A+ A-

Yavuz Turgul: Şener Şen'in zekasına hakaret ediliyor

Yedi yıl aradan sonra "Yol Ayrımı" filmiyle sevenleriyle buluşan Yavuz Turgul, filmin başrolünde oynayan Şener Şen ile ilgili eleştirileri değerlendirdi.
Yayınlanma tarihi: 12 Kasım 2017 Pazar, 13:16

Usta yönetmen, Yavuz Turgul "Şen'in bonservisi Turgul'da" eleştirilerine, "Ben bu düşünceyi, Şener’in zekâsına hakaret olarak görüyorum. Şener Şen’i biraz tanısalar anlarlar ki, Şener beni değil mezardan gelse babasını bile dinlemez. Aklı yatmadığı hiçbir işe girmez" diyerek tepki gösterdi.

İşte Hürriyet'ten Uğur Vardan'ın sorularını yanıtlayan Yavuz Turgul'un röportajından ilgili bölüm;

 Yeşilçam’a, sonrasına, şimdiki sinemanın durumuna şahit oldunuz. Eli kalem de tutan bir sinemacı olarak bütün bu yaşadıklarınızı anı kitabına dönüştürme, gelecek kuşaklara aktarma gibi bir fikriniz var mı?

 - Hiç düşünmedim. Bu ancak nehir söyleşi şeklinde ortaya çıkacak bir şeydir. Çünkü o anı kitabında bildiğim bir takım şeyleri söyleyemeyeceğim. Gidenlere saygısızlık, arkalarından konuşmamak adına… Ben zaten sadece tek bir yerdeydim Yeşilçam’da, orası da ‘Arzu Film’di. Orada da tek bir yönetmen tanıdım; Ertem Eğilmez. Yani Türk sineması adına ahkâm kesecek bir ortamda değildim ben. Bunlar da bir kitabı sürükleyici kılacak şeyler değil. Mesela Atıf Yılmaz benim aksime çeşitli kişilerle çalıştı, farklı ortamlarda bulundu. Ki zaten o da anılarını kitaba dönüştürmüştür. Bir de aktardıklarım sadece benim gördüklerim ya da kendimce yorumladıklarım olacak…

 "Şener’in zekâsına hakaret ediliyor"

 Geçen hafta bizde çıkan, Çınar’ın (Oskay) yaptığı söyleşide Şener Abi konuya ilişkin fikrini belirtti gerçi ama tarihe kayıt düşsün diye size de sormak istiyorum. Şener Şen’in bonservisi sizdeymiş gibi bir düşünce var ve bu meselede sürekli olarak eleştiriliyorsunuz. Bu eleştirilere karşı neler söylemek istersiniz?

 - Ben bu düşünceyi, Şener’in zekâsına hakaret olarak görüyorum. Şener’in seçimlerine, beğenilerine, düşüncelerine hakaret olarak görüyorum. Belli bir yaşa gelmiş bir insanın başka birinin etkisiyle oradan oraya sürüklenebileceğini düşünmek, Şener Şen’i tanımamış olmak demektir. Şener Şen’i biraz tanısalar anlarlar ki, Şener beni değil mezardan gelse babasını bile dinlemez. Aklı yatmadığı hiçbir işe girmez. Nihal Yalçın’ın Asu Maro’yla yaptığı söyleşide vardı, diyor ki Nihal, “Allah aşkına hangi komedi filmi gördünüz de ‘Ah şunda Şener Şen oynasaydı’ dediniz, hangisi?” Hakikaten çok doğru bence. Şener ısrarla en önemli kıstasın senaryo olduğunu söylüyor ama bu görmezden geliniyor. Benim onu etkilediğimin düşünülmesi çok saçma bir düşünce.

 "Ne yazık ki birbirimizi kollama ve el uzatma özelliklerimiz azaldı"

 ‘Yol Ayrımı’, kötülüğün kol gezdiği bir ortamda iyiliğe yönelik bir dokunuşu anlatıyor. Geçen haftaki söyleşisinde Şener Abi de ‘Toplumsal ayrışma’ya vurgu yapmıştı. Siz gidişatımızı nasıl görüyorsunuz?

 - Ben meseleye sadece yönetimsel açıdan bakmıyorum, bu toplumsal bir durum. Ben, Şener’in o söyleşide belirttiği gibi birbirimizi kollamamız ve el uzatmamızın azaldığını görüyorum. Bu özelliklerimiz yavaş yavaş ortadan yok oluyor ve bütün bunların arkasında yatan sebep de ayrışma. Belki de bir teklif yapılması lazım. Asgari müştereklerde birleşmek, karşılıklı anlayış seferberliğinin ilan edilmesi lazım. Bu ancak toplumun karar verici noktasında olan kişilerin iradesiyle olabilir. “Birbirimizi nasıl anlayabiliriz” ve “Nasıl ilişki kurabiliriz”in cevaplarını devletten beklemek doğru değil. İktidar, iktidarda kalabilmek için kendince gerekeni yapıyor, muhalefet de muhalefetken yapması gerekenleri. Mesela bir maden kazasında gösterdiğimiz reflekslerin, hiçbir ayrım gözetmeden yardım eli uzatma halinin sürekli olması lazım.

 "Aykut Kocaman adına çok üzülüyorum"

 Sizi bilenler biler, sıkı bir futbol izleyicisi ve Fenerbahçe taraftarısınız. Aykut Kocaman’lı Fenerbahçe’nin durumunu sorsam...

 - Aykut Kocaman adına çok üzülüyorum. Çünkü olağanüstü sevdiğim, takdir ettiğim birinin başarılı olmasını çok istiyorum ki, onun kadar Fenerbahçe için uğraşmış, fedakârlık yapmış bir teknik direktör var mı bilmiyorum. En zor zamanda Fenerbahçe’nin yönetimindeydi ve orada mücadelesini sürdürdü. Sadece o çabasıyla benim kalbimi kazanmış birisi. İçten içe şunu söylemem gerekiyor; oynattığı futbolla ilgili eleştirilerin bir kısmına katılıyorum. Sorsam, bu konuda kesinlikle bana vereceği doyurucu bir cevabı da vardır. Fenerbahçe’yi şampiyon yaptığı dönemden beri dalga dalga giden bir oyun göremedik. Şu anki Beşiktaş gibi olmadı. Benim arzu ettiğim futbolu son dönemde hep Galatasaray’da gördüm. Kendisinin aldığı oyuncular da maalesef boş çıktı. Aykut Kocaman’ın son dönemde yaşadığı şeyler büyük talihsizlik.

 Ama arada Ersun Yanal dönemi vardı dalga dalga oynatan...

 - Evet, orada çok saldıran bir Fenerbahçe vardı. Ama Ersun Yanal’la işler neden yürümedi, onu Aziz Yıldırım’a sormak lazım.

Bence ‘Dar Alanda Kısa Paslaşmalar’ sadece bizim sinemamızda değil dünya sineması içinde de en iyi futbol filmlerinden biridir. Peki oyuna bu kadar hâkim olan ve seven biri sıfatıyla Yavuz Turgul niye futbol filmi çekmez?

 - Benim kökenim Yeşilçam olduğu için seyirci ve filmi ayrılmaz parçalar olarak düşündüm hep. John Huston’ın ‘Zafere Kaçış’ı dışında çok seyredilen bir futbol filmi görmedim. Futbolun kendine ait bir dünyası var. Galiba bir de şu meseleyi gözden kaçırmamamız lazım: Toplum olarak bizim futbola ilgimiz var fakat sportmen, sporcu bir yapımız yok. Benim yapacağım film de Hürriyet’te sinema ve spor yazan (!) ya da Socrates dergisini çıkaran ve okuyanlara seslenir daha çok. Böylesi bir projeye para yatıracak bir yapımcı bulmak da zor. Eğer sen bulabilirsen çekeriz tabii!

Röportajın tamamını okumak için buraya tıklayınız

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler