Tarihin sessiz tanığı: Notre Dame Katedrali

24 Nisan 2019 Çarşamba

Geçen kış, zamanın Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu, eşi Dilek Hanım ve oğlu Semih ile Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’deki bir klasik konserde görünce çok şaşırmıştık. Meğerse oğlu piyano çalıyor, o da klasik müziği ve caz müziğini seviyor, ayrıca beldesinde de bu tür etkinlikleri destekliyormuş. Beylikdüzü Caz Festivali onun desteğiyle yıllardır yankı uyandırarak ve kalitesini koruyarak devam etmekte. Sanatın unutulmadığı daha nice yıllara!
Notre Dame Katedrali’ndeki yangın geçen haftanın gündemine damgasını vurdu. Notre Dame, Paris için tarihi bir simgedir ama aynı zamanda müzik tarihi için de çok önemli bir satırbaşıdır. 12. yüzyıldan 13. yüzyıla doğru müziği ve sanatı filizlendiren merkezler şato, kilise ve üniversite çevreleridir. Görsel sanatlarda perspektif olayının gündeme gelmesi, müzikte de benzer bir uygulamayı etkiler: Müziğe derinlik veren iki ya da daha çok sayıda ezgi çizgisinin organum yöntemiyle birleşmesi, müzik sanatının da resim gibi perspektif kazanmasına ilk adımdır.
Bu süreç, ortaçağı izleyen ve Rönesans’a varan gotik dönem içinde üç aşamadan geçer: Notre Dame Dönemi, Eski Sanat Dönemi (Ars Antiqua) ve Yeni Sanat Dönemi (Ars Nova). Mimaride, 1140-1440 arasında göğü delercesine yükselen sivri kuleler, geniş tabanlı ve vitray süslemeli katedrallerle anılan gotik çağ, müzikte de aynı döneme adını vermiştir. Kilise yönetimi 12. yüzyılda polifonik müziği ilk kez kabul eder. O tarihe kadar polifoninin derinliği ve süslemeleri, tapınma törenindeki ciddiyeti incitecek kaygısı vardır. Ve dinsel müzikte ilk polifonik uygulama Paris’teki Notre Dame Katedrali’nde başlar. Böylece Notre Dame, aynı zamanda tüm Avrupa müzik devriminin ilk kalesi olarak kabul edilir. 1140-1250 yılları arasında bu kilisenin çevresine toplanan müzikçiler, Notre Dame Dönemi’nde iki önemli besteci yetiştirmiştir: Léonin ve Pérotin. Umarım kilisedeki orglar da, o çağlardan kalma el yazması nota arşivi de, bu yangında zarar görmemiştir.

Gençleri alkışlıyoruz
Şef Barış Demirezer ve Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası (AGSO) geçen hafta Albert Long Hall’ün konuklarıydı. Disiplinli ve net vuruşlarıyla orkestrasına hâkim olan şef Demirezer, bagetsiz yönetimiyle dikkat çekti. Neden diye sordu kimi dinleyici neden bagetsiz? O yapıtların bestelendiği 18. yüzyılda baget henüz ortaya çıkmamış. 19. yüzyıl başında ilk kez Mendelssohn ile baget kullanımı başlamış. Programdaki G. Neruda, J. Haydn ve Mozart’ın yapıtları da o çağın ürünleri olduğuna göre, şef özgünlüğü yeğ tutmuştu.
Solistlerden trompetçi Görkem Batuhan Çatak güzel tonuyla ve temiz yorumuyla kendini tanıttı. Çellist İdil Bursa’yı 2016’da Meriç Soylu Birincilik Ödülü ile tanımıştık. Çev Sanat Genç Yetenekler projesinin desteklediği sanatçı henüz 15 yaşında. Son zamanda art arda kazandığı uluslararası ödüllerle de gündeme geldi. Haydn’ın Do Majör konçertosunu bilge ve içten bir yorumla çaldı.
Her birisi Bilkent’in yetiştirdiği bu sanatçılar için kurumlarını ve hocalarını ve orkestranın kurucusu Orhun Orhon’u da ayrıca alkışlamak gerekir. Yolları açık olsun.