İhsanoğlu'ndan Erdoğan'a karşı Atatürk örneği

Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, "Koskoca Atatürk yetkiyi kendinde toplayamaz mıydı? Yetkileri baş vekildeydi. Şimdi siz bana geliyorsunuz diyorsunuz ki ABD gibi olacağız. Her şeyden önce ABD başkanı istediği her şeyi yapamıyor. Ama biz burada her şeyi bir kişinin iki dudağı arasında yapmak istiyoruz ve buna demokrasi adını veriyoruz" dedi.

Emine Kaplan
22 Temmuz 2014 Salı, 15:40

İlk turu 10 Ağustos'ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçim çalışmalarını sürdüren muhalefetin Köşk adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, günü İzmir'de esnaf ziyaretleri ile geçirdi. İzmirlilerin yoğun ilgisi ile karşılanan İhsanoğlu, bir de sohbet toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu, Şanlıurfa'da terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı PYD ile çatışma sırasında hayatını kaybeden 2 şehit için Allah'tan rahmet diledi.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 2 hafta kaldığını belirten İhsanoğlu, "Bugün ülkemiz iki hafta sonra seçime gidiyor. Seçime gidiyoruz ama bu yarış adil bir yarış değil. MHP ve CHP'nin uzlaşması bütün oyunları bozdu. Bu uzlaşma aslında tepede olan uzlaşma değil, bugün meclis dışındaki 10 partinin desteklemesi ile görünmeyen bir mutabakat var Türkiye'de neredeyse milli mutabakat. Bizim AK Partili kardeşlerimizin önemli bir kısmı bizler gibi sizler gibi, devletin tepesinde kavga istemiyor, öfke istemiyor, kibir istemiyor. Devletin tepesi kavga edilen bir yer değil, devletin tepesi sorunların çözüldüğü yer sorunların yaratıldığı yer değildir. Onun için devletin tepesine sorun yaratanları taşımayalım. Sorun çözecek olanları taşıyalım" dedi.

Bütün milleti kucakladıklarını belirten Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu, cumhurun 76 milyonu kucaklamak demek olduğunu söyledi. Avrupa ülkelerindeki yönetim sistemlerini anlatan İhsanoğlu, Atatürk'ü örnek gösterdi, "Koskoca Atatürk yetkiyi kendinde toplayamaz mıydı? Yetkileri baş vekildeydi. Şimdi siz bana geliyorsunuz diyorsunuz ki ABD gibi olacağız. Her şeyden önce ABD başkanı istediği her şeyi yapamıyor. Ama biz burada her şeyi bir kişinin iki dudağı arasında yapmak istiyoruz ve buna demokrasi adını veriyoruz. Avrupa'da böyle bir sistem var mı? Bizde 81 vilayet var. Biz bunları birleşik vilayetler mi yapacağız. Anlaşılan böyle bir gündem var. Özerklik falan deyip bir döneme gideceğiz. Bütün Avrupa ülkelerinde başında ister kral, ister kraliçe olsun, herkes parlamenter sisteme göre idare edilir. Fransa hariç bütün ülkelerde cumhurbaşkanı siyaset dışından seçilir" diye konuştu.

Ege'de bulunan yazlıkçılara 10 Ağustos'taki seçimlerde oy kullanın çağrısını tekrarlayan İhsanoğlu açıklamasını şöyle sürdürdü: "Sandığa sahip olmak yetmez. Şişko fareler trafolara giriyor, trafolara girince karanlık oluyor. Karanlık olunca da siz neler olduğunu biliyorsunuz. 3 isim var. Biz burada komitelerin kurulmasını istiyoruz. 10 partiden de komitelere girilebilir. Yarışa başlar başlamaz bir seviye getirdik. Biraz millettin ayağının yere basmasını sağladık. Mevcut anayasaya saygılı konuşmaya başladık. Yapılacak şudur; her şeyden önce ülkede huzuru sağlamamız kazım. Bu gerginliği bitirmek lazım. Türkiye'nin maceraya sürüklenmemesi lazım. Onun için bizde AK Partili kardeşlerimize de istikrarı devam ettireceğiz. Fakat bu istikrar devam ederken bu kutuplaşmayı, cepheleşmeyi sona erdireceğiz. Büyük bir millet olarak dirliğimizi, birliğimizi sağlayacağız. Komşularımızla olan münasebetlerimizi düzelteceğiz. Gündemimizin ilk maddesi hukukun üstünlüğü ve buna bağlı yargının bağımsızlığıdır. Bugün Türkiye'de Hukukun üstünlüğünden bahsetmek mümkün değil. Yargının bağımsızlığından bahsetmek mümkün değil. Türkiye'de hiçbir zaman askeri diktalar zamanında dahil yargının bu kadar darbe aldığını bizim neslimiz bunu hatırlamıyor. Biz siyasi tarihimizde de böyle bir şey görmedik. Ben bu yarışı hanımlarımızın, gençlerimizin engellilerin desteği ile kazanacağım.

 

EMNİYETTE "PARALEL YAPI" OPERASYONU

Adli takibat intikam ruhu içinde olmamalıdır. Eğer gerçekten suç işleyen varsa, isterse polis olsun, isterse milletvekili olsun, isterse bakan olsun devletin hangi görevinde olursa olsun böyle bir şey yapmışsa, kanun karşısında eşit muamele alarak adil bir şekilde yargılanarak cezası ne ise onu alması lazım. Uzun zamandır emniyet mensuplarına, yargı mensuplarına, savcılara, hâkimlere emniyet müdürlerine bir takım lekeleme kampanyaları başlatıldı. Vatandaşların, hukukçuların kanun kitaplarında tarifi olmayan suçlamaları görüyorlar. Şimdiye kadar hiçbir makam bunlar hakkında bir delil ortaya koymadı. Onurları kıran bir şekilde tutuklananların bir kısmı serbest bırakıldı. Her şeye rağmen vicdanlı hâkimler var. Bu kadar intikam duygusu içerisinde, böyle bir şey çok ayıptır.

 

'SIRF FİLİSTİNLİ Mİ OLMAK LAZIM'

Gazze'de hükümetimiz yas ilan etti. Bu saygı ile karşılayacağımız bir husus. Onun dışında nutuk attık, telefonlar yaptık, bağırdık, çağırdık ama bir şişe kan gönderemedik oraya. Battaniye gönderemedik, konserve gönderemedik. Neden? Çünkü herkes ile kavgalıyız. Oraya gidecek gıdanın yardımın iki kapısı var. Siz o iki kapının sahibi 2 devletle kavgalısınız. Bu ilk defa olmuyor, son defada olmayacak. İsrail saldırılara devam edecek. Güvenlik konseyinin kapısında kilit olduğuna göre bu olacaktır. Ben başka bir yol tavsiye ettim ama kulak asmıyorlar, bağırıyorlar çağırıyorlar, küfrediyorlar, yalan söylüyorlar, bize de başkalarına da yalan söylüyorlar. Bir taraftan Gazze'deki kardeşlerimiz ile dayanışma içinde iken Irak Türklerinin uğradığı katliamlar, kızların uğradığı tecavüzler unutuluyor. Sırf Filistinlimi olmak lazım, ama biraz da Allah rızası için dayanışma içinde olun. 50 bin kişi susuz, gıdasız, barınaksız. Bunları hiç kimse ağzına almıyor. Varsa yoksa Gazze. Gazze'ye de yapılan bir şey yok. Sonumuz kavgalı bir son olacak. Biz kavga istemiyoruz. "