Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Üzgünüm ama maalesef böyle

7 Aralık 2018 Cuma

Cumhuriyet’te bir zamanlar İlhan Abi’nin yazdığı, o keskin gözlem gücüyle görünenin ardında zaman zaman gizlenen gerçeği kulağından tuttuğu gibi önümüze koyduğu “Olayların Ardındaki Gerçek” sütunundan, olaylara dikkatle bakıp, aceleye getirmeden iyi okumayı öğrendim.
17 Kasım günü Ümit Aslanbay ve Sayın Zeynep Boratav ile birlikte gittiğimiz İstanbul Kitap Fuarı’nda geçirdiğim dört saatlik sürede, olayların ardındaki gerçeği keskin bakışıyla yakalayan İlhan Abi’yi bir kez daha andım.

***

Beylikdüzü’nde devasa fuar binasına yaklaşırken hayretler içinde kaldık. Giriş kapısına giden yaya üstgeçidi, tıklım tıklım doluydu, insanlar zorlukla gıdım gıdım ilerleyebiliyorlardı. Hani bir ara kalabalıktan üstgeçit çöker mi diye korkmadık değil.
İlk tepkim sevinmek oldu. Kitap okumadığı için üzüldüğümüz gençlik, kitap fuarına akın akın gelmişti. Demek ki umutsuzluğa kapılmanın bir gereği yoktu. Sonra “Acele etme!” dedim kendi kendime, “Dur bakalım, öyle mi?
Nitekim imza için içeride geçirdiğimiz, İmge Yayınevi’nin yanı sıra Cumhuriyet standını da ziyaret ettiğimiz süreden sonra olayın öyle olmadığını anladım.
Önceki gün de yayıncı Özge Hanım’ın, bu konudaki izlenimlerini içeren bir ileti geçti elime. Yayıncı arkadaşlarımızın, dostlarımın ve benim gözlemlerimle aynı doğrultuda olan iletiyi paylaşıyorum:
“İzninizle on günlük fuar deneyimime dayanarak birkaç şey paylaşayım. Üniversite öğrencileri, öğretmenler kurgu ile kurgu dışı arasındaki ayırımı bilmiyor. Kitap önerisi istediğinde, ‘Kurgu mu kurgu dışı mı?’ diye sorunca ‘Akıcı olsun!’ diye cevap veriyor. Parayı suratımıza fırlatan, bizi harita zanneden, elindeki son model iphone’dan ne yayınevi ne stant bilgisi almayı beceren, adres isteyen, ayraç isteyen, poşet isteyen, beş liraya kitap isteyen, ‘hayatını değiştirecek kitap’, ‘aşk romanı’ isteyen insanlarla on gün geçirdik. Mesela gelip ‘Olası’ soruyor, ‘Biz basmıyoruz’ deyince kızıyor, o kadar önemli de niye bizde yok diye. Yayıncısını söylüyoruz, ‘Karşıdaki stantta yok mudur yav yoruldum’ diyor.Yine bir o kadar insan tüm kitapların aynı fiyatta olabileceğini düşünüyor. Lise öğrencisi olup, hayatında hiç kitap okumadığını kıkırdayarak söyleyenler cabası. Yayınevi çalışanlarına stanttaki 600 kitabı tek tek anlattırmaya kalkan, arka kapak dahi okuyamayan, yaş ortalaması 15-35 arası değişen katılımcıların neredeyse yüzde yetmişi, kitapçı ile yayınevi farkını bilmiyor.

***

Öncelikle müsterih olun! Yeni nesil kitap falan okumuyor. Katılım rakamları, veriler sizi yanıltmasın! Kentin site ve AVM’den oluşan kısmında yaşayan insanlar için bir sosyalleşme fırsatı fuar, katılım yoğunluğunun nedeni bu. Standa 50 ve üzeri yaş grubundan insanlar geldiğinde gözümüz parlıyordu sevinçten. Merhaba deyince kolay gelsin diyen, teşekkür eden, yazar ve kitap bilen, hatta kitap eklerinden kupür kesip getiren o insanlar olmasa dayanamazdık. Böyle saygısız, böyle boş ve ne hikmetse bir o kadar özgüvenli bu güruh hepimizi yıprattı. Ülkedeki insan kumaşının ne denli bozulduğunu böyle apaçık görmek epey ağır geldi. Benim beşinci senem, fuarda böyle bir şey görmedim.
Konuştuğum her yayıncı da aşağı yukarı benzer şeyler söylüyor. Velhasıl özgüvenini, yaratıcılığını övdüğünüz, internet sayesinde sınır tanımadığını düşündüğünüz yeni nesil ile ileride hepinize kolaylıklar dilerim.
Kolay olmayacak çünkü...”
Öykü Hanım haklı. Üzgünüm, ama maalesef gerçek bu!

Tümü Ali Sirmen - Son yazıları

Bozkurt Güvenç ve ‘Türk Kimliği’ 18 Aralık 2018 Sal
‘Hepimiz FETÖ’yüz abi! 14 Aralık 2018 Cum
Çanlar kimin için çalıyor? 11 Aralık 2018 Sal