Kapat
A+ A-

Engelsiz yetenek

31 yaşındaki Çağatay Aras, bağlaması ile gönülleri fethediyor. Hedefi ise dünyanın tüm ülkelerine müziğini ve başarı öyküsünü sunmak, anlatabilmek.
Yayınlanma tarihi: 15 Aralık 2018 Cumartesi, 12:00

[Haber görseli]

Çağatay Aras (31), ülkemizde sayıları 70 bini bulan down sendromlu bireyden yalnızca biri. Doğduktan 10 gün sonra down sendrom tanısı konulan Çağatay, bağlama çalıyor. Her gittiği yere mutlaka bağlamasını götüren ve bağlamasına adeta aşkla bağlı olan Çağatay, aynı zamanda davul, gitar, org ve flüt gibi enstrümanları da çalabiliyor, orkestra şefliği de yapıyor. İyi bir ritim kulağına sahip olan Çağatay, konservatuvar mezunu ağabeyi Suphi Aras’ın deyimine göre ‘bütün enstrümanlara dokunuyor.’ Çağatay, “Beni hayata bağlayan en güzel şey müzik. Çoğu zamanımı müzik dinleyerek ve çalgılarımla müzik yaparak geçiriyorum. Bağlama vücudumun bir parçası gibi hiçbir yere bağlamasız gitmem çalmasam bile hep yanımda taşırım onu” diyor. Ağabeyi Suphi Aras ise “Down sendromlu olup da bağlamayı çalan dünyadaki tek çocuk. Bağlama en zor enstrümanlardandır. Ton çıkarmak zordur ama Çağatay 5 yaşından bu yana bağlama çalıyor. 7-8 yıldır da bunu oldukça ilerletti” diyerek kardeşini anlatıyor.

‘Bağlamamı her yere götürüyorum’

İstanbul Pendik’te yaşayan Çağatay Aras, dört kardeşin en küçüğü. Çağatay, bağlama ile ilk 5 yaşında tanışıyor. Amatör olarak bağlama çalan babasının sazı ilgisini çekiyor. Başlarda oyunlar oynadığı bağlaması daha sonra ayrılmaz bir parçası haline geliyor, adeta ondan kopamıyor... Hiçbir kurumdan eğitim almayan ve aile fertlerinin çabaları, özverileri ve de konservatuar mezunu abisinin desteğiyle kendisini daha da geliştiren Çağatay, sanat içerikli festivaller, konserler ve anlam yüklü günlerde yapılan etkinliklerde sahne alıyor.

Gittiği her yerde bağlamasını yanından ayırmayan Çağatay, “Beni hayata bağlayan en güzel şey müzik. Çoğu zamanımı müzik dinleyerek ve çalgılarımla müzik yaparak geçiriyorum. Bağlama vücudumun bir parçası gibi hiçbir yere bağlamasız gitmem çalmasam bile hep yanımda taşırım onu” diyerek duygularını anlatıyor. Instagram ve Twitter’daki kişisel hesaplarından bağlaması ile seslendirdiği türküleri çok sayıdaki sanatçı tarafından yorumlar yapılan ve beğenilen Çağatay, bu durumdan da oldukça memnun. “Çok mutlu oluyorum. Yeteneğimin ve başarı öykümün çokça insanlar tarafından fark edilmesi ve paylaşılması çok güzel ve çok anlamlı. Bunu gördükçe daha çok çalışıyorum, kendimi sürekli geliştiriyorum” diyor. Çağatay, “Paylaşımda bulunan, değerimi anlayan herkese ayrı ayrı teşekkür ederim” diyerek duygularını da dile getiriyor. Çağatay, bağlama dışında diğer enstrümanları da çalabiliyor: “Ritm sazlarıyla uğraşıyorum. Org, flüt çalıyorum. Aslında tüm sazlara ilgim var bağlamadan kalan zamanlarda bu sazlara da dokunuyorum zaman ayırıyorum. Çaldığım türkülerin hepsini çok seviyorum. Çokça çaldıklarım arasında ‘Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım’, ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ diyebilirim.”

‘Bağlamasıyla önce oyunlar oynadı...’
Çağatay’ın ağabeyi Suphi Aras da Ege Üniversitesi Konservatuvar mezunu. Aile içinde müzikle iç içe olan insanların olması nedeniyle kardeşinin müzikle çok küçük yaşlarda tanıştığını söyleyen ağabey Aras, “Çağatay beş yaşında önüne konulan bağlamasıyla önce oyunlar oynadı, sonra da insan üstü yeteneğiyle o sazı yaşamının ve bedeninin bir parçası haline getirmeyi başardı. Ailece yaptıklarımız ortada esasında tüm imkânsızlıklar içerisinde dahi sevgimiz sabrımız ve emeğimiz hep aynıydı Çağatay- a karşı sadece +1 sevgi verdik +1 emek harcadık çünkü +1 in gücünü o öğretti hepimize...” değerlendirmesini yapıyor. Kardeşi için “Ben öncelikle onun en samimi arkadaşı, en güvendiği kişi ve karakter olmayı başardım sanırsam. Çağatay Aras’ı kendime değil, her yerde söylediğim gibi ben kendimi, onun duygularına, hissettiklerine, yaşadıklarına nasıl yaklaştırırımın peşinde koştum ve bu konuda başarılı olduğumu söyleyebilirim” diyen ağabey, ekliyor: “Beni hedef seçmesi ve benimle yarışını çok doğru algılayıp, hep benden önde olduğunu, daha iyi ve özel bir müzisyen olduğunu hissettirdim kendisine. Çünkü doğrusu buydu, zaten benden onlarca var ancak Çağatay Aras dünyada tek. Ve bunlara ek saatlerce, günler, aylar, hatta yıllarca birlikte yaptığımız provalar benim katkım bu oldu diyelim bu üst düzey zekâ üstün yetenekli müzik insanına. Tüm samimiyetimle söylemek isterim bir müzik insanı olarak Çağatay Aras, sazını çok iyi çalıp, aynı zamanda çok iyi ritim kulağına sahip, ender müzisyenlerden birisi. Bu dediğimi iyi müzisyenler çok doğru yere koyacaklardır eminim.”

Dünyaya açılmak istiyor
Çağatay’ın en büyük hedefinin dünyaya açılmak olduğunu anlatan ağabey Aras “Çağatay’ın hedefi dünyanın tüm ülkelerine müziğini ve başarı öyküsünü sunmak anlatabilmek. Çünkü Çağatay bunu hak eden kişi çünkü o alanında dünyada ilk ve tek” diyor. Kardeşinin birçok parçayı çaldığını fakat özellikle Âşık Veysel’in türkülerini çok sevdiğini vurgulayan ağabey, ekliyor:
“Âşık Veysel, Çağatay da ayrı bir duygu hali bunu anlamak ve cevaplamak için herhalde Âşık Veysel veya Çağatay Aras olmak lazım.” Aras, Çağatay’ın sanatçı Zülfü Livaneli ile düet yapmak istediğini de anımsatıyor.


Down sendromu nedir

Down sendromu, genetik bir farklılık, bir kromozom anomalisidir. Down sendromu DNA’daki bir kromozom fazlalığı nedeniyle ortaya çıkıyor. En basit anlatımı ile sıradan bir insan vücudunda bulunan kromozom sayısı 46 iken down sendromlu bireylerde bu sayı üç adet 21. kromozom olması nedeniyle 47 olmakta. down sendromu tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, genetik bir farklılıktır. Hücre bölünmesi sırasında yanlış bölünme sonucu 21. kromozom çiftinde fazladan bir kromozom yer alması ile meydana gelir. Ortalama her 800 doğumda bir görülür. Tüm dünyada 6 milyon civarında Down sendromlu birey yaşadığı belirtilirken, ülkemizde yaklaşık 70 bin Down sendromlu bireyin olduğu tahmin ediliyor.

‘Dünya insanlarına ulaşıyor’


Suphi Aras, down sendromlu bireylere toplumun yaklaşımına ilişkin ise şunları söylüyor: “+1 farkla aslında insan dediğimiz canlının gerçek temsilcilerinden olup, doğum yerini güneş sistemimizde yer alan dünya gezegeni diye tanımlamak isterim. Çünkü Çağatay çok özel duyguları ve de insan üstü yeteneğiyle tüm dünya insanlarına ulaşıyor, gönüllerinde yer alıyor.
Sınırları kaldıran, sevgiyi emeği güzelliği yansıtan bu müthiş insanı kendi beynimizde çizdiğimiz sınırlara çekmenin doğru olmadığını ifade etmek isterim. O bu evrenin en güzel ezgisi yapılabilecek, en güzel bestesi yazılabilecek, en güzel şiiri çizilebilecek en güzel resmi çünkü...

Onun eğitimi sevgi
Çağatay hiçbir kurumdan eğitim almadı almadığının yanı sıra, onun bu yeteneğini bilen, gören hiçbir kurum ve dernek yanımızda da olmadı. Onun eğitimi ve başarısı tam anlamıyla aile fertlerinin kişisel çabaları özverileri ve de karşılıksız sevgileri diyebiliriz. Çünkü biz aile fertleri olarak her birimiz karşılıksız sevilme duygusunu Çağatay Aras’tan öğrendik bize öğrettiklerini onunla birlikte yaşayabilme tadındayız, mutluluğundayız anlayacağınız.
Bu sevgi ve emeğin karşılığında ise dünyada bir ilki başaran ve kendi dalında tüm dünya insanlarına örnek olmayı başarmış bir güzellik var artık karşımızda işte o güzelliğin adı Çağatay Aras.

Bilgisiz toplumuz
Toplum olarak bilgisiz olduğumuzu kabullenememek bizim en ciddi rahatsızlığımız değil mi zaten? Sadece bu konu değil her konuda çok biliriz biz:)) İşte tam da burası en büyük sıkıntımız.
Konu eğitimse başlangıç noktamız burası olmalı. Öncelikle toplumda normal dediğimiz, öyle ifade ettiğimiz bireylerin birbirleriyle olan davranış ilişkilerine bakalım lütfen. Bu ilişkilerde her şey normal ise ki olamadığı bilimsel bir kanıt (normal bireylerin) down sendromlu bireylerle ilişkilerini de çözmüş oluruz diye düşünüyorum.”

Cumhuriyet İMECESİ

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Zülfü Livaneli

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler