Çorlu tren faciası davası: Tutuklanma yok; duruşma yarına ertelendi

Çorlu tren kazasının ikinci duruşması dün Çorlu Halk Eğitim Merkezi’ndeki 600 kişilik salonda yapıldı. Kazada ölenlerin yakınları, duruşma öncesinde yürüyüş yaparken polis sıkı güvenlik önlemleri aldı. Taşınan pankartlarda “adalet istiyoruz” mesajı verildi.
Yayınlanma tarihi: 10 Eylül 2019 Salı, 09:05

[Haber görseli]

Çorlu’da 25 kişinin hayatını kaybettiği, 328 kişinin yaralandığı tren faciasına ilişkin açılan davanın ikinci celsesi Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nde görülmeye başlandı. TCDD 1’inci Bölge Müdürlüğü Halkalı 14’üncü Demiryolu Bakım Müdürlüğü’nde Demiryolu Bakım Müdürü olarak görevli olan sanık Turgut Kurt, yol bekçisi kadrosunun yıllardır boş olduğunu belirterek bu kadronun doldurulması için yazı yazdığını ancak yazı yazmasının yetkililer tarafından hoş karşılanmadığını söyledi.

Güvenlik görevlileri duruşmaya yalnızca iddianamede ismi olan mağdurların girebileceği yönünde mahkemenin kararı olduğunu belirterek bazı mağdurları duruşma salonuna almak istemedi. Avukatların mahkeme heyetiyle görüşmesinin ardından ismi iddianamede yer almayan mağdurların duruşma salonuna girişlerine izin verildi. Duruşmayı CHP ve HDP’den çok sayıda milletvekili, İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu’nunda aralarında yer aldığı 20’yi aşkın baro başkanı ve faciada hayatını kaybeden isimlerin yakınları izledi.

3 avukat sınırlaması
Mağdur ailelerin avukatı Can Atalay, geçen celse mağdur yakınlarını darp eden kollukla ilgili mahkeme heyetinin henüz bir işlem yapmadığını söyledi. Mahkeme heyetinin müştekilere yönelik 3 avukat sınırlamasına da değinen Atalay, 3 avukat sınırlamasının yasalara uygun olmadığını belirterek mahkeme heyetinin bu kararından rücu etmesini istedi. Mağdur ailelerin avukatlarından Mürsel Ünder ise soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmediğini, hazırlanan iddianamede yalnızca 4 sanık hakkında ceza istendiğini söyledi. Ünder, “25 insanın hayatını kaybettiği katliamdan sorumlu sadece 4 kişi. Gerisi kara bir delik. Bu soruşturmada suçlu ve sorumluların gizlenmesi için çaba harcanmıştır. Bilirkişi raporu mantık hataları ve çelişkiler ile doludur. Bu soruşturmada 25 kişinin katilleri korunmaktadır” dedi. Ünder, iddianamenin iade edilmesini talep etti. Ünder taleplerini okurken mahkeme başkanı, “Avukat bey sadede gelin” dedi. Mahkeme heyeti iddianamenin iade edilmesi yönündeki talebi reddetti.

‘Yağışa dair bilgi verilmedi’
Sanık Turgut Kurt ise “O gün yol bakım onarım şefimiz ve ekibi Çerkezköy’de makas değişimi yapıyorlardı. Onların yağış anında müdahale etme yetkileri vardır. Ancak onlara da yağışa dair bilgi verilmemiş. Suçlamaları kabul etmiyorum” dedi. Yol bekçisi kadrosunun yıllardır boş olduğunu söyleyen Kurt, “Yıllarca bu kadronun doldurulması için yazı yazdım. Ancak bilirsiniz, bizde bu konularla ilgili yazı yazmak hoş karşılanmaz. Zamanında 9 yol bekçisi vardı. Şimdi ne yazık ki yok. Ek önlemler alınmadı. Uyarıcı sinyaller konulmadı. Herhangi bir çalışma yapılmadı. Bununla ilgili çalışma yapacak genel müdürlüktür. Ben sadece bakım personeliyim. Ayda iki kere otomobil ile bir kez de tren ile yolda kontroller yapılıyor. Biz gözlem yapıyoruz. Gözle gördüklerimizi onarıyoruz. Kaza yerindeki son kontrolü yaptığımızda herhangi bir sorun görmedim” dedi. “Yol bekçileri hattın hafızalarıdır” diyen Kurt, “Bir sorun olduğunda hemen sorumluları ikaz ederlerdi. 2001’de bu kadrodan vazgeçildi. Meteoroloji için uyarı işaretleri talep ettim. Vardiya için 4 operatör, 24 işçi talep ettim. Ancak Bakım Daire Başkanı Fahrettin Yıldırım, ‘Nasıl böyle bir şey yaparsınız?’ dedi. Yıldırım, Mümin Karasu’yu o ise bizi fırçalıyordu” dedi. Sanık Özkan Polat da yol bakım onarım kontrolünün kazadan iki gün önce yapıldığını belirterek “Bir ekibim vardı. Bunlar ilkokul mezunu, kazma kürek ekibi. En son kontrolümü 6 Temmuz günü yapmıştım. Bir sorun görmedim” dedi.

Yol bakım işçisi sanık Celaleddin Çabuk ise şunları söyledi: “Pazar günü makas atma çalışması yapıyorduk. Saat 17.00 gibi kaza haberi geldi. Özkan eve gitmemi söyledi. Üstümü başımı değiştirmemi söyledi. Daha sonra işçileri toplamamı söyledi. Gece 2 gibi olay yerine vardık. Balastları boşaltmadık. Sabaha kadar vagonları boşaltmaya çalıştım. Hemen hat onarım işlerine başladık. Yol açma emrini bana Polat verdi.” Köprülerden sorumlu şef sanık Çetin Yıldırım da, “Benim görev alanım Edirne Kapıkule’den Eskişehir’e kadar. 250 köprü ve 2 bin 500 menfezden tek başıma sorumluyum. İşçim yok, ustam yok. Bilirkişi raporunun demiryolu mevzuatıyla yakından uzaktan ilişkisi yoktur” dedi.

‘Hatırlamayabilirim’
“Kazanın olduğu menfezi ne zaman kontrol ettiniz” şeklindeki soruya ise Yıldırım, “Çalışan bir menfezdi. Ne zaman kontrol ettiğimi hatırlamayabilirim” şeklinde yanıt verdi. Kazadan bir buçuk yıl önce yapılan tespit ile balastın aktığını belirten Yıldırım, “Raporumuzu düzenledik. Altı ay sonra geldik. Bazı temizlikler yapılmış ancak kusurları devam ediyordu. Tekrar bir kez daha geldik ancak balast tutucu duvar yine yoktu. Balast tutucu şimdiki gibi yapılsaydı, su bu kadar menfezi kısa sürede götürmeyebilirdi” dedi. Yıldırım özetle şunları söyledi: “6 ayda bir hazırladığım raporların son üçünde bu menfeze balast tutucu duvar yapılmasını önerdim. Aynı raporlarda 400 menfezde balast tutucu imalatın eksik olduğunu söyledik. Hiçbiri yapılmadı.” Müşteki, avukatları Celaleddin Çabuk dışındaki 3 sanığın tutuklanmasını talep etti. Mahkeme heyeti bu talebi reddetti. Duruşma bugün de görülmeye devam edecek.

‘ADALET RAYLARIN ALTINDA KALMASIN’

Aileler adına açıklama yapan ve kazada oğlu Oğuz Arda ile babası Hakan Sel’i kaybeden Mısra Öz, adalet istediklerini söyledi. Öz, “Bugün katledilmiş olan canlarımız için buradayız. Davanın, olaydan bir yıl sonra başlaması insanlarımıza verilen değerinin göstergesidir. Bu dava sadece 4 sanıkla ilerleyemez. Biz tüm sorumluların yargılanmasını, herkesin adaletin karşısına çıkmasını istiyoruz. Son gücümüze kadar mücadele vermeye devam edeceğiz. 25 insan gitmiş olabilir ama biz onlar için buradayız. Adalet rayların altında kalmasın” dedi.

[Haber görseli]Ne olmuştu?

Edirne'nin Uzunköprü ilçesinden İstanbul Halkalı'ya gitmek üzere hareket eden, 362 yolcu ve 6 personelin bulunduğu yolcu treni, 8 Temmuz 2018'de Tekirdağ'ın Çorlu ilçesi Sarılar Mahallesi yakınlarında raydan çıkarak devrildi. Kazada 7'si çocuk, 25 kişi yaşamını yitirdi, 328 kişi de yaralandı. Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca kazanın meydana gelmesinde asıl kusurlu bulunan, TCDD 1'inci Bölge Müdürlüğü Halkalı 14'üncü Demiryolu Bakım Müdürlüğü'nde Demiryolu Bakım Müdürü olarak görev yapan Turgut Kurt, Çerkezköy Yol Bakım Şefliği'nde Yol Bakım ve Onarım Şefi olan Özkan Polat, Yol Bakım Şefliği'nde Hat Bakım ve Onarım Memuru olarak görevli Celaleddin Çabuk ile TCDD bünyesinde çalışan ve mayıs ayındaki yıllık umumi muayene raporunda imzası bulunan, Köprüler Şefi Çetin Yıldırım hakkında 'taksirli ölüme ve yaralanmaya neden olmak suçundan 2'şer yıldan 15'er yıla kadar hapis istemiyle Çorlu 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde, 25 kişinin öldüğü, 328 kişinin yaralandığı faciayla ilgili açılan davanın ilk duruşmasında salonun küçük olduğu gerekçesiyle aileler ve avukatlar salona alınmamış ve polisler tarafından darp edilmişti.

A+ A-