Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Şehircilik! (3)

14 Ağustos 2018 Salı

Çankaya’daki “Ayyaş Kafa” 1923’te Cumhuriyeti kurdu. 1924’te başkent Ankara’nın planının yapılmasını istedi. Alman şehircilik uzmanları devreye girdi. Ankara’nın ve bazı komşu kentlerin planları yapıldı.
Ama 21. yüzyılda Reis’in hükümeti, belediye başkanları yaptıkları yeni yollarla övünüyorlar. Bu yollar için çevre mühendislerinden, jeologlardan, mimarlardan, şehircilik uzmanlarından herhangi bir görüş alınmıyor, “Ben yaptım. Oldu, bitti!” mantığı geçerli. Sonra ne oluyor?
Haziran 2015’te bu köşede şöyle yazmışım:
12 Mayıs… Cumhuriyet: “Ankara göle döndü.” Milliyet: “10 dakikalık yağmur Ankara’ya yetti.” Sözcü: “Ankara’yı sel aldı.”
13 Mayıs… Sabah: “Başkentte sel alarmı… 269 yeri su bastı.” Sözcü: “Gökçek’in metrosunda şemsiyeyle gezdiler!” Hürriyet: “Metroyu su bastı. Mamak’ta (Davutoğlu’nun konuştuğu semt!) Neşet Ertaş Caddesi, kuvvetli dolu ve sağanak yağışın ardından sele teslim oldu.”
15 Mayıs… Hürriyet: “Altyapı baskını... Başkentte son zamanlarda etkili olan yağışlar nedeniyle yaşanan su baskınlarıyla ilgili açıklama yapan İMO Ankara Şubesi Su Çalışma Grubu, su baskınlarının en önemli sebebinin altyapı yetersizliği olduğunu savundu. Yerel yönetim sorumlu...”
17 Mayıs… Hürriyet: “Yağmurda yol çöktü.”
Şimdi de hazirandaki haberlere göz atalım:
20 Haziran… Zaman: “Sel Ankara’yı vurdu. Belediye ekipleri dedektörle rögar kapağı aradı.” Hürriyet: “Selin bilançosu 7.8 milyon TL. Selden zarar gören konut, işyeri ve araçların zarar miktarları Ankara İtfaiyesi ekipleri tarafından tek tek tespit edilerek rapor haline getirildi.”
21 Haziran… HaberTürk: “Etkili olan yağış, kentin batısında hayatı felç etti. Suyla dolan altgeçitte sürücüler zor anlar yaşadı.”

***

2018 Ankarası’na gelelim. Gazetelerden bazı alıntılar yapalım:
Ankara Mamak’ta yaklaşık 12 dakika süren sağanak yağış sele neden oldu. Sel suları onlarca aracı önüne katıp sürükledi, sele kapılan 3 kişi yaralandı, 20’yi aşkın işyeri ve 150’nin üzerinde araç hasar gördü.
Ankara, yıllardır iyileştirilmeyen altyapısı nedeniyle bir yağmur yağışıyla birlikte yine sel baskınıyla karşılaştı. Sıhhiye’de bulunan Kızılay Yenişehir Semt Pazarı’nı su bastı, mahsur kalanlar botla kurtarıldı. Kızılay metrosu ise su baskını nedeniyle kapatıldı.
Konuyla ilgili açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan “Rant odaklı yapılaşma vadilerin betonlaşması ile her yağmurda sel felaketi olarak Ankaralılara dönüyor. Altyapıya yıllardır ciddi bir yatırım yapılmıyor! Melih Gökçek sorumlu!” dedi.
Candan, şöyle devam etti:
“Her yeşil alan ve vadi betonlaştırıldı. Derelerin üzeri kapatıldı. Dere yatakları yapılaşmaya açıldı. Sel basan yerlere baktığınızda dereler yatağını bulmaya çalışıyor. Büyükesat Vadisi’ni yapılaşmaya açtılar, vadi tabanına yol yaptılar. Betonlaşma ile birlikte plansız hormonlu büyüyen kentleşmeyi altyapı karşılayamıyor. Gökçek ve onu koruyanlar er geç yargı önünde hesabını verecek!” (Devam edecek)

IMF: ‘Allah versin!’ mi diyecek…
Şimdilerde konu Türkiye’nin Uluslararası Para Fonu’na (UPF - IMF) başvurup başvurmayacağı tartışılıyor... [Haber görseli]
Reis, hâlâ “Yastık altındakileri çıkarın!” diyor. Şimdiye kadar kendisinin ve ailesinin ne kadar altın bozdurduğu her nedense açıklanmadı.
O böyle konuşunca ABD’nin ağzından çıkan sözleri kulağı duymayan bir başkanı var. Donald J. Trump, komşusu, canciğer dostu Kanada’ya, Avrupa’ya, İran’a meydan okuyor. O Türkiye’de “stratejik ortağı, bizim Reis”e her “çıt!” dediğinde TL düşüyor, başta dolar olmak üzere yabancı kurlar fırlıyor.
Dün dolar 7.60 TL’yi buldu, 8 TL’yi zorladı.
Reis, hâlâ “Yastık altındakileri çıkarın!” diyor. Amerika’yı tehdit ediyor! “Başka dostlar buluruz. Onların doları varsa bizim de Allah’ımız var!” diyor.
1 doların arkasında “İnandığımız Tanrı” yazılıdır. Dünyada Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanların “tanrısı” aynıdır, çünkü tektir. Yalnızca Müslümanlar tanrıya “Allah” derler... Acaba 1 doların üzerindeki tanrı, Trump’ın sözünü mü dinliyor?
Türk ve bazı yabancı ekonomistler ve kuruluşlar “Türkiye, UPF’nin kapısını çalacak” diyorlar! Ama Reis, bir zamanlar “UPF’ye 5.5 milyar dolar borç vereceğiz!” diye meydan okuyordu. Sonra ne olduğunu Allah bilir! Bu nedenle Reis’in tayfası UPF’ye başvuru konusunda tereddüt içindeler.
Kimi yabancılar Türkiye’nin UPF’nin kapısını çaldığı takdirde, dilencilere söylenen “Allah versin!” yanıtını alacağını öne sürüyorlar.

Tümü Özgen Acar - Son yazıları

Basın Nereye Gidiyor? (1) 13 Kasım 2018 Sal
80 Yıl Önce (((((( 6 Kasım 2018 Sal
Kültürel Miras’a Bakış! 30 Ekim 2018 Sal

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Melih Gökçek