunmasına ise “Müslümanlıkta günah işleme özgürlüğü diye bir kavram yoktur, Diyanet İşleri Başkanı hemen hemen her konuda konuşur, yolsuzluklar konusunda niye suskunluğunu koruyor acaba?”yanıtını verdi. Ordu mitingi öncesinde bir grup gazetecinin sorusunu yanıtlayan Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:

Hitler gibi: (Facebook ve Youtube’un kapatılmak istenmesi) Yasakçı bir düşünceden yola çıkıldığı takdirde ülke yönetilebilir mi Youtube, Facebook yasaklanacak, gazeteleri de yasakla. 76 milyon senin ağzına baksın o zaman, çünkü doğruyu sen biliyorsun, halkı anca sen aydınlatabilirsin, muhalefet diye bir şey söz konusu olmaz, insanlar düşüncelerini özgürce açıklamazlar, böyle bir anlayış ortaya çıkıyor. Tam bir tek parti anlayışı, tek parti devleti, Hitler modeli. O modeli özlemiş anlaşılan Erdoğan. Ama 21. yüzyılın Türkiye’sinde bunu başaramaz, söyler ama başaramaz, çünkü teknolojinin ne kadar hızlı geliştiğini bilmiyor. Asıl sorun da o. Dünyadaki değişimleri özgürlük hareketlerini, insanların beklentilerini taleplerini karşılamaktan çok uzak bu kişi, bütün dünyasını kendisinin, ailesinin zenginleşmesi üzerine inşa eden bir insan toplumu anlayamaz, topluma demokrasi ve özgürlük getiremez.

Kanıt varsa: (Gülen’e kırmızı bülten çıkarılacağı iddiası) Hükümet ile cemaat arasında bir kavganın olduğunu biliyoruz. Hükümetin cemaate bütün kanallardan saldırdığını da biliyoruz. Elinde deliller, kanıtlar varsa konuşmak yerine gereğini yapsın, ne konuşuyor. Başbakanlık şikâyet makamı değil ki, oturmuş habire cemaati şikâyet ediyor, cemaate dönüp siz ne istiyorsunuz da vermedik diyen kendisi değil miydi, cemaatin desteğini aldığı zaman bir sorun yoktu. Ne zaman kendisinin yolsuzlukları ortaya çıktı, cemaati düşman ilan etti. Samimi, dürüst değil.

Böyle özgürlük yok: (AKP’li Metin Külünk’ün “Günah işleme suçlama özgürlüğümüz var” sözleri) Müslümanlıkta günah işleme özgürlüğü diye bir kavram yoktur, Diyanet İşleri Başkanı hemen hemen her konuda konuşur, yolsuzluklar konusunda niye suskunluğunu koruyor acaba. Günah işleme özgürlüğü ne demektir, hırsızlık yapacağım, özgürlüğümü tanıyın demektir. Günah işleme özgürlüğünü hiçbir din, sivil toplum, ahlak, erdem kabul edilemez, öyle bir şey yoktur. Bütün yasaları, inançları çöpe atmak zorundayız. Böyle bir anlayışı, söylemi hangi gerekçeyle dile getirdi ben de merak ediyorum. Aklın tutulduğu andır o an.

Yalnız adam: AKP’de milletvekili olarak son derece saygın insanlar var. Bu insanlar bütün bu gelişmelerden rahatsızlar. Bir genel başkanın ve onun ailesinin devleti soymak üzere harekete geçmesi, medyaya müdahale etmesi, ihaleye fesat karıştırması, yargıya müdahale etmesi, kabul edilebilir bir olay değildir. Hiçbir demokraside bunların yeri yoktur. Sadece muhalefetin değil iktidardaki partinin milletvekillerinin rahatsızlık duymaları kadar doğal bir şey olamaz. Bu süreçte Erdoğan yalnız kaldı. Etrafında birkaç tane tetikçi ve onu destekleyen havuz medyası var. Onun dışında yalnızdır. Çünkü devleti soyanlar devletten destek almazlar, halktan destek almazlar. Erdoğan’ın bu söylemi yalnızlaştığını gösteriyor, kendisine güç verecek başka mekanizmaları harekete geçirmek istiyor ama bu toplumun vicdanı var, bu toplum hırsızlara prim vermedi.

Skype’den görüşüyorum: (Kendisi hakkında montajlanmış kayıtların gösterilmesi) Görmedim ama onların gerçek olmadığını herkes biliyor. O kendisini kurtarma çabası, kendi ağzıyla itiraf etti zaten yargıya müdahale ettiğini, medyaya müdahale ettiğini, kendi bakanı bu yolsuzluklar için talimatı sen verdin diye açıklama yaptı, hangi montajdan bahsediyor. Yolsuzluklarını kapatmak için montaj bahanesine sığınıyor. Hiçbir inandırıcılığı yok. Oğlumla olan konuşmamı montajlasın bakayım nasıl montajlıyormuş, ben merak ediyorum. Oğlumla ben Skype’den haftada bir konuşuyorum, Güney Kore’den, nasıl montaj yapacak. Evde 30 milyon Avro kaldı mı diyecek benim oğlum.

Tarihi karar: (AYM’nin Başbuğ kararı) Anayasa Mahkemesi’nin kararı hukuk tarihimiz açısından çok önemli bir karardır. Ergenekon, Balyoz ve onun türevleri olan davalarda pek çok insanın gereksiz yere hapse atıldığını, düzmece delillerle mahkûm edildiğini biliyoruz. AYM bu haksızlıkları resmen kabul etti. Adaletin dağıtılmadığını kabul etti. ÖYM’lerde adaletin dağıtılmadığını açıkça kabul etti. İnsanlar boşu boşuna Silivri toplama kampında bulunuyor. Silivri toplama kampı derken masum insanlar yatıyor derken en ağır eleştirileri oradan alıyordum, şimdi AYM bizim bütün eleştirilerimize haklılık kazandırdı. Erdoğan hâlâ bu gerçeği tümüyle görmüş değil.

Fezleke tepkisi: Gelen klasörlerle ilgili vekillerimiz fezlekeleri görmek istedi, Cemil Çiçek gizli olduğu düşüncesi içinde. Fezlekeleri görmek için anayasa hukukçularından görüş alacağını iletmiş, vekillerden gizli fezleke olur mu, yarın bu fezlekeler Meclis’te görüşülecek niye gizliyorlar, anlamak mümkün değil.

Kan kaybı olacak: Vicdan rahatsızlığı çeken çok milletvekili var, AKP kan kaybına uğrayacak, bu parti içinde hesaplaşmayı gündeme getirebilir, yüzde 49 oy alan bir parti nasıl oluyor da kısa süre içinde bu kadar oy kaybı olur, bir ara 60 bandına kadar çıktı. Bu ibretlik bir olaydır. Vicdanlı olan milletvekilleri bu noktaya kim getirdi diye sorgularlar herhalde.

A+ A-
Cumhuriyet İMECESİ