Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Gürgün Hanım

29 Ağustos 2018 Çarşamba

Acaba kaç anne vardır ki şöyle der: Benim çocuğum üstün yetenekliydi, doğru ellerde eğitildi ve bugün dünya sahnelerinde yerini aldı; şimdi ben onun deneyimlerine dayanarak başka ailelere nasıl faydalı olurum? İşte Fazıl Say’ın annesi Gürgün Hanım yıllarca bu amacı güttü.
Fazıl Say, Ankara’da sesini duyurmaya başlamış gencecik bir piyanistti. Ben de henüz Güneş gazetesine adım atmış, çiçeği burnunda bir müzik yazarıydım ve TRT televizyonunda Müzik Dünyası’ndan dizisini hazırlayıp sunuyordum. Bir gün Gürgün Hanım’dan bir mektup aldım: Öncelikle gençlere sahip çıkmamı, onları hiçbir zaman kırmamamı öğütlüyordu. O günden bugüne, elimden geldiği kadar genç sanatçılara sahip çıktımsa bunda Gürgün Hanım’ın payı vardır. 1990’dan beri mektuplarını saklamışım. Toplumumuzda pek çok üstün yetenek bulunduğunu, onların ortaya çıkarılıp parlatılması için bugüne kadar dünyanın dört bir yanında uygulanmış metotları incelememiz gerektiğini anlatıyordu. Üstün yetenekli çocukların ailelerine tavsiyelerde bulunuyordu.
1937’de İzmir’de doğmuş, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden ve İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü’nden mezun olduktan sonra Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü’nden master derecesi almış, aynı kurumun Endüstriyel Eczacılık Bölümü’nde de doktora yapmıştı. İstanbul’da bir eczane sahibiydi. Eczacılığının yanı sıra sivil toplum örgütleri aracılığıyla çağdaş eğitime gönüllü olarak katkıda bulunan projeler yaratmıştı. Mesleki yayınlarından başka, Türkiye’de kadın sorunları, kadın hakları üstüne yazılmış kitapları da vardı. Kendi oğlunun nasıl yetiştiğini, olağanüstü yeteneğin nasıl ortaya çıkarılıp korunması gerektiğini anlatan kitabı “Müziğin Doruğunda Fazıl Say” başlığını taşıyordu. Hastalığının belirtileri ortaya çıkmaya başlamadan son olarak hazırladığı kitapta toplumumuzdaki üstün yetenekli sanatçıların mercek altına alınmasını, onların aile yapısını, eğitimini inceleyerek yetişme tarzlarından yararlanılması gerektiğini ileri sürüyordu. Böylece Pekinel’lerin, İdil Biret’in, Fazıl Say’ın deneyimleriyle daha genç kuşakları yetiştirebileceğimizi söylüyordu. Son çalışmasını şöyle anlatmıştı:
“Günümüzde Fransa, Almanya ve Japonya’da çok sayıda küçük çocuk yetiştirmek için yeni müzik eğitimi yöntemleri gelişiyor. Onları inceledim. Bunun yanında müzik tarihinde yer alan tüm ‘Harika Çocukları’ araştırdım. Ortak özelliklerini ve hangi şartlarda yetiştirildiklerini bulmaya çalıştım. Bugün Avrupa, Amerika, Avustralya, Yeni Zelanda ve Asya’da küçük çocuklara hangi yöntemlerle müzik eğitimi verildiğini, ülkemiz çocuklarına bu eğitimlerin tam yarar sağlayacak şekilde nasıl uygulanabileceğini araştırdım.
Müzik dünyasında bebeklikten başlayan müzik eğitimi konusunda yöntem geliştiren sanatçılardan Albert Lavignac, Shinichi Suzuki ve Carl Orff’un aralarında karşılaştırma yaptım. Güher-Süher Pekinel Kardeşlerin ‘Anadolu Müzik Eğitimini İyileştirme Projesi’ni inceledim.”
Gürgün Özsoyeller’in bu çalışması ne durumda kaldı bilemiyorum ama mutlaka içinde müzik eğitimine yararlı olacak ipuçları vardır.

Tümü Evin İlyasoğlu - Son yazıları

Oda müziğinin sıcaklığı 7 Kasım 2018 Çar
Gençler artık büyüdü 31 Ekim 2018 Çar
Hayata dokunmak 24 Ekim 2018 Çar