Sokak'ın gündemi Gezi: Artık hiçbir şey eskisi gibi değil

Ve o günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Gezi Direnişi benzersiz bir tecrübe olarak sivil muhalefetin kendisine yeni bir dil, yeni bir üslup geliştirmesinde geniş bir yol açtı.

Eray Özer/Cumhuriyet
30 Mayıs 2015 Cumartesi, 23:55

Bundan iki yıl önce "üç-beş ağacı" korumaya çalışan "birkaç çocuğun" üzerine zabıtalarını, iş makinelerini gönderdiler. Teferruat sayılacak bir meseleyi hallediyorlardı kendilerince. İstanbul’un kalbindeki bir parka kışlalarını, AVM’lerini dikme yolunda basit bir ayrıntının icabına bakıyorlardı.

Öyle olmadı. Ne Gezi Parkı’na kışla dikilebildi ne de kışlanın içine AVM.

Aksine, Türkiye’de toplumsal muhalefet tarihinde görülmemiş büyüklükte bir ateşin fitili tutuştu.

20’lerini sürmekte olan ve apolitik sanılan bir kuşaktan politikanın dik âlâsını öğrendik.

Mizahın nasıl da politikanın dili olabileceğini gördük. Dayanışmanın günlük pratikte eskitilmiş, içi boş bir kelime olmadığını hatırladık.

Ve o günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Gezi Direnişi benzersiz bir tecrübe olarak sivil muhalefetin kendisine yeni bir dil, yeni bir üslup geliştirmesinde geniş bir yol açtı.

Sokağımıza dikilmeye çalışılan baz istasyonundan tutun da köyümüze kurulması planlanan HES’e, şehrimizde hayata geçirilmeye çalışılan kentsel dönüşüm projelerine kadar artık neye nasıl itiraz edeceğimizi, kiminle nasıl dayanışacağımızı bilir olduk.

Kayıp bir çocuğu aramak için, eşini kaybetmiş bir madencinin yardımına koşmak için, grevdeki bir işçinin yanında durmak için Gezi’yi referans aldık.

Gezi Direnişi esnasında kaybettiğimiz çocukların aileleri arasındaki yardımlaşma ve destek hepimize çok şey öğretti.

Bugün Gezi Direnişi’nin ikinci yıldönümü. Bunca mağduriyet ve haksızlık içerisinde böyle söyleyince tuhaf gelebilir ama bir an durup son iki yılda Gezi sayesinde kazandıklarımıza bir bakınca hak vereceksiniz: Bağzı şeyler iyiye gidiyor.

 

Bize sormadı ama kışlayı yapamadı

Gezi Parkı’na yapılması planlanan Topçu Kışlası ve AVM için dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan "Size mi soracağım?" demişti. Sormadı sahiden ama sormadığı sorusuna bir cevap aldı. O Topçu Kışlası, Taksim’e yapılamadı. Hele AVM’nin bir daha adı bile anılmadı. Danıştay, Taksim’e yönelik bütün imar projelerini iptal etti. Geçtiğimiz yılın ekim ayında Büyükşehir Belediyesi 2015-2019 yılı Stratejik Planı’nda Topçu Kışlası’nın ismini geçirdi belki ama arkası gelmedi. Hatta o kadar ki, yine geçtiğimiz kasımda Gezi Parkı yanındaki otobüs durağının iki metre geriye çekilmesi için başlatılan çalışma bile anında gösterilen tepki üzerine iptal edildi.

 

Her yer forum her yer savunma

Kuzey Ormanları Savunması, İstanbul Kent Savunması, Beyoğlu Kent Savunması, Bakırköy Kent Savunması, Beşiktaş Kent Savunması, Bursa Kent Savunması, Validebağ Savunması, Gümüşlük Forumu, Abbasağa Forumu, Yoğurtçu Parkı Forumu, Bozcaada Forumu... Liste uzar gider. Gezi’nin ardından Türkiye’nin her yerinde çevre hassasiyetlerini, hak ihlallerini ele alan, haksızlıklara anında tepki gösteren sivil inisiyatifler kuruldu, pek çoğu bugün hâlâ itirazlarını sürdürüyor. En son Beşiktaş Belediyesi Abbasağa Parkı’na çay bahçesi için dozerleri parka sokmaya kalkınca halk direndi. Belediye Başkanı Murat Hazinedar "Her şeyi halka sorsam iş yapamam" dese de çay bahçesine başlayamadı.

 

Hepsi sembol, aileleri örnek

Gezi’de gaz fişeklerine, polis kurşununa, tekmelere hedef olarak hayatını kaybedenler birer sembole dönüştü. Berkin Elvan’ın cenazesine katılanların ortaya koyduğu manzaranın benzerini en son Hrant Dink’i kaybettiğimizde görmüştük. Ali İsmail Korkmaz’ın duruşmaları için Türkiye’nin dört bir yanından otobüsler kaldırıldı, uzak şehirlerden yüzlerce kişi Korkmaz ailesine destek vermek için mahkeme kapısındaydı. Ethem Sarısülük davasında polis memuruna verilen düşük cezaya on binler tepki gösterdi. Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Ahmet Atakan, Medeni Yıldırım... Hepsi Gezi’nin güzel çocukları olarak akıllara kazındı. Sadece onlar değil, ailelerinin birbirlerine verdiği destek, gösterdiği dayanışma herkese örnek oldu. Şimdi kısa hayatında mükemmel insanlık örnekleri veren Ali İsmail Korkmaz'ın idealleri, adını taşıyan vakıfla daha da yayılıyor.

 

LGBTİ’siz mümkün değil artık

LGBTİ artık her yerde. Gezi Direnişi öncesine göre çok daha renkli, dinamik ve cesur. Bugün artık etkinlik ve protesto alanı cinsel kimlik tartışmalarıyla kısıtlı değil. Sendika yürüyüşünde, emekliye destek mitinginde, mağdur bir siyasi partiyle dayanışmada LGBTİ bayrağını görmek artık çok doğal. Gezi’den bu yana LGBTİ aktivistlerini eylemlerde görmek isteyenlerin, görünce sevinenlerin, varlıklarını yadırgamayanların sayısı da arttı.

 

Antikapitalist Müslümanlar’la tanışıldı

Gezi’nin kazanımlarından biri de tepki gösterilenin dini tercihler değil, yaşam tarzına müdahale olduğunun net bir biçimde ortaya konulmasıydı. Direnenler arasında Müslümanlar da vardı. Türkiye, Gezi ile birlikte Antikapitalist Müslümanlar’ı tanıdı. Gezi’de kandil kutlandı, sokak iftarları yapıldı, parkta Cuma namazı kılındı.

 

Bağımsız haber

Önce sosyal medya haberin kaynağı oldu. Sonra sosyal medyayı çok iyi kullanan bağımsız haber portalları güçlü bir biçimde hayatımıza girdi. T24 güçlenerek devam ederken Diken benzer bir kulvarda yer aldı. Ötekilerin Postası, 140journos, Dokuz8Haber gibi portallar her türlü eylemden anında haberdar olmamızı sağladı.

 

Yeni zeytinler büyüyor

Soma’nın Yırca köyüne Kolin İnşaat tarafından termik santral yapılmak istenmesine karşı geçen yıl k inşaat alanında direniş nöbetleri başlatıldı. Şirket görevlilerinin nöbet bekleyenleri darp etmesiyle Türkiye’nin dikkati Yırca’ya çevrildi. Sonunda olmaz denen oldu ve Yırca’daki 6 binden fazla zeytin ağacı bir gecede kesildi, köylüler dövüldü. Ağaçlar kesildikten hemen sonra kahreden haber geldi: Danıştay yürütmeyi durdurmuştu. Ve Yırca’ya verilen büyük destek, gösterilen dayanışma sonrası son karar geçen ay çıktı: Yürütmenin esastan durdurulması kararı onaylandı. Yırca'da şimdi Türkiye’nin dört bir yanından gönderilen zeytin fidanları büyüyor.

 

Hepimiz Özgecanız

Mersinli üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın tecavüz girişimiyle vahşice öldürülmesinin ardından ortaya çıkan dayanışma, kadın hareketinin gücünü bir kez daha gösterdi. Türkiye’nin her kentinde Özgecan için yürüdüler. Sosyal medya üzerinden başlayan kampanya ile kadınlar sokağa siyah kıyafetleriyle çıktı. Erkekler etek giyerek eylem yaptı. Talepler belliydi: Tecavüz suçlarında, kadın cinayetlerinde iyi hal indirimine bir son verilmesi, kadın cinayetlerini caydıracak cezai düzenlemelere gidilmesi. change.org'da imzalar toplandı. Sadece bu sitede toplanan imza 1 milyon 100 bin oldu. Hâlâ devam eden kampanyalar var.

 

İstanbul United

Sık bakalım, sık bakalım, biber gazı sık bakalım. Önce Çarşı’da başladı. Siyah-beyazlılar tezahüratlarını bu kez polise uyarlamışlardı. Onlara Galatasaray ve Fenerbahçe de katıldı. Üç büyük takımın taraftarı atışmayı bırakıp birleşmişti. Bu yeni oluşuma İstanbul United adı verildi, Dayanışma tribünlerde de sürdü. Lig maçlarının 34’üncü dakikasında "Her yer Taksim, her yer direniş" tezahüratı yükseliyordu. Devlet bu kadarına "duyarsız" kalmadı. Yakın tarihin en komik suçlaması yapıldı, Çarşı terör örgütü olarak yargılanmaya başlandı. Dava sürüyor ama polisler şikayetlerini geri çekti. Taraftar dayanışması Passolig'e karşı itirazda bir kez daha karşımıza çıktı.

 

Oy ve Ötesi

2013’te kurulan, 2014’te dernekleşen oluşum sandığa sahip çıkılması için gerekli eğitimleri ve organizasyonu sağlıyor. Oyların doğru bir biçimde sayılıp seçimlere hile karışmaması için elinden geleni yapıyor. Bu oluşumda Gezicilere de sandık müşahitliği yapmak düşüyor.

 

Yaşasın Marul Bayramı

Tarihi Yedikule Bostanı’nın imara açılması haberi çevre örgütlerini harekete geçirdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı kararı belediye meclisine geri gönderdi. Fikir Sahibi Damaklar Hareketi 2015’ten itibaren her yıl mayıs ayının ikinci haftasını Marul Bayramı olarak kutlama kararı aldı. Kuzguncuklular Derneği ise Üsküdar Belediyesi tarafından alınan bostanda semt sakinlerinin küçük arazilerde tarım yapmasını öngören projesini belediyeye kabul ettirdi.

 

Kanıtlayamadın!

Gezi protestoları esnasında iktidara yakın çevrelerce Dolmabahçe’deki Bezm-i Alem Valide Sultan Camii içerisinde içki içildiği iddiaları ortaya atıldı. Caminin müezzini Fuat Yıldırım içki içildiğini görmediğini söyledi, bu sözlerinin bedelini "sürülerek" ödedi! Kabataş’ta ise başörtülü bir kadının üstü çıplak, deri pantolonlu, eldivenli bir grup tarafından saldırıya uğradığı iddia edildi. Olaya dair görüntülerin kanıt olarak bulunduğu dillendirildi. Fakat hiçbir somut delil ortaya konulamadı. Aksine bağımsız yayıncılar olayın üstüne gitti. Kamuoyu itirazı, görüntülerin sızmasına yardımcı oldu ve iddialar boşa çıktı.

 

Birleşik Haziran Hareketi

Gezi’nin siyasal karşılıklarından biri de Birleşik Haziran Hareketi. Akademisyenler, çeşitli siyasi partiler ve sivil toplum hareketlerinin solda ortak mücadele kararıyla hayata geçirilen oluşum adını da Gezi Direnişi’nden aldı.

 

O ruh aramızda, bazen bir koroda...

Gezi Direnişi’nin ardından iki yıl geçti fakat Gezi Ruhu diye tarif edilen tavır aramızdan, içimizden hiç eksilmedi. Bir yanımız hep çapulcu kaldı ve öyle görünüyor ki kalmaya da devam edecek. Bunun en güzel örneğini geçenlerde Boğaziçi Caz Korosu verdi. 19 Mayıs kutlamaları için Boğaziçi Üniversitesi’ne bağlanan NTV yayının sonunda pek tabii ki böyle bir sürprizi beklemiyordu. Koro, Gezi esnasında tüm sözlerini yaşanan olaylara uyarladıkları Entarisi Ala Benziyor şarkısını bu kez orijinal sözleriyle seslendirdi ama sona bir sürpriz sakladı. Şarkının bitiminde zarifçe öne eğilen koro, kafalarını hafif yukarı kaldırıp kameraya bakarak son noktayı koydu: Çapulcu musun vay! Şarkı bitiminde yayındaki spikerlerin yaşadığı şok ve sessizlik, halimizin pür melali gibiydi.

 

Kamp Armen gerçek sahiplerinin

Hrant ve Rakel Dink de dahil binlerce Ermeni çocuğun yetiştiği ve Kamp Armen olarak bilinen Tuzla Çocuk Kampı’nı yıkılacağı haberi üzerine aktivistler kampta nöbet tutmaya başladı. 19 günün ardından mülk sahibi Fatih Ulusoy araziyi Tuzla Ermeni Yetimhanesi Vakfı’na bağışlayacağını açıkladı. Tapu ellerine geçene kadar Armen nöbeti sürüyor.

 

Aç-kapa, sor anayasaya

Protestolar esnasında sadece göstericilerin değil, herkesin haber kaynağına dönüşen sosyal medya etkili yaygınlaşmanın "faturasını" ödedi: Twitter ve Youtube kapatıldı. Bu girişim sadece Türkiye değil, dünyada da büyük tepki topladı, eleştirildi. Sosyal medya yasağına gösterilen tepkilerin karşılık bulduğu merci Anayasa Mahkemesi oldu. Konuya ilişkin bireysel başvuruları görüşen mahkeme geçen yıl nisan ayında twitter yasağının "ifade özgürlüğünün ihlali" olduğuna hükmetti.

 

Nişantaşı sokakta: Her Yer Lice!

Lice’de kalekol yapımını protesto eden halka polis ateş açtı, iki kişi öldü. Tepki bütün Türkiye’den geldi. Birçok ilde kitleler sokağa döküldü. Sokağa çıkan şehirler arasında İstanbul da vardı. Üstelik sadece Okmeydanı’yla, Gazi’siyle, Bağcılar’ıyla değil. Belki de Cumhuriyet tarihinde ilk kez Nişantaşılılar da sokaktaydı. Her Yer Lice, Her Yer Direniş sloganları eşliğinde... Artık, Türklerle Kürtleri buluşturan çok daha fazla dayanışmaya şahit oluyoruz.

 

Göcek koyları kurtarıldı

Göcek koyları olarak bilinen dört koy kiralanmak üzere ihaleye çıkarıldı. Aktivistlerin ve yöre halkının tepkisi büyük oldu. "Göcek Koyları kiralanamaz" diyenler haklı çıktı, idare mahkemesi bugüne dek dört koydan üçü için yürütmeyi durdurma kararı aldı. Koylar için tehlike henüz geçmiş değil. Fakat mücadeleye devam diyenler de duracak gibi değil.

 

O oyuncular da alanda

Oyuncular Sendikası çalışmalarının karşılığını Sine-Sen ile ortak yürüttüğü çalışma sonrasında film ve dizi setlerini Çalışma Bakanlığı nezdinde "Az Tehlikeli" iş yeri kategorisinden "Tehlikeli"ye taşıyarak aldı.

 

Ülke Soma’nın yanında

13 Mayıs 2014. Soma’da 301 madenci hayatını kaybetti, büyük facia Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Binlerce madenci çalışma koşullarında değişiklik talebiyle yola döküldü. Oluşan tepkiler sonuçlarını verdi: Madenci ücretlerinin asgari ücretin en az iki katı olması garanti altına alındı. Mesai 6 saatle kısıtlandı. Türkiye, Dünya Çalışma Örgütü’nün "maden risklerinin en aza inmesine" ilişkin sözleşmesini imzaladı. Yaşam odası kurulması gereken madenler yasa ile belirlendi. Oluşan muhalif bilinç, Yatağan Termik Santrali’nde özelleştirme karşıtı eylemde de kendini gösterdi. Destek verenler arasında Somalı meslektaşları da vardı. Yine Soma’dan bir başka madende maaş sıkıntısı yaşanınca işçiler hep birlikte Ankara’ya yürüyüşe geçti.

 

Hoşgeldin mizah

Son iki yılda politik mizah adeta yeniden doğdu. Youtube video klipleri, çeşitli fotoğraf caps’leri, sokak yazılamaları, zeka fışkıran sosyal medya mesajları... Politik mizah hayatımızın orta yerine yerleşti. Haftalık mizah dergileri, güncel gazete çizerleri her zamankinden daha güçlü bir etkiye sahip oldu. Kafa, Ot, Fil gibi muhalif içerikli yazılar, öykülerle dolu dergiler hayatımıza, üstelik yüksek satış rakamlarıyla girdi.

 

Metal işçileri kazandı

Yakın tarihimizin en büyük iş durdurma eylemlerinden birinin altına iki hafta önce metal işçileri imza attı. Renault’da işçilerin zam talebi ciddiye alınmayıp, yan sanayi fabrikasında yüksek oranda zam uygulamasına gidilmesi fitili ateşledi. Renault’yu Tofaş, Mako, Ford Otosan, Türk Traktör, Ototrim, Coşkunöz ve Valeo fabrikalarında çalışan işçiler izledi. Talepleri kabul edilen işçiler Türk Metal İş sendikasının anlaşmaya vardığından çok daha ileri haklarla görevlerinin başına döndü.

 

Seksist kafalara ders

Seda Sayan iki karısını öldürmüş bir adamı evlilik programına çıkarınca yoğun bir kampanya başladı.Program yayından kaldırıldı. Nihat Doğan, Özgecan cinayetinin ardından Twitter’da “Siz de mini eteği giyip soyunup, laik sistemin ahlaksızlaştırdığı sapıklar tarafından tacize uğrayınca da bas bas bağırmayacaksınız" yazdı. O da sonra Survivor’dan oldu. Doğadan’ın “Kadınlar 34 beden olmak, ayakkabı çanta ister”, KFC’nin “En çok neremi seviyorsun? Göğüslerimiz mi kalçalarımız mı?” sloganlı reklamı, Koton Kids’in çocukları yetişkin gibi gösterdiği reklam kampanyası geniş tepkiler sonucunda özür dilenerek yayından kaldırıldı.

 

HES iptalleri

Biraz yüksek debiyle akan her suyun önünü kesme iştahı da hem çevrecilerin hem de o bölgedeki halkın sert tepkisiyle karşılaştı. “Suyuma dokunma” sloganı, ÇED raporu bile alınmadan başlayan inşaatların karşısına dikildi. Kararlılık yargı kararlarına da zemin hazırladı. Simge mücadelelerden biri haline gelen Tunceli Munzur Çayı direnişi sonucunda Danıştay 4 baraj ve 6 HES yapımına yol açan kararları iptal etti.

 

İstanbul Pamir'i aradı

Gezi ruhunu 3.5 yaşındaki Pamir’in arama çalışmaları esnasında da gördük. Sosyal medya üzerinden hızla bir araya gelindi, yüzlerce gönüllü minik Pamir’in kaybolduğu bölgede 28 saat süren arama çalışmalarına katıldı. Ne yazık ki Pamir'e sağ ulaşalamadı ama dayanışmanın en güzel örneklerinden biriydi.

 

Göreve son

Gaziantep’te protesto amacıyla valiliğe yürüyen esnafa müdahale esnasında bir meslektaşını ensesinden tutarak "Sık ulan sık" sözleriyle kalabalığa gaz sıkması için zorlayan polis amiri görevden uzaklaştırıldı.

 

Yaşasın Kıymet teyzeler

75 yaşındaki Kıymet Peker Edirne’de inşaat yapılmak istenen park alanına gelmiş, dozer kepçesinin önüne sandalyesini çekip oturuvermişti. Onunla özdeşleşen mücadele sonucunda yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Artık Türkiye’nin her yerinde Kıymet teyzelerimiz var.