Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

‘Demokrasi yoksa olsa olsa iyi kral, kötü kral olur’

9 Nisan 2019 Salı

Başlık bana ait olmadığı için tırnak içinde paylaştım. Anayasa Mahkemesi’ndeki AKP’nin kapatılması davasını anımsayın. Siyasal İslamcı siyasete, odak oluşturma suçunun sabit görülmesine karşın, partinin kapatılmamasında belirleyici rol oynayan ünlü raportör, Anayasa Hukukçusu Prof. Osman Can’ın, dün sabah Fox TV canlı yayınında yaptığı seçimlere ilişkin tartışmaları, uzman hukukçu olarak değerlendirmesinin sonuç özeti.
İstanbul seçim sonuçları üzerinden yoğunlaşılan seçim sonuçları tartışmalarını özetlerken, YSK’nin konumu, hukuksal gelişmeler, tartışmalar, sayımlara ilişkin kararların bütünlüğü içinde, YSK oluşumuna ilişkin yargı bağımsızlığı ile çelişkili, kritik müdahalelerin altını çizdi. Seçim süreci, sonuçları üzerinden çifte standartlı, AKP itirazlarına sınırsız, hukuksuz kapı açılan örnekler yanında, diğer partiler aleyhine sonuçlarda tam tersine verilen çarpıcı örnekleri karşılaştırdı.
Medyanın tüm bu süreçlerde, AKP, Cumhur İttifakı’nın, çok odaklı açıklamalarına suçlama ve savunmalarının tümüne birden sürekli yer verilirken, Millet İttifakı adına en çarpıcı İstanbul seçimleri üzerinden hukuk tartışmalarında adaylar, parti yetkililerinin gerekçelendirmeleri, YSK’nin resmi verileriyle de uyumlu bilgi akışı açıklamalarını sansürlenmesinden en dikkat çekici örnekler üzerinde durdu.

***

Bağımsız yargı organları yoksa, medya özgür değilse demokrasi olmaz, olsa olsa iyi kral ya da kötü kral olur..” dedi.

***

Osman Can, anayasa hukukçusu olarak yaşananlara ilişkin tanıklıkları üzerinden soruları yanıtlarken, AKP’nin içinde 2015 yılına kadar, yönetiminde görev aldığı süreçler de içinde olmak üzere değerlendirmeler yaparken, bilim insanı, hukukçu penceresinden değerlendirmelerde bulunurken, bağımsız kalma çabasından söz etti. Türkiye’nin, demokrasimizin geleceği adına başkanlık rejimi ya da parlamenter düzen üzerinden yürüme kararlarının hangisi verilirse verilsin, kaçınılmaz anayasal düzenin hukuka uygunluğunun sağlanmasının en önemli, yaşamsal, acil görev, sorumluluk olacağının altını çizdi.
Yürürlükteki modelin başkanlık rejimlerinin olmazsa olmazı, güçler ayrılığı, bağımsız kurumlar, bizdeki icra gücünün demokrasinin işleyişini yok eden modelinin çarpıklıkları, sorunları karşısında, başkanlık rejiminde kalınsa da, buna uygun anayasal değişikliklerin en acil görev olması gerektiğine işaret etti.
Anayasa hukukçusu kimliği ile bizdeki, referandumla geçerli kılınmış olsa dahi, parti başkanlığı kimliği ile, Cumhurbaşkanı kimliğinin, yetkilerinin iç içe olduğu, Başkanlık rejimi modelinin sürdürülmesinin hukuksal geçerliliğinin savunulamayacağını belirtti. Meclis’in, acil demokrasinin önünün açılması adına çalıştırılmasının gereği üzerinde durdu. Seçim, sayım süreçleri içinde, yerel seçimler üzerinden yaşananların ise, her yönü ile hukuksuz, demokratikliğe aykırı ağır çifte standartlar uygulama halkalarını oluşturduklarını, sorular bağlantılı örneklemelerle anlattı.

***

Çorbada bizim de biraz tuzumuz olsun dersek.. Seçim günü Malatya Pötürge’de Saadet Partisi’nin, biri sandık görevlisi, diğeri gözlemci iki görevlisinin, AKP adayının akrabaları tarafından öldürülmeleri olayının neden hâlâ yok sayıldığını anımsayalım. Medya bu kadar açık bir cinayet suçunun haberlerini ilk günden sansürledi. Saadet Partisi Başkanı’nın sadece AKP adayının akrabalarından sandığa müdahale edilmemesini istemeleri üzerine öldürülmeleri açıklaması bir daha hiç dillendirilmedi. Ne yargı süreci, ne de bugüne kadarki siyasi cinayet yüzü ağır basan gelişmeler hakkında en küçük bir bilgilendirme, haber var mı? CHP’li milletvekillerin Meclis araştırması önergesi üzerinden de yapılmış resmi bir açıklamaya, habere tanıklık edemedik.. Sünger çekilebilir mi?
Dünkü medyatik güdüleme haberleri de aynı çifte standartlar, yüzsüzlükler, eşitsizlikler kampanyası üzerinden yürütüldü. Tekmili birden canlı yayınların seçimlere ilişkin sürelerinin tümüne yakınını, Saray, Cumhur İttifakı’nın tezlerinde seferber, beyin yıkama araçları içerikli sürdürdüler. “İstanbul’u vermeyiz”in, etkili senaryosunun odağında “organize usulsüzlük izlenimi” sloganı vardı.. YSK’nin onaylamış olduğu belgelerin tümünde, AKP sandık görevlilerinin seçim sonuçlarına, ıslak imzalara tek bir itirazlarının olmadığının sayım sonuçları ile kanıtlanmış olması gerçeği dururken..

Tümü Şükran Soner - Son yazıları

İnce ayarlı linç provokasyonu 23 Nisan 2019 Sal
Çözülme korkusu Memur-Sen 20 Nisan 2019 Cmt
Çamura yattıkça yüze göze bulaşır 16 Nisan 2019 Sal

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Osman Can