Kapat
A+ A-

Türkiye'nin en mutlu kenti: Zeus’un aşkı Sinope’nin kenti

‘Türkiye’nin en mutlu kenti’ Sinop’a uğradık. Domatesle biberin kokusunun bile bir başka olduğu kentte nokulun da tadına baktık.
Yayınlanma tarihi: 22 Ağustos 2018 Çarşamba, 23:43

[Haber görseli]

Sinope Irmak Tanrısı Osopos’un güzeller güzeli kızıymış. Mutlu bir hayatı varmış. Bir gün tanrılar tanrısı Zeus kendisini görmüş ve o anda âşık oluvermiş. Eli ayağı, dili dudağı dolaşmış Zeus’un, Sinope’ye, aşkına karşılık her istediğini yapacağını söylemiş. Korku içindeki genç kız, Zeus’tan kendisine dokunmamasını istemiş. Zeus da sözüne sadık kalmış ve Sinope’yi alıp en sevdiği yerlerden olan Karadeniz’in cennete benzeyen yemyeşil kıyılarına bırakmış.

Her penceresinden deniz görülen bir şehir Sinop. Deniz deyip geçmemek lazım, insanın da şehrin de huyuna işlemiş. Çok kez Türkiye’nin en mutlu kenti seçilmiş. Zaten şehre girer, girmez bunun ne kadar doğru olduğunu görüyorsunuz çünkü şehirde ne zaman sesler karşılıklı yükselse Sinoplular “Kesin buralı değiller” diyor. Bayram da tıpkı diğer günler gibi Sinop’ta... Mutlu, domates ve nokul kokulu...

Bayramı geçirmek üzere İstanbul’dan Türkiye’nin en mutlu şehir seçilen Sinop’a doğru yola çıkıyoruz. Yaklaşık 700 kilometrenin ardından tepelerin arasından uçsuz bucaksız Karadeniz görünüyor. Denizi gördüğümüz an Türkiye’nin en kuzey ucuna ulaştığımızı da anlıyoruz. Sinop, aynı zamanda Antik Yunan dönemi filozoflarından Diyojen’in doğum yeri. Diyojen, Büyük İskender’e “Gölge etme başka ihsan istemem” sözünü de burada söylemiş.
Sinop adeta bir Ege kasabasını andırıyor. Ancak sadece merkezden ve sahillerden ibaret değil, aynı zamanda yeşilin denizin mavisiyle buluştuğu bir nokta.

Aşıklar’da 82 tur

Önce şehir merkezine iniyoruz. Bayramı burada geçirmek için ülkenin dört bir yanından gelenler nüfusu katlamış. Sokaklar kalabalık, cıvıl cıvıl... Kentin en meşhur caddesi Aşıklar... 7’den 77’ye herkes güneş batınca bu caddede bir aşağıya bir yukarı yürüyor. İngiltere’den bayram tatili için memleketine gelen Ümit Bozkurt “Lisedeyken burada 82 tur atma hayalimiz vardı” diyor. Gündüzleri ise deniz kenarındaki çay bahçelerinde Sinoplular kahvaltı yapıyor, çekirdek çitliyor. Bazı evlerin camına “Sinop nükleer istemiyor” pankartları asılmış. Kalabalığa hatta kalabalığın oluşturduğu trafiğe rağmen şehir çok sakin ve huzurlu. Tek ses: Martılar...

Nereye baksan deniz

Şehrin hemen hemen her noktasından deniz görünüyor. Hatta deniz görmeyen ev bulmak çok zor. Sinoplular denize gideceği zaman camdan bakarmış, “Hangi taraf dalgalıysa, biz öteki tarafta yüzmeye gideriz çünkü orası daha sakin ve temiz olur” diyorlar. Yarımadanın açık denize bakan kısmı genellikle dalgalı ve tehlikeli. Orası için de “Fazla açılmamakta fayda var” diyor Sinoplular. Biz de denize girmek için başlıyoruz koy koy gezmeye... Tatillerde şehrin kalabalıklaşmasının sonucu plajlara girerken kişi başı 2 ile 10 TL arasında değişen ücretler alıyorlar. Biz Karakum’a gidiyoruz. Deniz cam gibi... Çocuklar iskelelerden denize atlıyor, herkes bir tarafta yüzüyor. Karakum plajının ismi simsiyah volkanik kumlarla kaplı olmasından geliyor.

Deniz manzaralı köy

Geceyi Sinop’un köylerinden Osmaniye’de geçiriyoruz. Sinop’un çoğu köyü gibi buradan da deniz görünüyor. Herkes kendi sebze, meyvesini yetiştiriyor. Domates, salatalık ve biber kokusu köyü sarmış. Bayram heyecanı da çoktan başlamış. İstanbul’dan, Ankara’dan gelen yakınlarına kavuşmanın heyecanını yaşıyorlar. Evlerin önü yabancı plakalı araçlarla dolu. Sabah bayramın ilk günü. Önce bayramlaşma sonra kahvaltı... Domatesin, salatalığın, biberin, otların, her şeyin tadı farklı burada. Nokullar, tatlılar bir gün önceden açılmış. Kahvaltı bitiyor ama kırıntılar bile boşa gitmiyor. Toplanıp ‘özgürce gezen’ tavuklara veriliyor.

Köyde akşama doğru bayramlaşmak üzere herkes bir araya geliyor. Koyu bir sohbet başlıyor. Siyaset, ticaret, dolar, hayvanlar, nükleer ve tabii ki birazcık da dedikodu. Sohbet arasında yıldızlara takılıyor gözümüz. İstanbul’da hiç göremediğimiz yıldızlar ve ay elimizi uzatsak yakalayacakmışız gibi...
Sohbete dönüyoruz. Her şey konuşuluyor. Hem burada yaşayanlar hem de farklı şehirlerden gelen farklı düşüncedeki kuşaklar. Herkes birbirine saygılı, herkes birbirini dinliyor. Belki de Sinop’un mutluluğun sırrı Türkiye’de artan kutuplaşmanın aksine bir arada durabilmeleri.
[Haber görseli]

Doğa ve tarih

Sinop’ta yaz akşamlarının en önemli aktivitesi Aşıklar Caddesi ve Tersane’de turlamak. Yorulunca deniz kenarındaki çay bahçelerinde oturup demli bir çay içebilir, çekirdek çitleyip tavla, okey ya da kâğıt oynayabilirsiniz. Asırlık Yalı Kahvesi de bu durakların başında geliyor.

- AKLİMAN / HAMSİLOS: Şehre yaklaşık 30 dakikalık uzaklıktaki Akliman, küçük balıkçı teknelerinin konakladığı küçük bir koy. Etrafı ormanlarla çevrili. Sinoplular burada genellikle piknik yapıyor. Hamsilos ise Akliman’a yaklaşık 15 dakika uzaklıkta. Denizin bir nehir gibi karanın içine doğru girdiği ormanlarla çevrili bu doğal oluşum tam bir cennet köşesi ve turistlerin bir numaralı uğrak yeri.

-İNCE BURUN: Türkiye’nin en kuzey ucunda bir deniz feneri bulunuyor. Deniz fenerinin etrafında dolaşabilir, Karadeniz’in hırçın dalgalarını arkanıza alıp fotoğafa çektirebilirsiniz. Bir saatlik yol eskiden ormanlarla çeviriliydi. Ancak nükleer santral projesi nedeniyle ağaçların büyük bölümü katledilmiş. Santral yapıldıktan sonra İnce Burun’a gidilip gidilemeyeceği ise meçhul.

-TATLICA ŞELALELERİ: Erfelek ilçesinde yakın zamanda keşfedilen şelaleler ziyaretçi akınına uğruyor. En alttaki büyük şelale ve küçük gölün yanından yukarı doğru tırmanmaya başladığınızda karşınıza irili ufaklı 27 şelale daha çıkıyor. Yaklaşık 2 saatlik maceranın ardından 28 şelaleyi besleyen suyun kaynağına ulaşıyorsunuz.

-SİNOP CEZAEVİ: Kent merkezindeki eski cezaevi artık müze olarak kullanılıyor. Çok sayıda siyasetçi, şair ve yazara ev sahipliği yapan Sinop Cezaevi, en ünlü mahpusu Sahabattin Ali’nin dizeleriyle ölümsüzleşmiş.

Kent merkezinde Alaaddin Camii, Seyyid Bilal Türbesi, Balatlar Kilisesi, Arkeoloji Müzesi, Pervane Medresesi, Paşa Tabyaları gibi çok sayıda tarihi ve turistik yerler mevcut.

[Haber görseli]

 

Nokul  yemeden  dönmeyin

-MANTI: Sinop mantısının ünü de son yıllarda giderek artıyor. Üzerine ceviz ya da sarımsaklı yoğurt dökülerek yeniyor. Evlerde ayrı tepsilerde yapılan cevizli ve yoğurtu mantı, kentteki lokantalarda aynı tabakta servis ediliyor.

-NOKUL: Sinop’ta bayram denince akla gelen ilk şeylerden biri olan nokul, bir tür üzümlü ve cevizli börek. Fırında kıtır kıtır olan hamurun içindeki üzüm, ceviz ve şekerin uyumu inanılmaz. Kıymalı, ıspanaklı, peynirli ve patatesli de yapılıyor.

-SİMİT: Diğer kentlerdeki simitlere göre daha ince (serçe parmak kalınlığında) olan Sinop simidi karnınız tok olsa bile kendini yediriyor.

-PİDE: Sinop’a özgü açık kıymalı ve açık peynirli pidelerin ortak özelliği bol yumurtalı olması.  

-BALIK: Mevsim balıklarının yanı sıra zehirli dikenlerle dolu derisi soyularak kızartılan çarpan (iskorpit) da mutlaka tadılmalı.

 

Cumhuriyet İMECESİ