Şule Çet davasının ikinci duruşması görülüyor: Adliye önünde #ŞuleÇetİçinAdalet talebi

Üniversite öğrencisi 22 yaşındaki Şule Çet'in geçen yıl Ankara’da bir plazanın 20. katından düşerek şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmesinin ardından başlayan ve katil zanlıları Çağatay Aksu ile Berk Akand’ın yargılandığı davaya bugün devam ediliyor. Duruşma öncesi Ankara Adliyesi önünde Şule Çet için adalet talebi dile getirildi.
DHA
Yayınlanma tarihi: 15 Mayıs 2019 Çarşamba, 11:38

ANKARA'da, bir plazanın 20'inci katından atıldığı öne sürülen üniversite öğrencisi Şule Çet'in ölümüyle ilgili 2 sanığın yargılandığı davada plazada keşif yapılacak. Ayrıca sanıkların yer aldığı güvenlik kamera kayıtlarının dudak okuma yöntemiyle deşifre edilmesi için bilirkişi tayin edildiği davanın duruşmasına katılan avukatların, sanık Çağatay Aksu'nun Şule Çet'in babasına "O zaman kızına sahip çıksaydın" dediğini iddia etmesi üzerine gerginlik yaşandı.

Gazi Üniversitesi öğrencisi Şule Çet, geçen yıl 28 Mayıs tarihinde saat 03.50'de bir plazanın 20'nci katından düşerek, hayatını kaybetmesiyle ilgili tutuklanan Çağatay Aksu (34) ve Berk Akand'ın (33) 'cinayet', 'nitelikli cinsel saldırı' ve 'hürriyeti tahdit' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 39'ar yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmalarına devam edildi.

Ankara 31'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya çok sayıda kadın örgütü temsilcisi ilgi gösterdi. Kalabalık nedeniyle çok sayıda izleyicei ve avukat, duruşma salonuna giremedi. Salona giremeyenler adliye koridorunda, 'Şule için adalet' sloganı attı.

ÇET AİLESİNİN AVUKATI YILDIRIM: OLAY EĞLENDİKLERİ ODADA GERÇEKLEŞTİ

Tutuklu sanıklar Çağatay Aksu ve Berk Akand ile Şule Çet'in babası İsmail Çet 'in hazır bulunduğu duruşmada Çet ailesinin avukatı Umur Yıldırım, mahkeme salonuna kurulan ekrandan üniversiteli kızın düştüğü katın dosyaya giren fotoğrafları ile sanık avukatlarının sosyal medyadan yayınladıkları fotoğrafları göstererek, karşılaştırma yaptı.

Sanıkların başından beri hikaye anlattıklarını ileri süren Yıldırım, "Biz bu hikayeye inanmadık. Bu görüntüler gösteriyor ki olay aslında sanıkların anlattığı gibi misafir odasında gerçekleşmedi. Olayın tamamı eğlendikleri odada gerçekleşti. Sanık Berk Akant’ın ifade ettiği gibi uyumadığı da ortaya çıkıyor. Dedikleri gibi müzik dinledikleri bilgisayarın saatiyle oynandı. Ama oynayan kişinin kim olduğunu biliyoruz" dedi.

Sanıkların olaydan sonra delilleri karartmak için odada temizlik yaptıklarını ileri süren avukat Yıldırım, lavaboda bulunan kan örneklerinin savcı tarafından incelenmediğini, odada yapılan temizliğin tutanakta yer almadığını belirtti.

'ÇORABININ BİRİ NEREDE?'

Avukat Yıldırım, Şule Çet'in otopsisinde vücudunda bulunan ilaçla ilgili de "Şule'nin kullandığı ilacı kendi mi aldı yoksa onlar mı verdi? Çünkü bu ilaç Şule'nin ne çantasında ne evinde bulundu" dedi. Tüm delillerin 2 sanığın suçu işlediğini ve delilleri kararttıklarını gösterdiğini iddia eden Yıldırım, Şule Çet’in düştüğü yere ait fotoğraflarda, sol ayakkabısının cesetten 1 metre önde ve bağcıklarının açık olduğuna dikkat çekti. Avukat Yıldrım, "Bu, ayakkabının sonradan atıldığının gösteriyor. Ayrıca Şule Çet'in olay yerinde çorabının biri yok. Her iki ayakkabısı da ayağında olsaydı, düşmenin etkisiyle çıkmış olsaydı, iki çorap da olay yerinde olmaz mıydı? Peki çorabın biri nerede?" diye sordu.

TANIKLAR DİNLENDİ

Duruşmada Şule Çet’in eski erkek arkadaşı, okul arkadaşı, sanıkların içki aldıkları büfenin işletmecisi ile Çağatay Aksu’nun annesi Gülümser Aksu tanık olarak dinledi. Anne Aksu, "Bu olay olduktan sonra avukat Umur Yıldırım bizim çok zengin bir aile olduğumuzu, medyayı, savcıyı, Adli Tıp Kurumu’nu satın aldığımızı, bu işin neredeyse 'zengin erkek, fakir kız' piyesine döndüğünü söyledi. Şu an ben kirada oturuyorum, benim evime iki kez hırsız girdi. Sadece Çağatay’ın odasını araştırdılar" dedi.

BABAYA EN AĞIR SÖZ

Tanıkların dinlendiği sırada sanıklar ile katılan avukatları arasında tartışma yaşandı. Katılan avukatları, sanık Çağatay Aksu'nun Çet'in babasına yönelerek, "O zaman kızına sahip çıksaydın" dediğini iddia etti. Yaşanan gerginliğin yatıştırılmasının ardından söz verilen bir katılan avukatı da Çet'in düşüş şeklini anlatmak için bez bebek kullandı.

'DELİL BULDUĞUNUZ AN BENİ ASIN'

Avukat Yıldırım’ın iddialarına karşı söz alan sanık Çağatay Aksu ise suçlamalara yönelik hiçbir delil olmadığını ileri sürerek, "Delil bulduğunuz an beni asın. Öldürdüğüm ve tecavüz ettiğim yönünde bir delil yok. DNA örneğim yok. İnanın ailem ve ben, bu senaryolardan çok yorulduk. Ellerinde bir şey yok. Beni yargılayacaksanız, delillerle yargılayın senaryolarla yargılamayın" dedi. Yargılama sonrasında beraat edeceğini de savunan Aksu, tahliyesini istedi.

Sanık Berk Akand da Şule Çet’in olay günü ayakkabı ve çoraplarının ayağında olduğunu söyledi. Akand, suçsuz olduğunu ve kaçma şüphesi olmadığını belirterek, tahliyesini talep etti.

YENİDEN KEŞİF YAPILACAK

Savunmaların ardından mahkeme, sanık ve katılan avukatlarının talebi doğrultusunda olay yerinde keşif yapılmasına, bu konuda hazırlık yapmaları için emniyete bilgi verilmesine, Şule Çet’in son gününe ait telefon konuşma kayıtlarının BTK'dan istenilmesine ve daha önce gördüğü iddia edilen psikolojik tedaviye ilişkin evrakların ilgili kurumlardan istenilmesine karar verdi.

Mahkeme, olay gününe ait görüntülerin dudak okuma konusunda uzman kişiye gönderilerek, Şule Çet ile sanıklar arasında olay anı ile sonrasındaki konuşmaların tespit edilmesine de karar verdi. Sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmeden mahkeme, duruşmayı erteledi.

ÇET'İN BABASI: CEZA ALDIKLARINDA BİRAZ RAHATLARIZ

Adliye önünde açıklama yapan Şule Çet’in babası İsmail Çet, "Karşı taraf bizi suçladı. Fakat avukatlarının konuşmaları birbirini tutmuyor. Şüphelilerden birini olaydan çıkarmak istiyorlar. Kızımı bir daha geri getiremeyeceğiz ancak sanıklara gerekli ceza verildiğinde biz de biraz rahatlarız" dedi.

'HİKAYE OLDUĞUNU ORTAYA ÇIKARDIK'

Mahkemede, sanıkların anlattıklarının hikaye olduğunu bir bir ortaya çıkardıklarını söyleyen avukat Umur Yıldırım, "Babasının, Şule’ye para yollayıp yollamadığına kadar düştüler. Şule’nin olay günü dahil erkek arkadaşıyla konuşması var. Şule’nin maddi olarak sıkıntıda olduğunu iddia ettiler. Fakat biz bu iddiayı da çürüttük. Şule, bunların yanında çalışandı. Ayda ikibin liraya yakın para kazanıyordu. Ayrıca devletten aldığı kredisi ve babasının gönderdiği paralar vardı. Aldığı para, bir öğrenci için çok iyi bir paraydı. Hangi birimiz, 'Babamız bize para yollamadı' diye bir zenginin plazasında iki erkeğin tecavüzüne uğrayarak, intihar etti. Bu soru aslında bu davanın çözümü" diye konuştu.

CHP İSTANBUL KADIUN KOLLARINDAN AÇIKLAMA

CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Yeşim Ağırman, bugün Ankara’da görülen Şule Çet davasıyla ilgili yaptığı açıklamada “Sanık sandalyesinde oturan kişi duruşmada maktulün babasına karsı söylediği “kızına sahip çıksaydın” sözü işlenen suçun kabulüdür. Kadını yok sayan zihniyet sona erene kadar sürdürülecek bu kararlı mücadele bizler için bir onur ve varoluş meselesidir” dedi.
Üniversite öğrencisi Şule Çet'in ölümüyle ilgili 2 sanığın, "cinayet", "nitelikli cinsel saldırı" ve "hürriyeti tahdit" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 39'ar yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davanın ikinci duruşmasına Ankara'da görüldü. sanıklardan Çağatay Aksu'nun, Çet'in babasına yönelik "kızına sahip çıksaydın" sözleri duruşma salonunda ve kamuoyunda büyük tepki gördü. Davayı yakından takip eden CHP İstanbul İl Kadın Kolları da konuyla ilgili bir mesaj yayınlayarak sanığın sözlerine sert tepki gösterdi. CHP İstanbul Kadın Kolları Başkanı Yeşim Ağırman tarafından yapılan yazılı açıklamada “Kadını ötekileştiren; cinsel bir obje olarak görüp her turlu taciz, istismar ve tecavüzü kendinde hak olarak gören; bu davranışları sergileyen anlayışa evde, sokakta, is yerinde ve hiçbir yerde kabul etmediğimizi bir kez daha yenilemek istiyoruz” ifadeleri kullandı.

CHP’li Ağırman, Şule Çet davasına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“29 Mayıs 2018'de Ankara’daki bir plazanın 20. katından şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybeden Şule Cet, Gazi Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi Tekstil Tasarımı 2. sınıf öğrencisiydi. Şüpheli ölümünün ardından 1 yıl geçti.

Çet Ailesi, olayın intihar değil cinayet olduğunu iddia ediyor ve otopsi bulguları ve telefon kayıtlarıyla olay ispatlamaya çalışıyor.

Çet’in ölümüne ilişkin açılan soruşturmada, Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından, sanıklar için "cinayet", "cinsel saldırı" ve "hürriyeti tehdit"' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 39 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Yine bir kadın cinayeti ve öncesinde süregelen sistematik tehdit, şantaj, cinsel istismar ve tecavüz; yine, intihar süsü verilmeye çalışarak genç bir katinin yok edilişi; yine katini susturmaya çalışan, tehdit eden ve kadını suçlayan açıklamalar geliyor sanıklardan, avukatlarından ve ailelerinden.
Ama bilinmelidir ki biz kadınlar olarak erkek egemen zihniyet tarafından maruz bırakıldığımız taciz, şiddet ve istismara nasıl karşı durduysak, erkek egemen zihniyetin kadını suçlayan ve kadını ezip sildirmeye çalıştığı tüm bu açıklama ve anlayışa da karsı durmaya devam edeceğiz. Olay açıklığa kavuşturuluncaya kadar da bu davanın da takipçisi olacağız.

Sanık sandalyesinde oturan kişinin bugünkü duruşma esnasında maktulün babasına karsı söylediği “ kızına sahip çıksaydın” sözünün işlenen suçun adeta kabulü anlamına geldiğini herkesin bilmesini istiyoruz. Her iki sanığın da çelişkili, birbirini suçlayan, tanık ifadelerini ve tıbbi delilleri yok sayan ifadeleri ve bugünkü duruşma esnasındaki saldırgan tutumlarının mahkemece dikkate alınacağını umuyoruz.

Kadını ötekileştiren; cinsel bir obje olarak görüp her turlu taciz, istismar ve tecavüzü kendinde hak olarak gören; bu davranışları sergileyen anlayışa evde, sokakta, is yerinde ve hiçbir yerde kabul etmediğimizi bir kez daha yenilemek istiyoruz.

Kadın, tek başına değildir. Yalnız değildir. Kadına yönelik şiddet, kimden gelirse gelsin kararlılıkla karşında durmaya devam edeceğiz. Eş, eski eş, sevgili, baba, oğul, kardeş, kadına karsı şiddeti kim ve hangi yolla göstermeye kalkarsa kalksın, karşında kadın dayanışmasını bulacaktır. Güçlü kadın, bu toplumun omurgası olacaktır.

CHP Kadın Kolları da bu kadın dayanışmasının bir parçası olmaya devam edecektir. Kadını yok sayan zihniyet sona erene kadar sürdürülecek bu kararlı mücadele bizler için bir onur ve varoluş meselesidir.”

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.