Bir kaçışın hikâyesi...

Arap Maha ve Kürt Bozan’ın öyküsü, asıl sorunun halklar arasında olmadığını anlatıyor.
Yayınlanma tarihi: 7 Ekim 2014 Salı, 02:38

[Haber görseli]Suriye’de 3 yıldır süren iç savaş ve IŞİD’in bölgedeki saldırıları yüz binlerce insanın göç etmesine neden olurken, aileleri de parçaladı.
Katliamlar ve korkup kaçan insanların öyküsünü dinledikçe, aslında etnik gruplar arasında gerçek bir sorun bulunmadığına tanık oluyoruz. Arap Maha (37) ile Kürt eşi Bozan Temmi’nin (44) öyküsü de bunlardan biri.

Günlük kazanç 10 lira

Aileyi aslında 13 yaşındaki çocukları sayesinde tanıdık. Hiç Türkçe bilmiyordu Merwan, bildiği Kürtçe ise benimkinden daha farklıydı. Lokantada bulaşıkçılık yapan Merwan, mutfaktaki işini bitirdiğinde salona çıkıp, müşterilerle de ilgileniyordu. Ailesiyle birlikte buraya yerleşmişler. Merwan, inşaatta beton kalıpçısı olan babası Suruç’ta iş bulamadığından çalışmak zorunda kalıyor. Günde 10 lira kazanıyor. Kazandığını da olduğu gibi annesinin eline bırakıyor. Merwan’ın bir de 16 yaşındaki Samire adlı kız kardeşi çalışıyor ailede. O da haftada 30 lira alıyor. Diğer kardeşleri Celal de bulaşıkçı. O eve gelmiyor, lokantada yatıyormuş. Başka da ailede çalışan yok. Evlerine yılda 2 bin lira kira veriyorlar. Yemeklerini ve ısınma ihtiyaçlarını da elektrikle karşıladıklarından, ayda onun faturası da en az 250 lira.Yani iki yaka bir araya gelmiyor evde.

Evin en küçüğü 1.5 yaşında

Merwan’ın öyküsünde ilgimizi çeken asıl şey, aradan geçen zamana karşın ailesinden hiç kimsenin Türkçe öğrenememesi nedeniyle yaşadıkları zorluklar. Bu yüzden İmad adındaki bir kardeşlerini okula gönderecekler ama onun için de onlara okuma yazma bilen birinin rehberlik etmesi gerekiyor. Çünkü Şanlıurfa’ya gidip bir evrak çıkarmaları gerekiyor. Bu nedenle Merwan’ın evine konuk olup, anne ve babasını dinliyoruz. Maha ile Bozan, Şam’da tanışmışlar. Bozan, o zaman büyük bir devlet binasının bahçesinde hem özel güvenlikçi hem bahçıvanlık yapmış. 7 çocukları olmuş, sadece kuaförde çalışanı kız. En küçüğü Yezen, henüz bir buçuk yaşında. Maha anlatıyor önce. Şam’dan sonra Rakka’ya taşındıklarını orada kocasının inşaatçılık yapmaya başladığını anlatıyor. İşleri de iyiymiş. Ama Suriye’de karışıklıklar başlayınca, ancak 3 yıl direnebilmişler Rakka’da. “Rakka’da IŞİD vardı, ben de Arap olduğum halde bizi Araplar çok rahatsız ediyordu. Eşim Kürt olduğu için IŞİD’lilere şikâyet ediyorlardı ve yaşananlar da bizi rahatsız ediyordu. Kobani’ye yerleşmek istedik, bu olaylar nedeniyle Şam’dan Rakka’ya çok Kürt kaçtı, sonra da oradan da kaçtılar. Kobani’ye geldik yerleşmek istedik ama kiralar çok yüksekti, ev de bulunmuyordu, o yüzden buraya geldik” diyor Maha.

Gece-gündüz ağlıyorum

Hep gülen bir yüzü var Maha’nın. Ama o gülüşün altında büyük bir acı yattığı belli. Çünkü gözleri hep ağlamaklı. “Neden böylesin?” diye soruyoruz Maha’ya. Ve yaşadığı acıları anlatmaya başlıyor: “İki senedir annemi- babamı görmedim. Şebekeler çekmiyor. Sadece telefonun açıldığını ‘Alo’ dediklerini duyuyorum. Böylece de iyi olduklarını anlıyorum. 3 kardeşim vardı onları daha çok özledim. Onlar hem IŞİD’e
hem de Esad’a muhaliftiler. Yakalandıklarını söylediler. Biri Şam’da Esad’ın hapsinde, ama diğerlerini IŞİD mi kaçırdı yoksa başkası mı, sağlar mı ölü mü bilmiyorum. Her gece onları rüyamda görüyorum, gece-gündüz ağlıyorum.”

Bir parça kuru ekmek

Sonra Türkiye’ne nasıl geldiklerini anlatıyor Maha, Birecik’ten girmişler. Sabah yola çıkıp, gece olmasına beklemişler yakalanmamak için. Bir parça kuru ekmekle öylece güneşin batmasını beklemişler ailece. Çocuklar küçük olduğundan sıkılmışlar, saklandıkları yerden çıkmak istemişler ama o hepsini sıkı sıkı tutmuş dizinin dibinde. Onlara hikâyeler anlatıp, sakinleşmelerini sağlamış. Sonra da gelebilmişler nihayet. Baba Bozan da başlarından geçeni anlatıyor. Aslında 1900’lü yılların başında dedeleri Suruç’tan Kobani’ye göç etmiş. Türkiye Kürtlerinden yani. Sonra Suriye içinde dağılmışlar. Burada olduğu için “Ata topraklarına döndük” diyor. Onun ülkesindeki olayları yorumlaması biraz radikal görünüyor. “Arapların derdi benim Kürt olmamdı, o yüzden şikâyet ediyorlardı. O yüzden Kürtlerin hepsi kaçtı, kalmadı hiç kimse. O zamanlar ben bir yerin güvenlik görevlisiydim, Maha’yı görüp istettim o zamanlar Kürt Arap ayrımı yoktu ki, ama IŞİD’den sonra Kürtlerle Arapların da arası bozuldu. Şimdi Kürt Arap savaşı oldu oralarda” diyor.

Gitmek istiyorum ama gidemiyorum

İş bulmakta zorlanıyormuş Bozan, bulsa da en iyi günde 40 lira yevmiye alıyor. Eliyle odaya dizilen çocuklarını işaret edip “Nasıl yetsin ki” diyor. Hem kira da çok pahalı. Yetiştiremiyorlar. Aynı mahallede bir başka ama daha ucuz bir ev bulup taşınacaklarını söylüyor. “Ülkene döner misin” diye soruyoruz Bozan’a “Gitmek isterim ama gidemem Suriye’ye. Burada da geçinemiyoruz, kendi ülkemdir, herkesle konuşurum, bu kadar para
sıkıntısı da olmaz. Burada geçinemiyoruz” diyerek yanıt veriyor. IŞİD terörünün savurduğu bu güzel aileyle vedalaşıp ayrılıyoruz daha sonra.

A+ A-