Cüneyt Arcayürek

İki Fıkrayla Haftanın Özeti...

26 Ekim 2014 Pazar

Şimdi soran yok.
Sen uluslararası konsorsiyuma üye oldun mu?
Gerinerek evet diyecektir RTE.
Kobani’de, burnunun dibinde, bu ülkeyi de daha bugünden tehdit eden IŞİD tehlikesini durdurmak için Suudiler, Birleşik Arap ülkeleri iyi veya kötü katkıda bulunuyor.
Peki sen Kobani’den kaçanları konuk yapmaktan başka, ABD’ye, komşu ülkelere şu ya da bu biçimde ukalalık etmekten başka ne gibi bir yardım yapıyorsun?
Kobani’de PYD’ye silah yardımı yapıyor diye ekranlara çıkıp, bize rağmen bu yardımı yaptı diye ABD’yi eleştiriyorsun. Bu PYD de PKK gibi terör örgütüdür içerikli bu açıklamaların, pekâlâ haklı diyelim.
IŞİD’in kanlı saldırılarını önlemek için senin açıkladığın bir plan, bir önlem var mı? Yok!
Bugüne dek artık Batı dünyasının bıktığı, Kobani’den kaçanları bağrımıza bastık demekten başka…
Batı dünyası yine terbiyeli...
Türkiye’yi gücendirmemek için durmadan Kobani’ye yapılan malzeme yardımını eleştiren konuşmalarını en azından alaya almıyorlar.
Şu haline bak bir kere.
Ne söylesen aynı gün artık ne Obama ne de Kerry yanıtlama zahmetine katlanıyor.
Seni artık aynı gün, aynı seviyede gördükleri için ABD Dışişleri Sözcüsü Marie Harf yanıtlıyor.

***

Üstelik bu hükümetin izlediği zikzak politikaları nedeniyle yeniden biçimlenen Ortadoğu haritasında yerimizin ne olacağını da kestirmek olanaksız.
İktidar da muhalefet de ülkenin geleceğini tartışacakları yerde birbirine küfrederek siyaset yapıyorlar.
Başbakan, eski başbakanı aratmayacak içerikte CHP’ye hemen her gün saldırıyor.
AD; bir zamanlar RTE gibi, ana muhalefete bu ülkenin gereksindiğini söyledi.
Ana muhalefet liderini Kobani’nin yerini bilmeyecek kadar cahil olmakta suçladı.
Çakma Gandi diye Gandi’nin nerede yaşadığını bilmez gibi siyasal terbiyesizliğe örnek verdi.
Öteki de AD’ye, başbakan ol ama önce adam ol demeye gelen yanıtlar veriyor.
TV ekranları bu anlamsız, yararsız haberler ve tartışmalarla dolu.

***

Başarısız diplomatik gelişmelere, öncelikle badem bıyıklının kendine özgü yarattığı ülkeye ve Başbakan’ın da küfür sözcüklerine bakarak akla şu ilk fıkra geliveriyor.
Bakalım size bu ilk fıkra kimi ve kimleri anımsatacak.
İkinci Dünya Savaşı’nın ilk günlerindeydi. Baba Karpiç’in lokantasında çakıştırıyorlar.
Dördüncü kadehten sonra coşan bir politikacı; “Şu Hitler’in” dedi, “bizim siyaset adamlarımızdan nesi fazla”?
Zamanın ünlü yazarlarından Ercüment Ekrem Talu rakısından bir yudum içip yanıt verdi:
“Sade bir ‘H’si!”
İkinci fıkranın bugün kimi, kimleri anımsattığını kolaylıkla bulacaksınız:
Şair Haşim bir yakın dostuna fena halde kızmıştı. Dişlerini gıcırdatarak:
“Beyefendi, beyefendi” dedi. “Siz onun ipek kravatına, şık kostümüne, kibar tavrına, tatlı diline aldanmayınız… O tıpkı yataklı vagonlardaki pırıl pırıl aynalı kapılara benzer.
Tokmağı çevirip açtınız mı, arkası apteshanedir!”
İyi pazarlar!..  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Viraj ustası 10 Mayıs 2015
Ya sen nesin? 9 Mayıs 2015
Anlamaz 8 Mayıs 2015

Günün Köşe Yazıları