Darbe sanığı Albay Ali Eraslan: Darbe girişiminin bir numaralı sorumlusu Fetullah Gülen'dir

Akıncı Üssü davasının 16. celsesine Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'yı alıkoymaya çalıştığı belirtilen sanık eski albay Fatih Yarımbaş ve eski albay Ali Erslan'ın savunmaları yapıldı. Duruşmada Ali Eraslan "darbe girişiminin 1 numaralı sanığı Fetullah Gülen'dir" dedi.
Yayınlanma tarihi: 22 Ağustos 2017 Salı, 11:57

[Haber görseli]

15 Temmuz gecesi darbe girişiminin merkezi konumundaki Akıncı Üssü'nde yaşananlara ilişkin davanın 15. celsesinde eski Albay Ali Eraslan ve dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'yı alıkoymaya çalıştığı belirtilen eski Albay Fatih Yarımbaş savunma yaptı. Her iki isim de suçlamaları reddetti.

"Darbe girişiminin 1 numaralı sorumlusu Fetullah Gülendir"

Akıncı Üssü'nde 15 Temmuz gecesi yaşananlara ilişkin davada, eski Albay Ali Eraslan savunma yaptı. Suçlamaları reddeden Eraslan, darbe girişiminin bir numaralı sorumlusunun Fethullah Gülen olduğunu söyledi. Eraslan, 'FETÖ' yöneticisi olduğu iddiasını da reddetti ve bunu hakaret olarak kabul ettiğini söyledi. Meslek hayatının terörle mücadele içinde geçtiğini ifade eden Eraslan, örgütün gizli haberleşme programı ByLock'u kullanmadığını, darbe toplantılarına katılmadığını savundu. Akıncı Üssü önündeki vatandaşlardan 9'unu şehit etmekle suçlanan Eraslan, kimseye ateş etmediğini, ateş emri vermediğini, tam tersine ateş edilmesin diye çaba sarfettiğini söyledi..

"Aksakallı'yı korumak için gittim"

Erarslan'ın ardından, dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'yı alıkoymaya çalıştığı belirtilen eski Albay Fatih Yarımbaş savunma yaptı. Yarımbaş, Aksakallı'nın yanına, onu kaçırmak için değil, korumak için gittiğini iddia etti. Fatih Yarımbaş, yanındaki askerlerin silah ve teçhizatlarının olmadığını da savundu.

Yarımbaş, müşteki avukatlarının sorusu üzerine, Akıncı Hava Üssü'ne giderken yol boyunca kimseyle temaslarının olmadığını, radyo dinlemediklerini ve cep telefonundan internete bakmadıklarını iddia etti.

Genelkurmay Başkanının derdest edildiğini de duymadığını ileri süren Yarımbaş, bunu duysaydı Akıncı üssüne gitmeyeceğini söyledi. Yarımbaş, Akıncı'ya tek başına alındığını ancak çıkışına izin verilmediğini söyledi.

Telefonunu üsteki ilk binada şarja taktığını ve telefonun orada kaldığını ileri süren Yarımbaş, o binaya dönmek istediğini ancak dönemediğini iddia etti.

Duruşma slaonunda tartışma:FETÖ'cü olduğunuz her haliyle ortada

Orgeneral Yaşar Güler'in avukatı Alaattin Varol'un sorusu üzerine Yarımbaş, istihbarat şube müdürlüğü yaptığı dönemde FETÖ üyesi olduğu için bulunduğu birimden atılan kimse olmadığını söyledi.

Kara Kuvvetleri Personel Başkanı Şevki Gençtürk'ün, Fırat Alakuş ve Fatih Yarımbaş'ın FETÖ'cü olduğuna, dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı'nın da Alakuş ve Yarımbaş'ın ÖKK'ya atanmasına karşı çıktığına ilişkin sözlerinin hatırlatılması üzerine Yarımbaş, "Kınıyorum. Ben bu devlete gram zarar vermedim. Biri bana FETÖ'cü diyorsa, gelip izah edecek. Gelsin anlatsın." ifadelerini kullandı.

Avukat Varol'un, "Her halinizle FETÖ'cü olduğunuz ortada." demesine karşılık Yarımbaş, "Hangi halimle FETÖ'cüyüm ben? Bir tane delil getirin" dedi. Avukat Varol ise "Aynen öylesin. Darbe gecesi yaptıklarınız nedir?" diye konuştu. Müşteki sıralarındaki izleyiciler, Avukat Varol'un sözlerini alkışlayarak destekledi.

"Zekai'yi alamadılar. Fatih takipte"

Darbe gecesi eski albay Osman Kılıç'ın darbeci general Semih Terzi'ye gönderdiği "Zekai'yi alamadılar. Fatih takipte." mesajının yeniden hatırlatılması üzerine Yarımbaş, buna cevap vermeyeceğini söyledi.

Yarımbaş, o gece, ÖKK'ya daha yakın birlikler varken neden en uzak noktadaki Akıncı Üssü'ne gittiği soru üzerine "Ben bunaldım." ifadesini kullandı. Avukat Varol ise "Başkanım, bakın hiç bunalmış hali var mı?" dedi. Varol, sanığın bakışları üzerine, "Bakışınla beni tehdit mi ediyorsun? Kralın gelse beni tehdit edemez." diye konuştu. Tartışma üzerine Mahkeme Başkanı Selfet Giray, "Sizin şahsi diyaloglarınızın mahkeme için bir anlamı yok. Karşılıklı konuşmayın." uyarısında bulundu.

Yarımbaş, Başbakanlık avukatı İskender Minar'ın sorusuna karşılık, darbe öncesinde, 3-4 Temmuz'da da Ankara'ya geldiğini, çocuğunu yazdıracağı okula ve oturacakları eve baktığını savundu.

"Aksakallı'yı aradım ama ulaşamadım"

Sanık Fatih Yarımbaş, Aksakallı'nın bir personeli sebepsiz yere tekmelediğini daha önce görüp görmediği sorusuna ise cevap vermek istemedi. Akıncı üssüne giriş çıkışların 22.30'da yasaklandığı belirtilerek, gece 02.00'de nasıl üsse girdiği sorulan Yarımbaş, bu soruyu da yanıtsız bıraktı.

TBMM avukatı Necdet Pakdil'in, neden Aksakallı'nın yanına gidip "Emirlerinizi bekliyorum" demediği sorusuna karşılık Yarımbaş, tehdidin içeride mi dışarıda mı olduğunu tespit edemediği için bu şekilde hareket ettiğini savundu. Yarımbaş, Aksakallı'yı telefonla aradığını ancak ulaşamadığını iddia etti.

Pakdil'in "Öyleyse neden güvenlik tedbiri için evine gitmediniz?" sorusu üzerine Yarımbaş, "Ne desem şimdi? O anki psikolojim onu gerektirdi. bugün böyle konuşuluyor ama o gün öyle değildi." ifadelerini kullandı.

Hakan Evrim: İddianade TSK sorumlu tutulup, işin siyasi yönüne yer verilmiştir

Derdest edilen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ı, Fetullah Gülen ile görüştürmek istediği iddia edilen Akıncı Üssü eski Komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim savunma yaptı. 'Yurtta Sulh Konseyi' üyesi olduğu ve darbenin planlanmasında yer aldığı gerekçesiyle yargılandığı Genelkurmay Çatı davasının ardından ikinci kez hakim karşısına çıkan sanık Evrim, daha önceki savunmasına benzer bir savunma yaptı.

Savunmasının ilk bölümünde askeri kariyerini anlatan, daha önce FETÖ ve diğer dini örgütlere yönelik soruşturmalarda adının hiç geçmediğini belirten sanık Evrim, TSK'nın bu mücadelesinin 2003'ten sonra da devam ettiğini söyledi. İddianamede, FETÖ yapılanmasında TSK'nın suçlandığını kaydeden Evrim, "İddianamede, TSK içerisindeki yapılanma konusunda, darbe girişimine kadarki süreçte sadece TSK sorumlu tutulup, işin siyasi yönüne yer verilmemiş. İddianame bu yönüyle eksik" dedi.
Darbe girişimine ilişkin MİT'e ihbar geldiğini, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının olaylardan önce darbeyi haber aldığını ileri süren Evrim, Genelkurmay Başkanı ve komuta kademesini, darbe girişimini önleyecek gerekli tedbirleri almamakla suçladı.

"Başbakan'ın sözü bitmeden başsavcılık ışık hızırda soruşturma başlatıyor"

Darbenin önceden TSK dışında planlandığı iddialarını verdiği örneklerle açıklayan sanık Evrim, şunları söyledi:
"İktidar partisi ilçe teşkilatlarından, partililere, saat 21.30'da ilgili yerlere yürüneceği mesajı iletilmiştir. Bu ne demektir, bilerek önlenmeyen bir organizasyondan mı söz ediliyor acaba? Darbe girişimi gecesi, saat 23.02'de Başbakan Binali Yıldırım'ın, kalkışmaya ilişkin sözleri daha bitmeden, 23.05'te Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ışık hızıyla darbeye teşebbüs eden askerler hakkında soruşturma başlatıyor. Devlete ait kamyonların da içlerinde kum ve çakıl konularak askeri düzen içinde tankların çıkışına engel olmak üzere Zırhlı Birlikler Komutanlığı önüne diziliyor. Bir askeri birlik bile bu kadar sürede bu düzenle yerini alamaz"

Şehit yakınları ve gazilerden tepki

Sanık Evrim'in bu sözlerine şehit yakınları ve gazilerin bulunduğu bölümden 'Zoruna mı gitti' diye tepkiler yükseldi. Tepki gösterenlerin artması üzerine araya giren Mahkeme Başkanı Selfet Giray, "Söylediklerine inanmak zorunda değilsiniz. Aranızda anlatılanlara dayanamayanlar olabilir. Ancak biz sanıkları dinlemek zorundayız. Dayanamayanlar salondan çıksın" diyerek uyarıda bulundu. Bir şehit yakın ise "Çok yalan söylüyor hakim bey, tahammül edemiyoruz" diyerek salondan ayrıldı.

"Dünyada böyle bir yöntem yoktur"

Darbe girişimini iddianamelerden ve günlük gazetelerden detaylı şekilde takip ettiğini belirten ve mesleki tecrübesine dayanarak, girişimi "Son derece amatörce planlanmış, mantık dışı, TSK teamüllerine aykırı bir garabetler manzumesi" olarak değerlendirdiğini söyleyen sanık Evrim, şöyle devam etti:

"TSK'nın normal planlama usulleri uygulansaydı, envanterdeki uçak, tank, helikopter tümü kullanılır, ilave telefon iletişimine ihtiyaç kalmayacak şekilde alternatif harekat tarzları belirlenir, icra edilirdi. İddialara göre, darbeye erler dahil 8 bin kişi katılmıştır. Bu sayı TSK'daki personel sayısının yüzde 2-3'üdür. TSK'daki subayların yüzde 80'nin örgüt mensubu olduğu söyleniyor. Son çare olarak ölüm kalım mücadelesi olduğu bildirilmesine rağmen neden örgütün tüm elemanları kullanılmamıştır? Emniyet teşkilatında olduğu iddia edilen on binlerce örgüt mensubunun bu darbede niçin kullanılmadığını nasıl açıklarız? Bu darbeyi planlayan herhangi bir TSK personeli olsa bu hataları yapmazdı. Benim üssümde 71 savaş uçağı vardı. Tüm üs komutanlarının tutuklu olduğu düşünülerse toplamdaki 250 savaş uçağı kullanılabilirdi. Savaş uçaklarının sadece yüzde 8'i kullanılmıştır. Ne 12 Eylül'de ne Sisi'nin Mısır'daki darbesinde böyle bir yöntem kullanılmıştır. Dünyada böyle bir yöntem yoktur. Bu da başka bir amatörlüktür."

A+ A-
Cumhuriyet İMECESİ

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Binali Yıldırım, Osman Kılıç, Fethullah Gülen