Köşe Yazısı

A+ A-

İktidarla dans etmek zordur

Paylaş
instela'da paylaş
27 Eylül 2014 Cumartesi

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın jürilerinden, kurullarından çekilin

İktidarla dans etmek zordur
Dosdoğru konuya gireyim.
Gazetemizin Kültür muhabiri Aslı Uluşahin’in, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın edebiyata verdiği “destek”le ilgili haberleri, edebiyat çevrelerinde olduğu kadar BAKANLIKTA da büyük yankı uyandırdı.
Haberlerin özünde, bakanlığın, desteği belirleyen jürinin kimlerden oluştuğunu da, destek verilen yazarların kimler olduğunu da, hangi yazara ne kadar destek verildiğini de açıklamaması, gizli tutması yatıyordu.
Bakanlıktan bu konuda hiçbir açıklama gelmediği gibi, bir süre önce Pekin’de düzenlenen Kitap Fuarı sırasında bir Bakanlık görevlisi, haberleri yapan Uluşahin’in handiyse üstüne yürümeye kalkıştı.
Uluşahin’in, Mimar Sinan Üniversitesi’nce hazırlanıp Kültür Bakanlığı’na sunulan Etnik Kimlik Raporu’na ilişkin haberi de ilgili çevrelerde büyük yankı uyandırmakla kalmadı, Bakanlığın tepkisini çekti.
Çok geçmeden, yalanlamaların boşuna olduğu anlaşıldı ve rapor internet üzerinden yayımlanmak zorunda kalındı…

Güneysu toplantıya alınmadı
Yine, gazetemizin başkentteki Kültür muhabiri Selda Güneysu, bir süredir, Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatroları’ndaki görevden almalar ve yanlı tutumlarla ilgili haberler yapıyordu.
Güneysu’nun herkesten önce duyurduğu haberler çok geçmeden Bakanlıkça da doğrulanmak zorunda kalıyordu.
Uluşahin ve Güneysu’nun haberleri Bakanlık yetkililerini o kadar tedirgin etmişti ki, Bakanlık içinde “köstebek” aranmaya bile başlandığı söyleniyordu…
Bu tutum, önceki gün, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müşteşarlığı’na getirilen Haluk Dursun’un tanışma toplantısında doruğuna vardı. Cumhuriyet’in Kültür muhabiri Güneysu toplantıya alınmadı!..
Muhabirlerimizin tek “suç”u, yaptığı işlerde açıklığı değil, gizliliği seçen Bakanlığın ipliğini pazara çıkarmak, habercilik görevlerini yerine getirmekti. Hem de, medyanın çok büyük bir bölümünün sustuğu, habercilik görevini yerine getirmediği bir dönemde…

‘Destek’ şeffaf olmalı
“Destek” konusuna dönersek…
Yürütmedeki somut anlatımını iktidarda bulan devlet, sanata, edebiyata destek verecekse, bunu, ideolojik kimliğini bir yana bırakarak yapmalıydı.
Bunun en sağlam yolu da, desteği belirleyecek kurulları, alanının uzman kişilerinden oluşturmaktan geçiyordu. Kurulda çoğunluğu yandaş kişiler ve bürokratlardan oluşturup, dışarıdan da bir-iki uzmanla çeşni katarak değil.
Ne ki, böylesi bir yansızlığın, bugünkü iktidarca, dahası pek çok iktidarca kolay kolay benimsenebilecek bir anlayış olduğunu sanmıyorum.
Neden derseniz, o zaman, sözgelimi bir romanın değerlendirilmesinde, ideolojik ve politik yaklaşımlar değil, edebi ölçütler ağır basacaktır da ondan.
Edebiyata destek verirken, iktidarın ideolojik ve politik tutumu ağır basarsa, ortaya yanlı bir seçim çıkar. Edebi ölçütler üstün gelirse, olabildiğince yansız bir seçim doğar.
Yok, böyle yapmıyorsanız, o zaman ister istemez, seçici kurulda kimlerin yer aldığını da, desteğin kimlere verildiğini de gizlemek zorunda kalırsınız.
Bir ülkenin Kültür Bakanlığı bundan daha acıklı bir duruma düşebilir mi?
Gerçek amacı edebiyata destek vererek edebiyatın gelişmesine katkıda bulunmak değil, pek çok alanı olduğu gibi edebiyatı da avucunun içine almak ise, ne kadar içler acısı bir duruma düştüğünü zerre kadar umursamaz, bildiğini okur.

Müsteşarın densizliği
Diyeceğim, Kültür muhabirlerimiz, kamunun parasıyla verilen “destek”lerde, yapılan işlerde açıklığın, şeffaflığın ağır basması için görevlerini yapıyorlar ve tekerine çomak sokulan Bakanlıkça dışlanıyorlar.
Önceki gün, Selda Güneysu’nun alınmadığı toplantıda, yeni müsteşar Dursun, “Kültür ve turizm alanında en deneyimli muhabir hanginiz?” sorusunu sorma densizliğinde bulunmuş.
Bazı gazetelerin özellikle çağrılmadığı toplantıya alınan muhabirler de, “En deneyimli muhabirlerden biri de Cumhuriyet muhabiriydi. O da kapıdan geri çevrildi. Neden?” karşılığını vermişler. Müsteşardan yanıt yok!
Evet, gerekli karşılığı vermiş gazeteciler. Ama kanımca bu kadarıyla yetinilmemeliydi. Daha somut bir dayanışma örneği verilmeli, kimse toplantıya girmemeliydi. Müsteşar dımdızlak ortada kalmalıydı…
Buradan, Bakanlığın, “edebiyata destek” jürisinde, çeşitli projelerinin kurullarında yer alan yazarlara, kuruluş temsilcilerine de sesleniyorum.
Kültür ve eğitim alanlarında yürütülen gericilik harekâtına hiçbir biçimde alet olmayın. İktidarla dans etmek zordur! Habire ayağınıza basar!..

Tümü Celal Üster - Son yazıları

Konuş, belleğim! 6 Eylül 2017 Çar
‘Hayır’ diyen insan... 21 Ağustos 2017 Pzt
‘Cahil’den ‘Korkuyorum’… 7 Ağustos 2017 Pzt