A+ A-

Ramazanla ilgili faydalı bilgiler: Cadı

Doğa Ana’ya iman eden onca insan, Tanrı Baba’dan “nasiplenen” Kilise’nin uydurmasıyla Şeytan’la işbirliği içinde sayılıp katledildi.
Yayınlanma tarihi: 12 Temmuz 2015 Pazar, 00:33

Cadılık ya da pratisyenlerinin çağdaş dünyada tercih ettiği isimle “Wicca” inancı, paganizmle büyücülüğün bileşimi.

Zannedildiği gibi, daha doğrusu dinsel-tarihsel bir algı güdümlemesi ile çarpıtıldığı üzere, Şeytan veya “Satanizm”le ilişkili bir inanç pratiği değil.

Çünkü Satanizm, “Semavî” din geleneğinin içinden çıkar. Cadılık ise Pagan gelenekten...

Semavî gelenek, daha önce burada işlediğimiz üzere, yeryüzünü “lanetli” sayar ve cennetten kovulmuş insanı oraya bir ceza olarak koyar.

Paganik gelenek, yine bu köşede ve daha dün işlediğimiz üzere, yeryüzünü “kutsal” sayar ve insanı, doğa içerisindeki her şey gibi o kutsallığın bir parçası olarak değerlendirip oraya koyar.

Dolayısıyla pagan, büyücü ve çoğunluğu kadın olan cadılar, Şeytan’a değil “Doğa”ya taparlar.

Satanizm ise Yahudi-Hıristiyan geleneğin bir istenmedik yan ürünüdür.

Ancak şu söylenebilir: Hıristiyanlığın cadılığa karşı acımasız duruşunda cadılarımŞeytan’la ilişkilendiren tutumu, ilginç şekilde Satanizm’e “besin kaynağı” olmuştur!

Sosyolog MarcelloTruzzi’ye göre, engizisyoncular Şeytan’ı öylesine “fantastik” resmetmişlerdir ki bu pek çok insanı cezbetmiş ve onlar cennet yerine cehennemi tercih eder hale gelmiştir (akt. G. Ferraro, “CulturalAnthropology”, 2008, s. 343-4).

15 ve 18’inci yüzyıllar arasında en mütevazı tahminle 40 ile 100 bin arası insan, Avrupa ve Amerika’da cadı oldukları gerekçesiyle yakıldı. Onlara yönelik suçlamanın özünde, Şeytan’ın arzusu doğrultusunda yapılan ayinlerde çıplak dans etmek, toplu seks yapmak, bebek ve çocuk kurban edip yemek gibi ithamlar vardı.

Bunların aslı-astarı yoktur. Şeytan’ın hükmünde oldukları iddia edilen cadılar,esasını bolluk-bereketle bağlantılı “doğa tapımı”nın oluşturduğu, Hıristiyanlık-öncesi Avrupa’daki pagan inançların takipçileriydi.

Hıristiyanlık yayıldıktan sonra onlar yok olmamış, ama kıyıda-köşede, sessiz- sedasız faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.

İlginç olan, Kilise’nin Avrupa’da altın çağını yaşadığı Orta Çağ’da değil, ekonomipolitik iktidarını kaybetme tehlikesinin baş gösterdiği Yeni Çağ’da cadıların “av” haline gelmesidir. Amaç, cadıları Şeytan’ın güdümünde göstererek Tanrı’yı temsil edenlerin kitleler nezdinde sarsılmaya başlamış iktidarını yeniden pekiştirmeye çalışmaktı.

Bir dönemde iktidarını sağlamlaştırma yolunda Haçlı Seferleri’ni tezgâhlamış Kilise, iktidardan düşüşü durdurma yolunda da “Cadı Avı”nı kışkırtmıştır.

Sonuçta Doğa Ana’ya iman eden onca insan, Tanrı Baba’dan “nasiplenen” Kilise’nin uydurmasıyla Şeytan’la işbirliği içinde sayılıp katledildi.

Ama bugün, dinsel çoğulculuğun öne çıktığı postmodern çığır içerisinde cadılık inancına da “iade-i itibar” söz konusu.

“Wiccan” hareketi, Batı’da hayli revaçta.

İnancın mahiyetiyle bağlantılı olarak kadın hareketleri, çevrecilik ve bu ikisinin bileşkesi denilebilecek “ekofeminizm”le de sarmaş dolaş...

Ve küresel-dijital çağımızın önemli toplumsal fenomenlerinden biri olan “Yeni Dini Hareketler”in de en gözde bileşenlerinden biri.

Yarın: YENİ DİNİ HAREKETLER

Comment disclaimer