Köşe Yazısı

A+ A-

Demokrasinin can suyu ve bir soru

13 Ağustos 2018 Pazartesi

Demokrasi meleği iki kanatla uçabilir; iktidar ve muhalefet. Yalnız bir siyasal rejime demokrasi denilebilmesi için bunların varlıkları yetmez, parti yapılarının da demokratik olması gerekir. Bugünün Türkiye’sinde ülkeyi yöneten iktidar partisinin yapısı demokratik değildir.
Muhalefetin de öyle; üstelik ana muhalefet partisi, iyice yerlerde sürünüyor ki sorum da onunla ilgili.
 
Kendi ağzından
Yarın, 17. yıldönümüdür. 14 Ağustos 2001’de, Ankara’da AKP Kurucu Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarihi bir basın açıklaması yapıyordu:
Aziz Milletimiz... Bugün, önemli bir gün... “Lider oligarşisinin çöktüğü gün” ... “parti içi demokrasi(nin) ... egemen olduğu ... AK Parti’nin doğum günü...
(Partide) asla bir “lider diktatoryası” oluşmayacaktır...
Parti yönetiminde … her görev için seçim ... Milletvekilliği ve belediye başkanlığı gibi seçimle belirlenen görevler için aday tespitinde bütün üyelerin katılacağı önseçim ve teşkilat yoklaması...
Konuşmada çok daha fazla demokrasi söylemi vardı; örneğin, Voltaire’e gönderme yapılarak düşünce ve ifade özgürlüğü kararlılıkla sahipleniliyor; AB tam üyeliğine özenle evet deniliyor; siyasetçilik makamını bir “kolay servet ve imtiyaz aracı olarak görme” hevesine son verileceği belirtiliyordu.
Başta önseçim olmak üzere bu sözler tutulmadı. AKP ideolojisi gereği tek kişi egemenliğine doğru evrilirken CHP de iç yapısı demokratik olmadığından önseçim konusunda da AKP’yi zorlayıcı olmadı. Önseçim, AKP’de ve diğer partilerde tümüyle unutuldu. Partilerin üye ve örgütleri işlevsiz kılındı; demokrasinin can suyu kurutuldu.
Eğer, 17 yıl önce özenle altı çizilen önseçim olgusu yerleştirilseydi; ülke siyaseti gerçek demokrasiden bu kadar uzaklaşmaz, Erdoğan da geçen hafta sorduğu dün neredeydik sorusunu soramaz; bugün dünya demokrasisinin en iyi örneğiyiz diyemezdi.
Dahası, 180 derecelik bu tersine gidişe iç ve dış sermaye kesimleri hiç güven duymuyor; onların doları varsa bizim de halkımız, hakkımız ve Allah’ımız var dediniz mi, TL hızla eriyor; dolar da alıp başını gidiyor!
 
Kılıçdaroğlu-İnce ikilisine bir soru
Önseçim konusunda CHP de büyük ölçüde AKP’nin yolunu izledi.
Bu nedenle, son kurultay tartışmaları sırasında İnce ve destekçilerinin parti içi demokrasiden söz etmeleri tam bir kara gülmecedir. İnce, hiçbir seçimde önseçimle aday olmadı.
Bu arada çok önemli bir nokta daha var: CHP’nin ikilisi, Genel Başkan Kılıçdaroğlu ve cumhurbaşkanı adayı İnce, son haftalardaki tutumlarıyla partiyi göz göre göre yok ediyor. Bu durumda onları suçlamak artık yetmez; daha derinliğine sorgulamak gerekiyor.
Çünkü, Mustafa Kemal Atatürk’ün, iki eserimden biri (öbürü Türkiye Cumhuriyeti’dir) diyerek övündüğü CHP, önce, çağdaşlaşma çizgisinden uzaklaştırılarak sağcılaştırıldı. Şimdi de bu ikili, kimi yandaşlarını yanlarına alarak yaptıklarıyla CHP’yi tamamıyla çalışamaz duruma getirmiş bulunuyor.
Türkiye Cumhuriyeti, ideolojisi ya da ruhu ve fiziğiyle AKP iktidarı ve destekçileri tarafından sonlandırılıyor. Yeni rejimle Cumhuriyet, hızla bir siyasal İslam cumhuriyetine dönüştürülüyor.
Bu gidişe kararlı bir tutumla karşı çıkmayan Kılıçdaroğlu-İnce ikilisine sormak gerekiyor: AKP’nin Cumhuriyete yaptıklarını siz yıllardır ekmeğini yediğiniz CHP’ye neden ve nasıl yapıyorsunuz?

***

İnsanın, üreterek özgürleşmesinin eğitim kurumları olan Köy Enstitülerinin güzide ürünü Mahmut Makal’ı yitirdik; anısı önünde saygıyla eğiliyor, sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Tümü Yakup Kepenek - Son yazıları

Eğitim-2018: Curcuna 17 Eylül 2018 Pzt
Rejimin çalışmayan dişlileri 10 Eylül 2018 Pzt
Aziz Sancar… Küsmüş?! 3 Eylül 2018 Pzt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Recep Tayyip Erdoğan, Mustafa Kemal Atatürk