YSK, Demokrasi, Hukuk ve Ahlâk

07 Mayıs 2019 Salı

YSK’nın İstanbul Seçimleri ile ilgili kararını beklerken, Demokrasi’yi, Hukuk’u ve Ahlâk’ı savunmamı eleştiriyorlar:
“Ülkede, Demokrasi, Hukuk ve Ahlâk mı kaldı? Neyi savunuyorsun?” diyorlar!

***

Sevgili okurlarım dikkat ederseniz hepsini büyük harfle özel isim olarak yazıyorum:
Demokrasi
Hukuk
Ahlâk
Çünkü hepsini insanlığın uygarlık serüveninden süzülmüş olarak gelen “Felsefi İdeal Terimler” olarak kullanıyorum; genelde saptırılan, yozlaştırılan, çarpıtılan, egemenlerin ve onların kölelerinin ağızlarında sakız olan ama asla uyulmayan banal terimler olarak değil!

***

İsterseniz bu terimlerden, onlara bağlı olan öteki ideal terimleri de üretelim:
Demokratik Rejim
Demokratik Ahlâk
Hukuk Devleti
Evrensel Hukuk
Genel Ahlâk
Meslek Ahlâkı

***

Sevgili okurlarım, ben, yukarıda saydığım bütün bu kök terimlerin ve onlardan üretilen öteki türevlerin savunucusuyum:
Bu terimlerin tanımladığı kavramlar bir toplumda var ve egemen olduğu zaman onları savunmanın zaten fazla bir anlamı yoktur.
Asıl görev, bu terimlerin arkasındaki kavramları, saptırılmamış, yozlaştırılmamış çağdaş anlamlarıyla anlatmak, savunmak ve içselleştirilmelerine çalışmaktır!

***

Atatürk ve arkadaşlarının Anadolu ve Rumeli halklarıyla birlikte gerçekleştirdikleri Türk Devrimi, işgal edilmiş bir ülkedeki İstiklâl Savaşı ve Din/Tarım Toplumu’ndaki Aydınlanma Atılımı olarak iki ayrı mucizevî başarıdan oluşur.
Bu iki mucizevî başarının günümüzdeki çağdaş Türkiye Cumhuriyeti devlet yapısı içindeki sürekliliği ise:
Demokratik Rejim
Demokratik Ahlâk
Hukuk Devleti
Evrensel Hukuk
Genel Ahlâk
Meslek Ahlâkı
Kavramlarının içselleştirilmesine bağlıdır.
Dilerim Yüksek Seçim Kurulu’nun üyeleri bu kavramları özümlemiş ve içselleştirmiş olan hukukçulardan oluşuyordur!