Köşe Yazısı

A+ A-
Zülal Kalkandelen

İstanbul’un heyecanı yurdu sardı

21 Nisan 2019 Pazar

Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak mazbatasını almasının hemen ardından önce İzmir’e, oradan da Vegfest için Didim’e geldim.
Burada İstanbul’dan geldiğimi duyan herkes sözü hemen yerel seçime getiriyor.
Daha havaalanında “Yahu ne acayip bir seçim oldu orada! Neyse sonunda hakkını aldı İmamoğlu” diye söze başladı şoför.
Otele geldim; resepsiyondaki görevli, “Tebrik ederiz. İmamoğlu gibi bir belediye başkanınız oldu. Ama bizim de geleceğe dair umudumuz oldu!” dedi.
Sabah kahvaltı salonuna indim; garson, “İstanbul kurtuldu!” dedi.
İstanbul’da yaşayan bir vatandaş olarak tebrikleri kabul ediyor gibi hissettim kendimi. Farklı çevrelerden insanlara derin bir oh çektiren tarihi bir seçim yaşadık.

Eskişehir ablukası İstanbul’da
31 Mart seçimlerinin bir yerel seçimin ötesinde anlamı oldu; bundan sonra da siyaseti şekillendireceği açık. Artık siyasette yeni dinamikler var. İktidar da muhalefet de yeni stratejiler geliştirecek.
Seçmen, AKP’nin politikalarına karşı sandıkta sert bir yanıt verdi. Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere birçok kentin yönetimini kaybeden AKP, bu yanıtı doğru yorumlayıp yanlışlarını görür mü, emin değilim.
İktidarın hedef olarak belirlediği 2023’e giden süreçte izlediği bir ajanda var. “Türk Tipi Başkanlık” adını verdikleri sistemi gerçekleştirip parti devletini kurunca bir tür gevşeme içine girdiler. Biat kültürünü yerleştirdiklerini düşündüklerinden sandıktan böyle bir sonuç çıkacağını tahmin etmediler.
Ankara’da kaybetsek bile İstanbul kesin bizim” diyorlardı. Beklemedikleri bir sonuç çıkınca kabul etmemek için direndiler. Aşk ile bağlı olduklarını söyledikleri ama 25 yıldır sömürdükleri “sevgili” tarafından terk edildiler!
Bundan sonra stratejileri, İmamoğlu’nu belediye meclisinde çalıştırmamak üzerine kurulu olacak. Nitekim İmamoğlu’nun mazbatasını alır almaz yayımladığı “veri inceleme” genelgesi, AKP’li iki meclis üyesinin başvurusu ile mahkeme tarafından durduruldu.
İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşların elektronik veri tabanında inceleme yapmak için iki müfettiş ve üç uzman görevlendirince paniklediler. Suçlu psikolojisiyle gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemeye çalışıyorlar.
Belli ki İmamoğlu, halk adına hangi hizmeti yapmak istese engel çıkaracaklar. Yıllardır Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’e karşı kullandıkları mali ve siyasi baskıyı İstanbul’da da deneyecekler.

Muhalefetin işbirliği sürmeli
Ben İmamoğlu’nun, Büyükerşen gibi bu engelleri aşma konusunda başarılı olacağını düşünüyorum. Ancak bu zor görevi yerine getirirken dikkat etmesi gereken en önemli husus, şeffaf bir yönetim modelini uygulaması. AKP’nin kamu yararına iş yapılmasını engellediği her konu, ayrıntısıyla doğrudan vatandaşlar ile paylaşılmalı; meclis toplantıları halka açılmalı.
İmamoğlu’nun mazbatayı aldığı sırada bile Emine Erdoğan’ın konuşmasını yayımlayan yandaş holding medyasının olanı haberleştirmeyeceğine, aksine uydurma haberler yayacağına kuşku yok. Bu durumda gerçekleri halka duyurma işi daha da güçleşiyor.
İmamoğlu, başarısız olması için her şeyi yapacak bir iktidar ve medyanın çok büyük bir kısmını elinde tutan medya bloguna karşı mücadele edecek. Sorumluluğu çok fazla. Ancak yazımın başında da belirttiğim gibi, 31 Mart yerel seçimindeki başarısı, tüm Türkiye’yi etkisi altına alan tarihi bir zafer.
16 milyon İstanbulluyu temsil etse de, Didim’deki bir şoför, otel çalışanı ve garson da İmamoğlu’nun arkasında. Bu zaferi büyüterek genel seçimi onun üzerine kurmak, artık sadece İmamoğlu’nun değil, tüm muhalefetin ortak görevi!
Not: Bugün Didim Vegfest’te saat 15.00’da söyleşim ve ardından Vegan Devrimi ve Hayvan Özgürlüğü kitabımın genişletilmiş 2. baskısı için imza günüm var. Yolu düşenleri beklerim!

Tümü Zülal Kalkandelen - Son yazıları

Avrupa’da Hayvan Hakları Konferansı’ndan izlenimler 20 Ağustos 2019 Sal
Betonun üzerine ağaç mı çizeceğiz? 18 Ağustos 2019 Paz
Zulüm karşısında susmak suça iştiraktir 13 Ağustos 2019 Sal