Prekazi neden Fethullahçı olmadı?
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Prekazi neden Fethullahçı olmadı?

06.06.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

O benim çocukluk kahrama­nımdı. Çoraplar şimdiki gibi kısa değildi. Tepeden aşağı indirir, onun gibi bileklerimizde toplardık. Bir kısmımız saçlarının ar­kasında ona benzemek için kuyruk bırakırdı. Tanıdığımız ilk tayt giyen erkekti. Sonrasında örneği az çıktı. Kenar mahallelerde futbol topu pek azdı. Ezilmiş kola kutusu, gazoz ka­pağı hatta bir taş parçası... Serbest vuruştan önce uzaklaşır, top namı­na ne varsa ona odaklanırdık. Derin nefes aldıktan sonra bir kez kaleye bakar, koşarak bütün gücümüzle vururduk. Gol olunca iki kolumuzu kanat gibi açar, saha boyunca kuş gibi uçardık. Sırtımızda 8 numara yazardı. Sol ayağımızı, sol elimizi onun gibi kullanmak için çok uğraş­tık da başaramadık.
İnsanın çocukluğu yaşamının arka bahçesidir. Masamın üs­tünde Cevad Prekazi’nin Onur Bayrakçeken’le birlikte hazırladı­ğı söyleşi kitabını (Prekazi Vurdu Gol Oldu, Mylos Kitap) görünce o bahçeye bir kez daha çıktım. “Nerede eski bayramlar” iç geçir­mesini bırakıp, Prekazi neden Fethullah’a gitmedidiye sordum.

Ateist Prekazi’nin Galatasaray’la imtihanı
Ne alakası var” demeyin. Prekazi’nin arkasında oy­nayan İsmail Demiriz ya da unutulmaz goller attır­dığı Uğur Tütüneker’in Gülen’in dizinin dibindeki fotoğrafları nasıl unutulur. Galatasaray kadrosu o dönem Fethullah’ın takip­çisiydi.
Ama Prekazi yabancı” demeyin...
Babasının adı Rıfat, annesinin adı Leyla. Müslüman bir Arnavut aileden geliyor. Annesi hayatını hafızlık yaparak kazanıyordu. Buna rağmen Prekazi’nin Galatasa­ray’daki havaya nasıl karışmadığını merak ettim.
Birkaç tane yanıtı var. Babası onu “oğlum, iki din var, unutma: İyi ve kötü insan” nasihatiyle bü­yütmüştü. Prekazi inancını kendi seçmiş, ateist olmaya karar ver­mişti.
Peki, Galatasaray’daki futbolcu arkadaşları biliyor muydu?
Biliyorlardı herhalde” diyor. Trabzon deplasmanında ka­zanmak için toplu namaz kılan arkadaşlarıyla mağlubiyet sonrası tartışmalarını şöyle anlatıyor:
‘Ee’ dedim, ‘ne oldu?Tabii ki herkese saygı duyuyorum, ama Allah takım mı tutuyor sanki? Sen kendine güveneceksin, çalı­şacaksın. Başka türlü kazanamaz­sın. Sadece futbolda değil, hiçbir şeyde kazanamazsın.
Ateist olmak o dönem “cemaat” olarak bilinen yapıya uzak durma­ya yetmez, diyebilirsiniz. Öyle ya, Abant Platformu’na ya da Türkçe Olimpiyatları’na menfaat karşılığı eleman yazılanları biliyoruz.

Mareşal Tito’nun askeri

Okudukça daha fazlası olduğunu fark ediyoruz. Prekazi bir sosya­list. Çakmağında resmini taşıdığı Che Guevara da onun çocukluk kahramanı. Prekazi isyan ediyor: “İnsanlar ter akıtarak mı zengin olu­yor? Hayır, hırsızlıkla. Su ya, su satı­yorsun! Su nereden çıkıyor? Dünya­nın değil mi o? Herkes su alabilmeli. Okul bedava olmalı, doktor bedava, ilaç bedava olmalı.
Emekçi bir aileden geliyor. Ailesi Türkiye’deki evinde misafir olduğunda, apart­mandaki kapıcıya tonlarca kömür taşıtıldığını görün­ce iki gün boyunca gidip yardım ediyor. “Prekazi’nin ağabeyleri Yugoslavya’da kapıcı mıydı” sorusuna verilen “Bizde kapıcı diye bir şey yok” yanıtının Türkiye’de anlaşılamadığını oku­yoruz.
Türkiye’de Atatürk’ü, Yugoslavya’da Tito’yu önder bili­yor. Telefonu bugün bile “Uz Mar­sala Tita” marşıyla çalıyor. Her yıl 29 Ekim’de Cumhuriyet kutlamalarına katılıyor. Takım arkadaşları ce­maatlerde dolaşırken o Atatürk’ü anıyor. Atatürk’e olduğu gibi Tito’ya yapılan saldırılar da onu sinirlendiriyor, “yok Yugoslavya böyle, Tito şöyle... Hadi be oradan!” dedikten sonra devam ediyor:
2. Dünya Savaşı sona erdiğinde Yugos­lavya ne haldeydi biliyor musun? Yıkık bir ülkeydi. Tito yıkılmış bir Yugoslavya’yı ayağa kaldırdı. Her şey onun zamanında yapıldı. (...) Hangi üniversiteye gitmek istediğini sen seçiyordun. Devrimden sonra okur-yazar oranı çok arttı. Çoğu kitap ücretsizdi. Her okulda spor salonu vardı. (...) Müzik konuşuyor­duk mesela; Avrupa’da bile birçok ülkede öyle zengin müzik yoktu. İnsanlar Belgrad’da istedikleri her plağı bulurdu. Moda? New York, Paris, Belgrad...
Prekazi, Tito devriminin kazandır­dıklarını anlatmakla bitiremiyor.

Yugoslavya’yı öldürdüler, çaldılar

Peki, Prekazi hangi ülke­den? Artık olmayan bir ülkeden, Yugoslavya’dan. Geçmişte her­kesin “Yugoslavım” dediğini anlatıyor. Emperyalizmin, Soğuk Savaş’ın bitişiyle etnik meseleleri nasıl kaşıdığını, bir ülkeden nasıl 6 ülke çıkardığını da. Geriye tepele­rinden yağan bombalarla halen yı­kık duran binalar ve küresel şirket­lerin yağmaladığı madenler kalıyor.
Prekazi’nin doğduğu, Avrupa’nın tek bölünmüş şehri Mitroviça’yı bu­gün bir köprü ayırıyor. Bir yanında Kosova öbür yanında Sırbistan bayrakları dalgalanıyor. Halen “ben Yugoslavım” diyen Prekazi, kimi zaman “Yugoslavya’yı öldürdü­ler” diyor, kimi zaman ise “hırsızlar Yugoslavya’yı çaldılar” tarifini yapıyor. Hangisi doğru? Belki ikisi de... “Tito’nun ölümün­den önce kimse kimseye milliyetini sormazdı ki... Hepimiz Yugoslavdık” diyor Prekazi. Etnik milliyetçiliğin Yugoslav ulusundan Sırp, Hırvat, Boşnak ya da Arnavut yaratması­nı sorguluyor. Türkiye’yi de sık sık uyarıyor.
Cemaat toplantılarından çıkıp pavyonlara giden takım arka­daşlarından farkı var Prekazi’nin. Bilmiyordum, Galatasaray’a gel­meden önceki takımı Partizan’ın stadyumunda dev bir kütüphane varmış bir zamanlar. Prekazi, ta­kım kamplarında odasında kitap okuyor. Maçlara eski kasetçaların­da dinlediği müzikle geliyor. Bildi­ğimiz futbolcular gibi değil. Blues meraklısı, rock konserlerine gidiyor. Rousseau’dan, Hemingway’den, Tolstoy’dan ya da Maalouf’tan bahsediyor. İstanbul’un özgün lokantalarını geziyor, betonlaşma­sından şikâyet ediyor. Eski plak dükkânlarını dolaşıyor, Beyoğlu’nun arka sokaklarından haberdar. Zeki Müren’i ve Müzeyyen Senar’ı hayranlıkla hatırlıyor. Tarık Akan’la arkadaş. Alp Yalman’dan ya da Erman Toroğlu’dan nefret ediyor.

Öğrenmek bedavaydı bize
Anlatacak çok şey var...
FETÖ’cü takım arkadaşlarından bahis açılınca Prekazi iç çekiyor: “Ne biliyordu ki onlar, kullandılar onları. Senin kendi aklın yok mu, neden başkalarının aklıyla hareket edi­yorsun?
Kendi aklınla düşün” bir baba nasihati Prekazi’ye. Birikimini, “İyi ki Yugoslavya’da doğmuşum. Çok şey öğrendim. Çünkü öğrenmek bedavaydı bizde. Şimdi her şey paralı oldu” sözleriyle açıklıyor.
FETÖ’ye de, yerine gelenlere de, çatışmalarımıza da, yoksullu­ğumuza da bir çözüm arıyoruz ya. Kurtuluş hâlâ umudu olan “büyük insanlık”ta değil mi?
Prekazi ve Yugoslavya bize ye­terli ders olur mu?
 

Yazarın Son Yazıları

Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025
Apo ve Bahçeli’nin susturduğu asker

Çıkarlar suç ortaklıklarının kaynağıdır.

Devamını Oku
13.10.2025
‘Fatihli Müslümanlar’ rahatsız

“Bizi cehennemle korkutuyorlar ki dünyada onlara boyun eğelim.”

Devamını Oku
09.10.2025
Çocuk tecavüzünde çocuğu yargılayanlar

Çelişki dünyanın kendisinde sanırız, oysa ona sebep olan da insandır.

Devamını Oku
06.10.2025
Tarihin arka duruşması

Eğip bükersin, sarar paketlersin. Her şeye rağmen gerçek olduğu yerde durmaya devam eder.

Devamını Oku
02.10.2025