Köşe Yazısı

A+ A-

Erdoğan, Demokrat

19 Eylül 2008 Cuma

Herhalde son yaşanılan olaylardan sonra, Recep Tayyip Erdoğanın içinden her şey çıkabilir de (türbanı attırmasından yeni cami yapımını yasaklamasına ve elinde meşrubatıyla içki içenlere şerefe demesine kadar...), bir demokratın çık(a)mayacağını görmeyenlerin gözleri açılabildi mi sizce?

Çıkamaz, çünkü Erdoğanın içinde demokrasi olabilmeli ki oradan bir demokrat dışarıya inebilsin! Unutmayın, demokrasi tanımını, bir trene benzetmişti, zamanı ve yeri geldiğince ineceği... Deniz Feneridolandırıcılığı en yakın çevresini sarınca, Aydın Doğana ve gazetelerine yüklenmesi, Erdoğanın demokrasi sınırlarını netleştirdi!

Bazı insanlar marifetlerini anlatmak isterken, suçlarını ortaya dökerler. (Hani merdi diye başlayan atasözü.) Erdoğan bunun çok başarılı bir örneğini verdi.(*) Nazlı Ilıcak gibi büyük bir destekçisinin ufak tefek eleştirilerine bile dayanamayan bir insanın içinde sizce ne olabilir?

Demokrasi veya demokratik kişilik, bir eğitim, demokratik kültür ve terbiye ile ilgilidir. Geçmişteki siyasi eğitimi, ne yazık ki ona demokrat kişilik kazandırmaktan uzaktır. Erbakandan aldığı siyaset dersi, cemaat ilişkilerinin hiyerarşik kalıpları, dini dogmalara olan bağlılığı, İslamcılık akımının cenderesi... Bunların hepsi kendisine ancak otoriter bir karakter kazandıracak kişisel tarihinin kilometre taşlarıdır!

RT Erdoğanın içinde, şöyle kafasını uzatıp da bize demokrasi şapkasını sallayacak minik bir kişi daha olabileceğini, hiç mi hiç düşünmüyorum.

Erdoğan, siyasi sistem anlayışı olarak da, müthiş bir totaliter düşünceye sahip olduğunu, iktidarda bulunduğu 6 yıl boyunca gösterdi. Devlette bütün kuvvetlerin, ülkede bütün güç odaklarının kendi ellerinde (veya partisinde) toplanmasına gösterdiği azami dikkat ve ısrar (yasama, yargı, ordu, medya, üniversiteler, eğitim, özerk kurumlar, iş hayatı örgütlenmeleri vb.), tam totaliter bir yönetim sistemine olan güçlü eğiliminin kanıtlarıdır...

***

İçlerinde bir iki işte demokrasi falan filan sesleri çıksa da, AKP medyası hem suskun hem de savunmacı. Bütün dolandırıcılık ilişkileri belgelenmiş bir olguyu örtbas etme çabaları, aslında RT Erdoğanın başından beri medyayı ele geçirmeye verdiği birinci derecede önceliğin anlamını gösteriyor. Gazetelerin AKPleştirilmesi, satın alınması yüzde 41lere vardı.

Erdoğan açıkça, medyayı yanlılaştırarak ve özünde yok ederek, demokrasiyi fiilen yok etme girişimi içindedir. Doğana saldırısı, bir anayasal suçüstü belgesidir! Hedeflediği, alabildiğine keyfi yönetim.. gelsin ihaleler, susulsun yolsuzluklar, bağlansın gözler, duymasın kulaklar...

Başbakanın medyanın özgürlüğüne karşı bu saldırısınıErdoğan-Doğan kavgası gibi sunanlara da bayılıyorum doğrusu!

Başbakan, bu bilinçli, kasti saldırısıyla, Erdoğan-Doğan kavgası imajıyla, Deniz Feneri dolandırıcılığını kendisinden uzak tutma çabasına girişti.

Ama ateş bacayı ve paçayı sardı!

Deniz Feneri yolsuzluğunda mahkûmiyet, doğal ve normal bir düzen olsa, Erdoğanı silip süpürmüş, AKPyi bitirmiş ve iktidarı da düşürmüş olurdu!

Şimdi bunun neden gerçekleşemeyeceğini sorgulama ve öğrenme zamanıdır!

——————————————

(*) Aydın Doğanın önüne, kendi aleyhindeki yazıların dosyalarını koyuyor. Aydın Bey, onlara söz geçiremiyorum, diyor. Erdoğan Bey deBu nasıl patron ki yazarlarına söz geçiremiyordiye gürlüyor. Daha önceki konuşmasında iyi ki tarafsız basın var da...diye nitelendirdiği yandaş basından bu defa bizim basındiye bahsediyor.. kendi medyasından bazı yazarların da iftiralara yataklık ettiği suçlamasını yaparak onları hizaya gelmeye çağırıyor...

OKUR NOTU: Erdoğan Yönel: Karadelik, Erdoğan ve CHP yazınız üzerine: Karadelik teşbihiniz bence ekonomiyi küreselleştirip dünya devleti kurmayı planlayan büyük finans kurumlarına uygun düşüyor. Bretton Woodsdan beri akıl-teknolojiyle uygulanan bu uzun vadeli emperyal program karşısında hep cılız ve ezik kaldık. Hadiselere becerilebildiği kadar makro düzeyde bakılınca kısa vadede artık bu karadelik gücüne karşı çıkabilecek bir sistem geliştirmek mümkün görünmüyor. Hele bizim çocukların başarısından beri niyet iyice ayan ve beyan ortada. Depolitizasyon bireyleri birer un çuvalına dönüştürdü. Mıknatıs gücüne duyarsız nesneler gibiyiz. E-postalarla veya bir avuç aydın yazarın uyarılarının dışında müesseseleşecek uzviyet görünmüyor. Mikro planlarda tasavvurlarımız bu karadelik gücü karşısında çaresizdir.