Edebiyat Üstüne

28 Kasım 2013 Perşembe

Edebiyat üstüne konuşalım biraz da. Yaşadığımız günlere kadar gelen bir kuşağın daha açığı kuşakların serüveninden, genç yazarlardan, şairlerden dizeler okuyalım, romanlar, öyküler anımsayalım. Daha gençken okuduğumuz yazarlar bugünkülerle bir mi, yoksa onlardan daha iyi mi, daha kötü mü?..
Ben eskisi gibi günlük edebiyatı gereği gibi izleyemiyorum. Ancak zaman zaman kitaplarla baş başa eski edebiyatçılık heveslerine dönüyorum. Bizler iyi yazarlarla yetiştik. Şairlerimiz, romancılarımız bugün de etkili. Ama kaçı? Olsa olsa birkaçı...
Burda çağımız yazarlarını övmek ya da yermek için yazmıyorum. Herkes kendi yolunda yürüyor. Bakıyorum koca koca eserler, alıp okumak istiyorum, birkaç kez kendimi zorladım. Yeni yazılmış olanlardan bir ikisidir beğendiğim. Neden? Edebiyatın çizgisi aşağılara mı düştü? Hayır...
Ben yine de günümüz şiir ve öykü yazarlarını beğeniyorum. Benim yaşamımı onlar yazıyorlarmış gibi. Çünkü her roman yaşamdan bir parçadır. Kendi kitaplarıma bakıyorum, ben hep bu çizgide yazmışım. Biraz da kolay, okurlardan uzak şeyler. Biraz duygulandırıcı, biraz kafa yorucu, ama işte hepsi ortada.
Edebiyat, sanat bir ülkenin en önemli değerleridir. Ama hangi politikacıdan duyuyoruz? Sorsam bugün iktidarda yer alan kişilere bir ayda kaç kitap okuduğunu. Bunu bir yıla da çıkarsak sonuç ne olur?
Yaşamıştır, gezmiştir, her şeyi gördüğünü sanmıştır. Oysa hiçliktir hepsi. Uçup giden boş sözler. Ama unutulmayanlar da vardır. Kişi iyi bir eseri anlamak için yıllarını vermeli. O yıllar içinde yaşanan yurt gerçeklerini anımsamalı. Önemlisi kalıcı olmaktır sanatta. Anımsayışlarıyla bir şiir bizi nice yıllara, duyumsamalara götürmeli. Böyle şiirler var ezberimde, yer yer söylediğim kendi kendime. Hatta sevdiklerime de bazı yazıları okumak isterim. Şiirdir, hikâyedir kişiyi gerçek bir insan eden...
Bilmiyorum ne dersiniz yaşlanmış bir yazarın bu dediklerine. Yaşlanma güzeldir. Yaşamdan kopmak isteği yanlıştır. O gün bugün bunu anlamazsın ama zamanla yılların rüzgârlarında kendini ararken işte bu dersin. Ben diye bir şey yok derseniz, o zaman ne okuyun ne de yazın, kimseyi aldatmayın...