Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Meriç Velidedeoğlu

‘Teslimiyet’

28 Eylül 2018 Cuma

Yazının başlığını oluşturan bu Arapça sözü, R.T. Erdoğan’ın ne denkli “zevkle” kullandığını bilmem ki anımsar mısınız değerli dostlar?
Erdoğan, partisi AKP’nin, İstanbul İl Başkanı değişimi töreninde yaptığı konuşmada üstüne basa basa kullandı bu “Teslimiyet” sözünü.
Şöyle dedi: “...bu devir teslimden sonraki süreç, yerel seçim, parlamento ve Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile ilgili seçimler. Bunlar için her şeyden önce, ‘sadakat’ ve ‘teslimiyet’ ”...
Demek hem “sadık” olunacak, hem de “teslim”...
Ve bu “teslimiyet”in nasıl olacağını da, “Hasbi (karşılıksız) olarak!” diye vurgulayıp sürdürdü: “Ben değil, biz olmaya mecburuz (...) bütün işlerinizde ‘istişare’ edin!”
Çok iyi, pek güzel; ne ki, bakın nasıl bağlıyor: “İstişarenin nihai (son) kararını verecek olan ‘merci’ de bu toplantının lideri kim ise, odur!”
Kuşkusuz “Erdoğan!”.
AKP’nin Düzce Milletvekili’nin dediği gibi, “Allah’ın bütün vasıflarını taşıyan Erdoğan!” (14.1.2014)
Öte yanda, Arapça “teslim”den türetilen “teslimiyet”in sözlük anlamına gelince, şunlar sıralanmış: “Baş eğme, dayanamayıp pes etme, kabul etme, razı olma ve boyun eğme”...
Ve değerli dostlar, halktan tüm bunları içeren bir “Teslimiyet” isteyen Erdoğan’ın, bunu istemekte ne denli “haklı olduğunu (!)” da, bir iki örnekle anımsayalım diyorum.
“Sağlık Bakanlığı’nın tespitine göre sağlık çalışanları, atamalarının ‘liyakat ve yeterlik’ esası yerine, ‘politik ve siyasi tercihler’e göre yapıldığına inanıyor”muş... Üstelik bu konu -ya da sorun-“ücret sorunu”nun hemen ardında yer alıyormuş. Peki, “Teslimiyet” bu soruna çözüm getirebilir mi? “Siyasi tercih”, bu “Teslimiyet”in temelini oluşturduğu bilindiğine göre... Ne dersiniz?
Anımsanacağı gibi, işsizleri korumak amacıyla kurulan, “İşsizlik Sigortası Fonu”nun, bu yılın ilk sekiz ayındaki birikiminin -uygulama gereği-“yüzde 43’ü”, işverenlere yapılan teşvikler, “yüzde 28”i, işbaşı eğitimi için ayrıldıktan sonra, işsizlere ödenecek miktar “yüzde 27” seviyesinde kalmış... Bu da böyle bir ‘Teslimiyet’ uygulaması mı?
Ne var ki değerli dostlar, “teslimiyet”in en özgün olanı da, Diyanet İşleri Başkanımızdan geldi: “Medrese ile Akademi birlikte hareket etmelidir!..” diyerek.
Bu nasıl olacak derseniz yanıt şöyle: “Medrese ve akademik ilim birlikte hareket etmelidir. Bilgiye ulaşmak ve aralarında yakınlaşmak, birbirlerinden istifade etmeleri çok faydalı olur. Yani medrese akademiden, akademi de medreseden istifade etsin. Bu şekilde ilmi faaliyetlere adım atılmış olsun!..”
İnsan bunları duyunca, okuyunca Batı’da dört yüzyıl süren “Aydınlanma” dönemini, bilimin, “değişmez, değişemez kurallar”dan bağımsızlığı için verilen savaşın, savaşımın anlamını daha iyi anlıyor; kuşkusuz, Doğu’nun İslam Dünyası’na, “1923 Anadolu Aydınlanması” ile sunulanları da... Ve savaşımın sürdüğünü de...
Ne ki yılmak yok!
Öyle değil mi değerli dostlar?

Tümü Meriç Velidedeoğlu - Son yazıları

‘9 Aralık’ 14 Aralık 2018 Cum
‘Ergenekon’ çökmüş! 7 Aralık 2018 Cum
‘Kitaplı dinler’ ve cinsel eşitsizlik! 30 Kasım 2018 Cum