A+ A-

‘Öteki’ ile bir barış iftarı önerisi

Ramazan ve Oruç Ayları, asıl sorunun iman değil ötekileştirme olduğu gerçeğini bulan Claude Lévi-Strauss’un büyük hizmetini müminlere açıklamanın en uygun zamanıdır.
Yayınlanma tarihi: 10 Temmuz 2015 Cuma, 21:48

Lévi-Strauss’un en büyük katkısı ‘Öteki’ne karşı ben’ gerçeğinin altını çizmesidir.

(Sayfamızda ‘Faydalı Bilgiler’ başlığı altında kaleme aldığım yazılarda antropolog Claude Lévi-Strauss’a ilişkin kaydettiklerime, Yeryüzü Sayfaları’na genel katkı mahiyetine de sahip bir geribildirim, kıymetli Hocam Prof. Dr. Bozkurt Güvenç’ten geldi. Ben, Bozkurt Hoca’nın yanında yetiştim ve ondan öğretmenliğin en temel iki özelliğini öğrendim: Bir, öğretmenlik, ebedi öğrenciliktir. İki, bir öğretmen emek verip yetiştirdiği öğrencisinin peşini hiç bırakmaz, onu hep kollamaya devam eder... İşte bu yüzden Hocam, burada çalışırken de benim peşimi bırakmıyor, katkı ve desteğini hâlâ sürdürüyor!.. Onun öğrencisi olmaktan duyduğum gurur ve mutluluğu bu vesileyle bir kez daha ifade ederek sözü ona bırakıyorum. TA)

***

Bir Ramazan ve iftar programında Claude Lévi-Strauss adını ve fotosunu görünce heyecan ve ilgiyle okudum. Kuşkusuz mitoloji veya efsanenin de yeri var, ama gözüm insanbilime, sosyolojiye ve insanlık sorunlarına şu büyük katkısını aradı: “EGO vs Autre” (Öteki’ne karşı BEN)...

İnsan türünün “ötekileştirme” eğilimi ve tutkusu öyle evrensel bir sorun ki; sosyolog Touraine, Demokrasi dizilerinde, Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik üçlüsünün üstünde yer veriyor bu soruna: Savaşın ön şartı, barışın en güçlü düşmanı Öteki(leşme) nasıl önlenebilir? İnsanoğlu’nun türdeşliği nasıl tescillenebilir?..

“Ben Öteki’yim, insanca şeyler bana hiç yabancı gelmiyor” diyen Kartacalı Terence, hiç kuşkusuz nadir bir idealist idi; ama, insanın doğasında ötekilerle savaş var diyen gerçekçiler, hemen her yerde ve her zaman dünyaya egemen olmuştur (Hoebel 1973).

Dar’ül İslâm ve ‘Öteki’

Arapça’daki “Herkesin herkese karşıtlığı” söylemini sosyolog Gellner de İslam dünyasında aynen buldu. Bireyler ve çoğu toplumlar, sosyal-kültürel hatta siyasal kimliklerini daima “ötekiler”e karşı tanımlıyor. Kullanmaya hazır bir Öteki, eğer yoksa yaratılıyor.

Öteki’ni yaratma sürecinin en verimli alanları din ve politikadır. Yalnız totemizm değil çoğu din ve inançların ortak kaynağı, toplumun kendi etik değerleridir (Durkheim, Les formes élémentaires de la vie religieuse , 1912). Barış ve huzur arayan Dar’ül İslam bile, Dar’ül Harb’e cihat açan şehitlerine Cennet’i vaat ediyor. Aynı dinin mezhepleri ve cemaatleri, farklı dinlerin ötekileri ile omuz omuza savaşıyor. Nereden gelip nereye gittiğini bilemediğimiz şu ölümlü dünyada yaşamanın birbirimizi öldürmekten başka bir yolu yok mu?..

Ramazan ve Oruç Ayları, sorunun iman değil ötekileştirme olduğu gerçeğini bulan Claude Lévi-Strauss’un büyük hizmetini müminlere açıklamanın tam zamanıdır. Görkemli iftar sofralarına katılmak yeterli değil. Ötekileştirme’ye son vermek zorundayız!..

Kendi türüne düşman yegane yaratık olan İnsanoğulları, barış için savaşa hazırlanmak yerine, neden barış eğitimine başlamıyor? Bir lahzalık tefekkür, hayat boyu ibadete bedel değil mi?..

Comment disclaimer