Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Öztin Akgüç

Krizin Ekonomimize Olası Etkileri

4 Ekim 2008 Cumartesi

Krizin ekonomimize olumsuz etkisinin sınırlı kalacağı, ekonominin dış şoklara karşı direncinin arttığı, krizin fırsatlar yaratabileceği, hatta fırsata dö-nüştürülebileceği konusundaki savı, öngörüyü irdelemeye çalışayım.

Enerji, sermaye malları, önemli anamal ve hammaddelerin sağlanması açısından dışa bağımlı, stratejik ithalatın toplam ithalat içindeki payının yüksek olduğu; sürekli dış ticaret, cari işlemler açığı veren; ithalatı yerli üretimle ikame gücü zayıf, borcu yüksek bir ekonominin, dış şoklara, krize karşı dirençli olduğunu savunmak ne denli sağlıklı, ne denli ekonomik gerekçelere dayanıyor.. anlamak çok zor. Burada da, daha önceki sav ve öngörülerde olduğu gibi yanılgı, kamuyu aldatma, ya da yalakalık payı yüksek...

Kriz döneminde, genellikle kişi ve kuruluşlar, belirsizlik arttığı için likit kalmaya, vadeleri kısaltmaya; harcamaları, özellikle yatırım harcamalarını kısmaya, ertelemeye özen gösterirler. Riskin ve likiditeden fedakârlığın alternatif maliyetinin yüksekliğinin faizlerde yukarıya doğru baskı yaratması da olağandır.

Bu genel beklentinin ışığı altında ekonomideki olası gelişmeler şöyle özetlenebilir:

Türkiyenin ihracatı ve ithalatı kriz döneminde reel olarak azalacaktır. Ekonomik genişleme ile dış ticaret arasında da doğrudan ilişki vardır. Dünyada büyüme hızında yavaşlama, dış ticaret üzerinde de daraltıcı bir etki yapar. Değeri düşen USD ile ifade edildiğinde dış ticaret hacmi artmış, en azından değişmemiş gibi görülebilir. Ancak gelişmelere, boyutu değişen ölçülerle, yalnız parasal değerlerle değil, reel olarak bakmak gerekir.

Türkiyede tüketim, yatırım harcamalarının kısılması, yurtdışında yerleşik alanların talebindeki duraklama, açıkçası ihracat artışında en iyi olasılıkla yavaşlama, TÜİKin iyimser tahminlerine dahi yansıyacak; büyüme hızı, negatif olmasa bile düşecektir.

Ekonomideki daralmanın, ithalat artışındaki duraklamanın vergi gelirleri üzerindeki olumsuz etkisinin yanı sıra kamu harcamalarında kısıntı yapılamaması; faizlerde, hafifçe de olsa yükselme, bütçe açığını büyütecektir.

Cari işlemler açığının finansmanı zorlaşacak, fonlamanın kalitesi düşecektir. Türkiye finansman için daha kısa vadeli, maliyeti göreceli olarak yüksek dış kaynak aramak, bulmak zorunda kalacaktır.

Krizin özel işletmeler üzerinde etkisi de kaynak maliyetinin yükselmesi, kârların reel olarak azalması, hatta negatife dönüşmesi, firmaların piyasa değerlerinin ciddi biçimde düşmesi yönünde olacaktır.

Özel işletmelerin, özellikle büyük işletmelerin önemli bir kısmı dış kredi, döviz kredisi kullanmaktadır. 2007 yılı sonrası Türkiyenin dış borçlarının kabarmasında özel sektörün büyük payı vardır. Özel firmaların dış borçlarının, en iyi olasılıkla 150 milyar USD dolayında olduğu hesaplanmaktadır. Bu bağlamda dış borçların çevrilmesi ve maliyeti açısından firmaları ikiye ayırarak incelemek gerekir.

Döviz kazandırıcı faaliyette bulunan, döviz gelirleri ile döviz yükümlülükleri arasında eşleme, dengeleme yapan, daha açık bir deyişle döviz cinsi, tutarı, vadesi yönünde döviz giriş ve çıkışları arasında uyum sağlayan işletmeler, finansal piyasalardaki dalgalanmalardan fazla etkilenmezler. Ayrıca korunma, riskten kaçınma (hedge) tekniklerini bilinçli, ciddi olarak kullanan firmalar sınırlı bir maliyetle krizin olumsuz etkisini atlatabilirler. Ancak ülkemizde eşleme yapan, riskten kaçınma tekniklerini akılcı biçimde kullanan firma sayısı sınırlıdır. Dış borcu yüksek olan özel firmaların ekonomik krizden etkilenmeleri tehlikeli boyutta olacak, piyasa değeri düşen işletmeler, birleşmek ya da satılmak zorunda kalacaklardır. Gelecekte yabancılaşma özel sektörde daha belirgin biçimde görülecektir.

Özellikle bilanço içi döviz pozisyon açığı büyük olan özel bankaların, sendikasyon kredilerinin çevrilmesindeki zorluklar nedeniyle riskleri artacak, yükümlülüklerini yerine getirme olanakları kısıtlanacaktır.

Likiditesi yerleşik olan ve/veya alınacak önlemleri önceden, içerden öğrenme olanağı fazla olan firmalar ise krizi kendileri açılarından fırsata çevirebilirler. Değeri düşen işletmeleri, taşınmaz malları kelepir fiyatına satın alabilir, Şubat/2001 krizinde olduğu gibi havadan kârlar elde edebilirler. Özellikle gelecek dönemlerde CMBnin döviz alım ve satımlarına dikkat etmek, dövizleri ucuza kaptırmamaya özen göstermek gerekir.

Tümü Öztin Akgüç - Son yazıları

Sosyal demokrat belediyelerden beklentiler 13 Mart 2019 Çar
Kuklalar - oltalar 6 Mart 2019 Çar
Kafdağı’nın ardı nisan ayı 27 Şubat 2019 Çar