Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Mehmet Faraç

Fetvacıya Dersler!..

1 Ekim 2008 Çarşamba

AKP medyasındaki yazarlar Başbakan Erdoğanın gazete boykotu çağrısının işe yaramadığını görünce fetva yayımlamaya başladılar. Yeni Şafaktan Hayrettin Karaman 25 Eylülde, Bir Müslüman olarak, İslamı rehber ediniyorum diyenlere, ekonomik menfaatı için her şeyi mübah sayan medyayı boykot etmenin farz, onları desteklemenin haram olduğunu ifade etmek isterimdiye yazdı. Hürriyetten Mehmet Y. Yılmaz, Cumartesi günü Karamanı, “Kitapta olmayan yeni bir şey icat ediyor?” diye eleştirdi. Ancak Karamana en sert tepki okurlarından gelmişti. Deniz Feneri rezaletine dikkat çekiyorlardı. Karamanın pazar günkü köşesinde yer verdiği mektuplardan ilki Afşin Bozkurt imzalıydı:

Sayın Hocam, dini kullanarak rant sağlayan yüzlerce şirket aleyhine hiçbir cemaat iki kelime etmedi. İktidar ve yerel yönetimlerdeki yolsuzluk diz boyu. Müslüman olsun da ne olursa olsun diyorsanız bir şey diyemeyeceğim. Değişen bir şey yok hocam. Hortumcular değişti. Nerede Seyyit Kutup vb.yi okuyanlar; hepsi ihale peşinde. Siz bir ilim adamısınız ve öyle kalın.”

İbrahim Gölbaşı adlı okuru ise Karamana, Bir sonraki yazınızda verilen sadakaların yerli yerince sarf edilmediğinin fetvasını da verirseniz Müslümanlara iyilik yapmış olursunuz diye seslenmişti.

Karaman yazısının sonunda, Bu iki mektubu özeleştiri olarak kabul etmek gerekir demişti. Oysa kendisi bir özeleştiri yapamamıştı. Mesela bir başbakanın siyasal öfkesine destek için fetva vermeyi göze alabilen bir din adamının salt inandırıcılığını yitirmediğini aynı zamanda eğitimini aldığı İslam hukukuyla çeliştiğini de yazabilirdi! Eskiden şeriatçılar toplumu İslam hukukuna uydurmak için çabalardı. Siyasallaşan dincilik bunun tam tersini zorluyor! Artık din siyasete uyduruluyor! Ancak Hz. Ömerin adaletine inanan Anadolu Müslümanı bunu yapanlara dersini de ağzının payını da çok güzel veriyor!

Bencillik!

AKPli gazetelerde son yıllarda nükseden benimkisi hastalığı giderek yayılıyor! Bunların en radikali, bir yazarları tecavüz olayına karışınca Benim sapığım iyidir konusunda günlerce rol kesmişti! Sonra aynı gazetenin bir yazarı Deniz Feneri konusunda yanlı olduğunu anlatırken, Benim hırsızım iyidir anlayışını itiraf etmişti.

Cemaat yoldaşlığında safları sıklaştırma bencilliği, Benim onurluma kadar geldi! Eski ülkücü Mümtazer Türköne de bugün durduğu safın hakkını veren yazarlardan biri! Zaman gazetesinde pazar günkü yazısını Kılıçdaroğlu - Fırat tartışmasına ayıran Türköne, Fıratın adının uyuşturucu ticaretiyle yan yana anılmasından epeyi rahatsız olmuştu. Ona göre Kılıçdaroğlu uyuşturucu iddiası nedeniyle Fırattan özür dilemeliydi! Aksine, Siyasetçinin onurunu kim koruyacaktı?.. Türköne, acaba kimin onurundan söz ediyordu? Ulan, Müfteri”, “Şerefsiz”, “Sülün Osman”, “Ruhen sahtekârdiye hakaretlere uğrayan Kılıçdaroğlundan değil mi?.. Hayır!.. Türköne, Tartışmadan geriye kalan yegâne şeyin, Fıratın zedelenen onuru olduğu açık değil mi?” diye yazarak ne pahasına olursa olsun Benimkinin onuru demişti!.. Evet, Radikalin de yazdığı gibi Fırat ve Türköne âlemi kör, milleti sersem mi sanıyor!

Kolbastı!..

Gerçek Hayat adlı dergi geçen haftaki sayısında Deniz Feneri vurgunuyla ilgili İslamcı yazarların görüşlerine yer vermişti. Vakit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak, “Kol kırılıp yen içinde kalınca kollar kangren oluyor, çolak kalıyor yorumunu yapmıştı! Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç ise belediyelerdeki yolsuzlukları 2006 yılında dile getirdiği için tehdit edildiğine dikkat çekmişti. Yani birileri ona, Bunları yazma elini kolunu kırarızdemeye getirmişti! Ona göre Kol kırılır yen içinde kalır anlayışının bırakılması gerekiyordu!Hırsızın savunması olmaz diyen Bulaç, Bizim tarikattan dersek Allah sille vurur diye isyan etmişti.

Mektup dergisinden Emine Şenlikoğlunun yanıtına bakılırsa ortada sille falan yoktu! Tüm olanlara karşın belli ki Allahın sopası yok sözünü de es geçmişti!.. Emine Hanım, kimsenin 5 kuruş çaldığına inanmadığını söylemiş ve bu yüzden de Eleştiri yapmaya gerek duymuyorum demişti! Gurbetteki Müslümanlar inanç sömürücülerine ellerini verince kollarını da kaptırmışlardı. İslamcı yazarlar halen Kol kırılırsa yen içinde kalır mı kalmaz mı diye kolbastı oynuyorlar! Evlere şenlik yani!

Sosyolog Max Weber ticarete dalan sofu Protestan tarikatlarının başardığı ekonomik dinamizmi anlatırken, bu dünyevileşme yüzünden eski ruhaniyetin kaybolduğunu yazmıştı. Aynı çalkantılı süreci yaşıyoruz! Türkiye zenginleşirken geleneksel değerlerin içi boşalıyor! Çok büyük iki sorun var: Ticari kazanç iyidir ama dürüstlük için dindarlık yeterli değildir.”

Taha Akyol, Milliyet

Daha ilginç durum da şudur: AKP Genel Başkanının yaptığı boykot çağrısı, parti il ve ilçe teşkilatlarında mâkes bulmadı. 16 milyondan fazla oy vereni bulunan, her il ve ilçede teşkilatlanmış bir siyasî örgüt böyle hararetli bir çağrıya sessiz kalıyorsa parti kurmaylarının bunu etraflı bir şekilde değerlendirmesi gerekiyor.”

Ekrem Dumanlı, Zaman

TOKİ!..

Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı dar gelirlileri ev sahibi yapma iddiasıyla kurulmuştu. Oysa kurum son yıllarda AKPlileri ihya etmekle uğraşıyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Şefkatli, 1 Mart 2007de düzenlediği basın toplantısında, TOKİnin Eşkişehir yolunda yaptırdığı 400 bin YTL değerindeki Erler Mahallesi konutlarının, AKPlilere 160 bin YTLye satıldığını söylemişti. TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar ise eski ve yeni 150 milletvekilinin kurumdan konut aldığını açıklamak zorunda kalmıştı. Konuyu son olarak 26 Eylülde Yeniçağdan Sabahattin Önkibar gündeme getirdi. TOKİden lüks konut alan AKPli milletvekilleri arasında Veysel Eroğlu, Egemen Bağış, Suat Kılıç, Süleyman Çil, Sabri Varan, Seyfi Terzibaşoğlu, Zeynep Tekin Börü, Mehmet Danış, Bekir Bozdağ, Mevlüt Akgün, Suat Pamuklu da varmış. Aralarında Zahid Akmanın bulunduğu çok sayıda bürokrat da TOKİden ev almış!

Önkibar hazır Ankaradayken, İstanbul Ümraniyedeki Yeşilvadi konutlarından kimlerin nemalandığını da araştırabilir mi acaba?.. Belki orada da Dünyada iman, ahirette mekân deyişini Dünyada TOKİ ahirette mekâna çevirenler vardır!

Sezer Çetenin Neresinde?

Yukarıdaki iğrenç başlığı Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı Vakit gazetesi dün manşetine çıkarmıştı. Bu gazete ulusalcı general, politikacı ve bilim adamlarının, Kemalist gazetecilerin ve Türkiyeyi kuşatan cemaat örgütlenmesini F tipi diye deşifre eden polis şefinin çeteci iddiasıyla cezaevine konulmasıyla yetinmemişti. Hedef tahtasında bu kez Ahmet Necdet Sezer vardı. Vay efendim Sezer ADDye para aktarmışmış, Tuncay Özkanla ilişki kurmuşmuş! Sayın Sezer bir yakınının türbanı yüzünden ülkesini AİHMye şikâyet etseydi, hocası Erbakanla kayıp trilyon davasında suç ortağı olsaydı, Meclisteki, Köşk’teki porselenleri Deniz Fenerine gönderseydi, Atatürk ve laiklikle ilgili ağzına geleni söyleseydi ve birkaç tetikçiyi uçağında gezdirseydi bugün bu çamurun hedefi olmazdı! Koltuğunda oturur, ülkeyi gül gibi yönetmeye devam ederdi! Bakalım daha neler göreceğiz? İyi bayramlar Türkiye!..

e-posta: mfarac@cumhuriyet.com.tr

Tümü Mehmet Faraç - Son yazıları

İrtica Külliyen Bitmiştir!.. 3 Şubat 2010 Çar
Rahat Uyu Paşam!.. 10 Kasım 2009 Sal
Kandil'de sinsi çelişki 22 Ekim 2009 Per