Akın Atalay'dan mektup: Bir tahliye kararının ardından

Gazetemizin tutuklu İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Genel Yayın Yönetmenimiz Murat Sabuncu ve muhabirimiz Ahmet Şık'ın tahliyesinin ardından bir mektup kaleme aldı.
Yayınlanma tarihi: 11 Mart 2018 Pazar, 01:55

[Haber görseli]

Bu satırları Murat Sabuncu’yu ve Ahmet Şık’ı Silivri hapishanesindeki ortak odamızdan dışarıya yolcu ettikten bir saat sonra yazıyorum. Az önce fark ettim, Murat sigara paketini televizyonun arkasında unutmuş. Dayanamadım aldım içinden bir tek sigara. Yaklaşık 25 ay sonra ilk sigaram. Şairin dediği gibi ilk nefeste yarılandı. Sonra güvenemedim kendime ve paketin geri kalanını olduğu gibi attım çöpe...

Üç buçuk saatlik bir aranın ardından akşamın geç saatlerinde mahkemenin başkanı, Ahmet Şık ve Murat Sabuncu’nun tahliyesine, benimse tutukluluğumun devamına karar verdiklerini açıkladı. O an ne hissettim? Murat’a ve Ahmet’e bakarak, “İyi ki onlar gibi sıkıntılı ve üzücü durumla karşılaşmadım” diye düşündüm. İlk duygum bu oldu. Bir rahatlama, bir iç huzuru geldi. Bunu ancak yaşayan anlar. Geride arkadaşını bırakıp özgürlüğe doğru yürümek çok zordur. Yürümek zorundasınız... Dışarıda sizi özleyen, özlediğiniz, sevdikleriniz bekliyor. Ama geride bıraktığınız arkadaşınızın acısını yüreğinizde taşıyarak yürürsünüz...

Murat’la Ahmet böylesi eksikli ve buruk şekilde kavuşabildi özgürlüklerine. Mutlulukları gölgelendi... Bana gelince... Doğum günümün ilk saatlerine girdiğim şu saatlerde, sevdiğim iki insanın, iki arkadaşımın daha özgürlüğüne kavuşmasının sevinci, mutluluğu içindeyim. Bu iki tahliye haberi, hayatımda şimdiye kadar aldığım en anlamlı, en güzel doğum günü hediyesi oldu. Aklıma Loren Eiseley’in “Yıldız Atıcısı” adlı müthiş hikâyesi geldi. Hikâyede bir öğretmen çok büyük, uzun bir kumsalda yürür. Epeyce uzakta sürekli aynı hareketi tekrarlayan küçük, belli belirsiz bir şekil görür. Yaklaşınca bir çocuk olduğunu anlar. Çocuğun çevresi, medcezirle karaya vuran, can çekişmekte olan milyonlarca deniz yıldızı ile çevrilidir. Çocuk deniz yıldızlarını alıp alıp okyanusa fırlatmaktadır. Öğretmen çocuğun yanına gider ve “ne yapıyorsun” diye sorar. Çocuk suyun çekildiğini, denizyıldızlarının öleceğini, onları kurtarmaya çalıştığını söyler. Öğretmen, “ama milyonlarca denizyıldızı var, yaptığın ne işe yarar, nasıl bir fark yaratabilir ki” der. Çocuk tekrar eğilir, yerden bir denizyıldızı daha alır, okyanusa doğru geri fırlatır. Gülümseyerek, “Onun için bir fark yaratacak” der. Ülkemizde uzunca bir zamandır hukukun güvenli suları çekilmiş, medcezirle karaya vuran denizyıldızları misali yüzlerce, binlerce mağdur insan hapishanelere doldurulmuş durumda. Ama dışarıda hukuk, adalet ve özgürlük arayışından, uğraşından vazgeçmeyen, bunun için çabalayan iyi yürekli, cesur ve erdemli insanlar var. Bu insanlar fark yaratmaya devam ediyorlar. En son Murat’la Ahmet’i çekip çıkardılar hukuksuz bataklıktan. Sıra bize de gelecek... Biliyoruz... Bekliyoruz... O cesur, iyi insanların varlığı umut veriyor bize de... Unutmayın, geride hâlâ can çekişen çok sayıda denizyıldızı var.

Ve unutmayın... Fark yaratıyorsunuz...

Not: Bir maniniz olmazsa haftaya cuma günü Silivri’ye duruşmaya da bekleriz.

Akın Atalay
Silivri Kapalı Cezaevi,
A-6 Blok, 47 No’lu oda sakini...

A+ A-

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Ahmet Şık