Yönetmen Bursa’da, sahne Edmonton’da

Dünyanın neresine gitsem Türkleri tanırım; uzaktan, bir bakışta. Kuyrukta en başa geçmeyi gayet iyi becerirler, bir de emlak edinmeyi milli refleks olarak ihmal etmezler. Kanada’nın batısındaki Alberta eyaletine yıllar evvel gelmiş Türklerin de böyle bir girişimi var.

29 Aralık 2019 Pazar, 07:30

Edmonton’da Kanadalı Türkler Derneği’nin, 1960’lardan kalma eski bir ilkokul binasına sahip olması aslında buradaki Türk göçmenler hesabına büyük şans. 70’lerde, buradaki bir avuç Türk göçmenin derneği olan “Turkish-Canadian Society of Edmonton”- TCS’nin yöneticileri akıllıca davranıp yerel hükümetin satışa çıkardığı iki katlı bir ilkokul binasını edinmiş, o günden beri kullanılır halde hizmete sunmuştur. Okul deyip geçmeyiniz, derslikler dışında bir sürü ofis odası, yemekhanesi, mutfağı, elbette spor, müsamere ve toplantı salonları, çocukların teneffüs saati için kocaman bahçesi, kreşi ve müştemilatıyla, bugün nüfusu 1 milyona dayanmış başkent Edmonton’da, şehir merkezi sayılacak bir yerde, gözbebeği... 

TCS’nin bu binadaki varlığı göz dolduruyor, zira başka hiçbir etnik göçmen grubun, yanılmıyorsam, bu ölçüde bir yeri yok. Herkes dernek için bir şey yapıyor, çalışılıyor. Derneğin girişimci üyelerinden, yönetim kurulunda görevli Sinem Şenol’un çabalarının çok yönlülüğü de göze çarpıyor. Spor, müzik faaliyetleri, dil kursları derken, sonunda tiyatro kulübü de açıldı. E, ne var bunda, demeyiniz! Var; olmaz mı var, hem de saat farkıyla önemi var! Bursa Ahmet Vefik Paşa Devlet Tiyatrosu oyuncularından Ecehan Şarman Çetinkaya Bursa’dan yönetiyor açılan kursu. Şimdilik cumartesi günleri, Edmonton saatiyle öğleden sonra 4-6 arası süren kursa katılmış 7 tiyatro öğrencisi kursiyere ders vermek üzere kamera karşısına geçiyor Ecehan Hanım, Türkiye saatiyle sabahın köründe, saat 6’da...

Çehov oyunu sahnelenecek

Ekran karşılıklı açık, Ecehan Bursa’daki evinde tiyatro hocalığı yapıyor; kursiyerler ders dinliyor. Doğaçlama oyun nedir, mimik neye denir, ses-nefes kullanımı, sahnede teknik gibi doğrudan oyunculuk eğitimine yönelik notlarıyla ekranda talebeleri eğitiyor. Ecehan Çetinkaya, Devlet Tiyatrosu dışında MOT sahnesinde “Aşk bir şey değildir” ve “Sıfırdan sonra” oyunlardan hatırlanacaktır. 

TCS’de bir coşku, bir heyecan, sormayın! Oyunculuk eğitimini tamamladıktan sonra, Çetinkaya, bu ekiple bir oyunu da sahneye koyacak. Kendisi Bursa’dan yöneterek Anton Çehov oyunlarından bir kolaj yapıp tiyatro sevdalısı bu amatör ekibi sahneye çıkaracak. 

Tiyatro öğrencisi ama inşaat mühendisi Funda Saldıran, 14 yıldan beri bulunduğu Edmonton’da ilk kez böyle bir etkinliğe katılmaktadır; kendi yeteneklerinin sınırlarını araştırmaya imkân bulduğu için mutludur. Haklıdır; tiyatro insana kendisini tanıtır. Hazime Gökçe Hanım, 13 yıldır Kanada’da, hiç aklında yokken sahneye çıkmaya şimdi kendini hazırlıyor; heyecan içindedir. Makine mühendisiyken doktora eğitimi için Edmonton’a gelmiş Eyüp Can, bu kursun öğrencisi aynı zamanda ve “Tiyatroda kendimi keşfettim” diyorsa, 3 bin yıllık Yunan tiyatrosundan beri insanların Homo Ludens olarak oynamaya duyduğu ihtiyacı doğrulamaktadır.

Mihriban Murphy aynı heyecanı yaşarken üç çocuk annesi Sevgi Deriç, hocası Çetinkaya’nın derslerini kaçırmıyor. İki erkek oyuncu adayı daha var, Lütfü Buyural ve Adnan Öztürk. Edmonton’dan göndereceğim haber şu ki; 2 bin Türkün yaşadığı varsayılan Edmonton’da 170 kayıtlı üyesiyle TCS’nin tiyatro ekibi yakında sahne alacak; perde açılacaktır. Meraktayız!

TCS dışında bir Türk derneği daha var, kendilerine Jön Türk yakıştırmalı bir isim seçmişler; Kanadalı Genç Türkler Derneği! Ali Suavi’nin 1867’de yazılarında kullandığı Jön Türk tanımıyla çalışmalarını sürdüren dernekte henüz bir tiyatro faaliyeti yok; gün gelir belki onlar da Homo Ludens olur. 

Ahmet Vefik Paşa’nın tiyatrosu şimdi 10 saat zaman dilimi farkıyla, 12 bin km. uzaklıkta bir küçük sahneye, belki bir oda tiyatrosuna sahip oldu dersek hatalı olmaz. Bütün bunlar, Ecehan Hanım sayesindedir. Tiyatrocularımız, eski deyişle, “İki kalas bir heves” olan sahneyi iki direkle anlatmışlarsa, bunu şimdi azıcık değiştirip, “iki kamera iki ekranla bir büyük heves” diye aktarabiliriz. 

Bu işleri halleden Sinem Şenol’la soy isim benzerliğimiz de, 22 senelik karı-koca olmamızdan kaynaklanıyor, hani bunu da belirteyim, yeri gelmişken. Cumhuriyet ailesi okurumuzdan zaten hiçbir şey saklanmaz!


[email protected]