Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Örsan K. Öymen

YSK’nin İstanbul skandalı

8 Nisan 2019 Pazartesi

Tarihte seçimle iktidara gelen faşist iktidarların, seçimle gitmeleri nadir rastlanan bir olaydır. Faşist partiler, serbest seçimleri, demokrasiyi ortadan kaldırmak için bir araç olarak kullandıkları için, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra demokratik ülkelerde yasaklanmışlardır ve çok partili serbest seçimli sistemin dışında bırakılmışlardır. 1920’li yıllarda İtalya’da Mussolini’nin, 1930’lu yıllarda Almanya’da Hitler’in serbest seçimle iktidara gelip demokratik düzeni ortadan kaldırmaları, Avrupa ülkelerini bu önlemi almaya yönlendirmiştir.
Türkiye’de ise Anayasa’daki demokratik, laik, hukuk devleti ilkesini fiilen ortadan kaldıran; yasama, yürütme, yargı arasındaki güçler ayrılığı ilkesine darbe vuran; yargı bağımsızlığını ortadan kaldıran; üniversiteleri emir kuluna çeviren; düşünce, ifade, basın ve yayın özgürlüğü ilkesini yerle bir eden; anayasal düzeni tersyüz eden AKP, çok partili serbest seçimli sistemin içine dahil edildiği için; Anayasa Mahkemesi, zamanında AKP’nin kapatılmasını onaylamadığı için; Anayasa Mahkemesi, demokrasinin demokrasiyi ortadan kaldırma hakkı olmadığını kavrayamadığı için, Türkiye içinde bulunduğu sancılı süreçten bir türlü çıkamamaktadır.
İstanbul’da yaşanan seçim tartışması da bu makro sürecin bir parçasıdır. Yıllar önce Ankara’da CHP’nin belediye başkan adayı Mansur Yavaş seçimi az farkla kaybettiğinde, CHP’nin yaptığı itirazları ve yeniden sayım taleplerini reddeden Yüksek Seçim Kurulu, İstanbul’da AKP’nin yaptığı tüm itirazları kabul etmiştir ve geçersiz oyların yeniden sayımı kararı almıştır. Çünkü YSK, bağımsızlığını kaybetmiştir ve AKP’ye hizmet eden bir aygıta dönüşmüştür. YSK’nin bu uygulaması tarihe kara bir leke olarak geçmiştir ve hukuk fakültelerinde, hukuktaki çifte standart uygulamalarına dair bir örnek olarak okutulacaktır.
AKP önce, YSK’ye oyların aktarımı konusunda hataların yapıldığı konusunu gündeme getirdi. Ancak bu konuda bir sonuç alamayınca, sınırlı sayıdaki bu hataların YSK’de zaten düzeltildiğini ve sonucun değişmediğini görünce, geçersiz oyların yeniden sayımını talep etti. YSK, çoğu bir kanıtla ve hukuka uygun bir biçimde gerekçelendirilmemiş olan bu talepleri kabul etti. Ancak AKP buradan da bir sonuç alınamayacağını görünce, tüm oyların sayılmasını talep etti, bir yandan da İstanbul’da veya bazı ilçelerde seçimlerin yeniden yapılması görüşünü, akla ve mantığa sığmayacak komplo teorileri eşliğinde, kendi güdümündeki medya üzerinden yaymaya başladı.
YSK, geçersiz oyların sayımı sonucunda CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanmasının kesinleşmesi durumunda, bu baskılara da boyun eğerse, sivil darbenin uygulayıcısı konumuna düşmüş olur. Bu durumda YSK, hukuk fakültelerinde, daha da büyük bir hukuk skandalının örneği olarak okutulur, Türkiye’de hiçbir zaman unutulmayacak ve tarihe geçecek olan utanç verici, ahlaksız ve hukuksuz bir uygulamanın mimarı olarak anılır.
AKP’nin borazanı Goebbels medyasına gelince, bu sözde medya organları, daha doğrusu ahlaksız, sorumsuz ve ilkesiz propaganda aygıtları, yalanlarıyla ve iftiralarıyla, bir yandan YSK’yi baskı altına almaya çalışmaktadırlar, bir yandan da halkı kutuplaştırmakta ve toplumsal patlamaların altyapısını hazırlamaktadırlar. 31 Mart seçimini, “oyların çalındığı”, “hilenin yapıldığı”, “şaibeli”, “uluslararası güçlerin komplosunun yönlendirdiği” bir seçim olarak dile getiren, sabahtan akşama kadar bunun propagandasını yapan bu medya şarlatanları, YSK’nin Ekrem İmamoğlu’nu seçimin galibi olarak ilan etmesi durumunda acaba ne yapacaklar?! Erdoğan ve Yıldırım, YSK’nin seçimin patronu olduğunu söylediklerine göre, Erdoğan’ın ve Yıldırım’ın da uluslararası komplonun bir parçası olduğunu mu savunacaklar?
İşin özeti, Türkiye’deki faşist odaklar, seçim sonuçlarına direnerek, yenilgiyi kabul etmeyerek, faşist olduklarını bir kez daha doğrulamışlardır.

Düzeltme notu: 4 Nisan 2019 tarihinde yayımlanan yazımın başlığı, dizgi servisindeki teknik bir hatadan ötürü, köşenin adı olan “Olgular ve Düşünceler” olarak yayımlanmıştır. Yazının doğru başlığı “31 Mart ve 2023” biçimindedir.

Tümü Örsan K. Öymen - Son yazıları

Bozulan mertlik ve çöken ahlak 15 Nisan 2019 Pzt
YSK’nin İstanbul skandalı 8 Nisan 2019 Pzt
31 Mart ve 2023 4 Nisan 2019 Per