Köşe Yazısı

A+ A-
Konuk Yazarlar

Asgari ücrette başka bir yol mümkün

6 Aralık 2018 Perşembe

Asgari Ücret Tespit Komisyonu 2019 yılı asgari ücretini saptamak için bugün ilk toplantısını yapıyor. Ekonomik krizin alım gücünde yarattığı büyük aşınma nedeniyle ücretle çalışanların gözü asgari ücrette. Aralık ayında ülkenin en büyük ücret pazarlığı yaşanacak. Peki, saptanacak asgari ücret milyonlarca işçinin beklentisini karşılayacak mı? İzlenen yol ve yöntemde köklü bir değişiklik olmadığı sürece çalışanlar açısından tatmin edici bir sonuca ulaşmak oldukça zor.

Asgari ücrete dair gerçekler hafta başında, DİSK-AR tarafından hazırlanan Asgari Ücret Gerçeği Raporu (2019) ile kamuoyuna duyuruldu. Asgari ücretin bütün boyutları ile ele alındığı bu rapora şu linkten ulaşılabilir: https:// goo.gl/XsmQUp. Bilindiği gibi asgari ücret civarında ücret alanların sayısı yaklaşık 10 milyon ve işçilerin yüzde 60’dan fazlası bu ücret düzeyinde (asgari ücret altı ile asgari ücretin yüzde 15 fazlası arasında) çalışıyor. Bu işçiler asgari ücret artışından doğrudan etkileniyor. Ancak asgari ücret genel ücret seviyesini de yukarı çektiği için, 16 milyondan fazla işçinin ve ailelerinin tümünü ilgilendiriyor. Ayrıca işsizlik ödenekleri ile sosyal güvenlik primleri de asgari ücret artışından etkileniyor. Kısaca asgari ücret sadece işçiyi değil işsizi de etkileyen bir memleket meselesidir.

Asgari ücretin ekonomik krizle birlikte enflasyon karşısında eridiği, dolar cinsinden ciddi olarak düştüğü, OECD ortalaması altında olduğu, milli gelir artışından pay alamadığı ve Çin’deki ortalama asgari ücrete yaklaştığı biliniyor (Bakınız: DİSK-AR Raporu). Bu nedenle bu yıl asgari ücretten beklenti büyük. DİSK, 2800 TL net talep etti. TÜRK-İŞ, 2000 TL+enflasyon artışı anlamına gelen açıklamalar yaptı. HAK-İŞ henüz asgari ücret talebini açıklamamış olsa da TÜRK-İŞ’in talebini az buldu ve bu yüzden aralarında bir gerilim yaşandı. CHP de 2000 TL’yi az bularak 2200 TL asgari ücret talebinde bulundu.

Üç taraflı

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nca oy çokluğu ile saptanıyor. Komisyon kararları kesin, itiraz edilemiyor ve toplu pazarlıkta olduğu gibi uyuşmazlık süreci işletilemiyor. Oysa İskandinav ülkeleri başta olmak üzere bazı ülkelerde yasal asgari sistemi yok. Asgari ücret işçi sendikaları ile işveren örgütleri arasında toplu pazarlıkla saptanıyor. Tespit komisyonu üç taraflı olmasına karşın, asgari ücret kararı fiilen ikili olarak (hükümet- işveren ittifakı ve işçilerin itirazı) alınıyor. 1936 İş Kanunu ile yasalaşan asgari ücret 1950’lerin başında uygulanmaya başlandı. Çeşitli aşamalardan sonra, 1989’dan bu yana 29 kez ulusal düzeyde tek tip olarak saptandı. 29 asgari ücret tespitinin 18’ine işçi tarafı muhalif kaldı. İşverenler ise 5 kez itiraz etti. Sadece 6 kez oybirliği sağlandı. Görüldüğü üzere asgari ücret kararlarının ezici çoğunluğu işçi kesiminin muhalefetine rağmen alındı.

 Müzakere değil

Peki bunun nedeni nedir? Sorun işçi heyetinin pazarlıktaki başarısızlığı mı? İşçi heyetinde iyi uzmanların bulunduğu biliniyor. Ancak sorun zaten teknik değil. Sorun hükümet ve işveren heyetlerinde yer alan üyelerin asgari ücretle nasıl geçinildiğini bilmemesi değil ve onlar kişisel olarak ikna edildiğinde de sorun çözülmüyor. O nedenle Türk-İş Başkanı Ergün Atalay’ın bu yıl “işçi heyetinde bir asgari ücretli işçi de yer alacak” demesi semsembolik önemi dışında farklı bir sonuç doğurmayacak. Çünkü asgari ücret tespiti masa başı pazarlıktan ibaret değil. Sonucu heyetlerin mahareti belirlemiyor. Asgari ücret siyasal, sosyal ve ekonomik boyutları olan sınıfsal nitelikli bir pazarlıktır. Sadece mücadele değil aynı zamanda bir mücadele sürecidir. Dolayısıyla bugüne kadar izlenen yolla farklı bir sonuç beklemek hayaldir. Asgari ücrete ilişkin köklü bir yol ve yöntem değişikliği gereklidir. Başta TÜRKİŞ’in bunun farkında olması gerekiyor. Bugüne kadar komisyonda işçi kesimini temsil eden TÜRK-İŞ bol bol itiraz etmiş ve muhalefet şerhi yazmıştır. Ancak asgari ücret sadece TÜRK-İŞ’in meselesi değildir. Bu nedenle asgari ücret tespit sürecinde diğer iki işçi konfederasyonun da yer alması gerekir. Ekonomik ve Sosyal Konsey, Çalışma Meclisi ve Üçlü Danışma Kurulu gibi pek çok sosyal diyalog mekanizmasında üç işçi konfederasyonu yer alırken asgari ücretin tespitinde tek konfederasyonun yer alması adil ve makul değildir.

Uyarı grevi

Öte yandan asgari ücret masa başı müzakereden çıkarılıp topluma mal edilmelidir. Asgari ücret müzakereleri sırasında sendikaların bugüne kadar anlamlı bir toplu eylem yapmamaları, genel grev ve uyarı grevi gibi dünyada pek çok örneği olan bir tutum takınmamaları asgari ücreti masa başına hapsediyor. Asgari ücret ulusal ölçekli bir toplu pazarlık olarak düşünülmeli ve üç işçi konfederasyonu güçlerini bileştirerek gerekirse barışçıl toplu eylem ve uyarı genel grevi yapmalıdır.

Oyçokluğu “Asgari ücret tespiti sırasında grev mi olur” gibi itirazlar gelebilir. Ancak böyle bir itiraz uluslararası çalışma hukukundan habersiz olmak demektir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından benimsenen ilkelere göre asgari ücret artışı için yapılacak grev meşrudur. Dahası bu tip grevler günümüzde işçilerin barışçıl toplu eylem hakkının bir parçası olarak kabul ediliyor.

Aksi halde asgari ücret hükümetin iktisat politikaları ile -ki bunlar asgari ücrette anlamlı bir artışa imkân vermiyor- işverenlerin “maliyet artar” itirazları arasında sıkışıp kalacak ve sonuçta miktar hükümet-işveren blokunun oyçokluğu ile saptanacaktır. Oysa 2015’te asgari ücrette yaşanan yüzde 30’luk artışın gösterdiği gibi asgari ücret masa başından çıkarılıp toplumsal bir talep haline getirilirse anlamlı artışların sağlanması mümkündür. Bu açıdan Mart 2019 yerel seçimleri önemli bir olanaktır. Asgari ücret tespitinde yapılması gereken diğer yaşamsal değişiklik işçinin sadece kendisinin değil ailesinin de hesaba katılarak saptanmasıdır. BM, Avrupa Konseyi ve ILO standartları işçinin kendisi ve ailesi için yaşanabilir düzeyde bir ücret saptanmasını gerektiriyor. Asgari ücret uluslararası standartlara uygun saptanmalıdır.

Sendikaların ve işçilerin kriz dönemlerinde “fedakârlık” ve “aynı gemideyiz” söylemiyle taviz pazarlığına zorlandığı biliniyor. Bu neoliberal ve arz yanlı iktisat politikasına cepheden itiraz etmek lazım. Sermayeye çeşitli yollarla devasa teşvikler ve kaynaklar sağlanıyor. Tıpkı eski ABD Savunma Bakanı ve General Motors eski patronu Charles Wilson’ın “General Motors için iyi olan ABD için iyidir” demesi gibi, sermaye için iyi olanın Türkiye için iyi olduğu ima ediliyor. Oysa işçiler istihdamın ezici çoğunluğunu oluşturuyor ve onlara insanca yaşayabilecek bir asgari ücret lazım. Dahası ücret artışına dayalı bir büyüme ve krizden çalışanların alım gücünü artırarak çıkış mümkün. O nedenle asgari ücret talebinin gerekçelerinden biri de “işçiler için iyi olan Türkiye için iyidir” olmalı.

Konuk Yazarlar - Son yazıları

Asgari ücrette başka bir yol mümkün 6 Aralık 2018 Per

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Aziz Çelik