Köşe Yazısı

A+ A-
Deniz Yıldırım

Öcalan trafiği

8 Haziran 2019 Cumartesi

AKP-MHP stratejisi 31 Mart’a göre epey değişmiş durumda. “Beka” söyleminin yerinde yeller esiyor bu kez; bir odak grup saptanmış ve bu grup açık ki İstanbul seçimlerinin sonucuna doğrudan etki eden Kürt seçmenler. Bütün hamleler buraya dönük.
Ancak mevcut milliyetçi cephe ve “beka” siyasetiyle başarılması mümkün değil. Tam bu aşamada Binali Yıldırım’ın bayramda Diyarbakır’da “Kürdistan”dan söz etmesi, Dersim bahsini açarak “Kürtler niye CHP ile ittifak yapıyor, asıl bizimle yapmalısınız” alt mesajlarını devreye sokması tesadüf olmasa gerek. MHP ise “mitil”i İstanbul’a özellikle atmıyor; nedeni açık.
Ancak Kürt seçmenler oldukça politik bir kitle; seçim öncesinin bu tür taktiklerine alışkın. Yani birkaç hoşa gidecek sözün yetmeyeceği ortada. İşte tam da bu aşamada bir başka ilginç gelişme sessiz sedasız yaşanıyor.
Gözden kaçıyor belki ama YSK’nin İstanbul seçiminin sonucunu iptal ettiği gün Öcalan’ın yıllar sonra avukatlarıyla görüştürüldüğünü de öğrendik ve merkezinde açlık grevlerinin bitirilmesi, Suriye ve çözüm sürecine dönüş olan 7 maddelik açıklamasının avukatları tarafından kamuoyu ile paylaşılmasına da yine o gün izin verildi. Bu tür gelişmeleri değerlendirirken aklımızda hep “niye şimdi” sorusunun olmasında yarar var.
6 Mayıs’ta okunan bu çağrının iktidarın geçici, taktik bir iznine tabi olduğunu düşünen açlık grevi eylemcileri, yasağın tamamen kaldırılmasını talep ederek eyleme devam kararı aldı önce. Hemen ardından 16 Mayıs’ta Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Öcalan’ın görüşme yasağının kaldırıldığını ilk ağızdan ilan etti. Bunu izleyen süreçte 22 Mayıs’ta ise Öcalan yeniden avukatlarıyla bir araya geldi. Avukatlarının açıklamasına göre ana konu açlık grevleriydi, Öcalan amaca ulaşıldığını aktardı ve Gandhi’nin siyaset çizgisinin incelenmesi yolunda bir çağrı yaptı. Henüz bir müzakere olmamakla birlikte tarafların nasıl karşılık vereceğinin “30-40 gün içinde” anlaşılacağını söylediği de açıklamalara yansıdı.
26 Mayıs’taysa başta Leyla Güven olmak üzere açlık grevi eylemcileri bayram öncesindeki bu ikinci görüşmenin ardından açlık grevine son verdiklerini açıkladılar. Son olarak bayramda da aileler İmralı’ya gitti.

Açlık grevleri ve izleyen süreçler
Sıralama böyle. Mayıs ayında yoğunlaşan bir trafik söz konusu. Şimdi gelelim siyasal yorumuna. Her şeyden önce açlık grevlerinin bitirilmesinde son aşamada Öcalan’ın devreye girmesi bir tesadüf değil. Öcalan daha önce de açlık grevindeki eylemcilere benzer bir çağrıyı Kasım 2012’de yapmış ve ardından Aralık 2012’de devletle görüşmeler yoğunlaşmıştı. Nitekim Mart 2013’teki “çözüm süreci”yle ilgili meşhur çağrısı da bu gelişmeleri izlemişti. Şimdi de 2013 ruhuna bağlılık vurgusu yapması, bir bakıma sürece yeniden dönüş çağrısı demek.
Öcalan’ın açlık grevlerini bitirebilen kişi konumuna taşınması, aynı zamanda örgüt ve taban üzerinde belirleyiciliğinin devam edip etmediğinin de sınanması anlamına geliyor. Yani inisiyatifin hâlâ kendisinde olduğunun gösterilmesine yarıyor. 2012’de de böyleydi; görüntü olarak şimdi de böyle. Demek ki açlık grevleri ve sonrasında bu grevlerin Öcalan’ın “eleştirel” çağrısıyla bitirilmesi genellikle Öcalan’ın daha fazla öne çıkarılacağı dönemlere işaret ediyor. İzleyen süreçteyse bir şekilde “müzakere” kapısı aralanıyor. İktidarın en azından 23 Haziran İstanbul seçimine kadar taktiğinin bu görüntüyü ya da umudu vermek olduğunu söylemek mümkün. Özetle İstanbul bu iktidar için sadece İstanbul değil; her hamleleri kanıtlıyor.
Ancak iktidar bütün Kürt seçmenlerin tercihini 23 Haziran’a kadar değiştiremeyeceğinin de farkında. Hamleler artacaktır. Dün 7 Haziran seçimlerinin, yani AKP’nin tek başına iktidarı kaybetmesinin ve ardından ittifaklarını değiştirmeye yönelmesinin yıldönümüydü. Yine bir haziran ayında ittifaklar siyasetinde zemin kayganlaşıyor. İktidar, inisiyatifi kaybetmesine yol açan her ittifakı bitirebiliyor; her ittifakı başlatabiliyor. Kendi bekaları için sürekli ittifak değiştirenlerin manevraları da, şiddetten medet umanların tutumları da ortak vatanımızda ne Türke yarıyor ne de Kürte. Gelinen yer ortada. Anlaşıldığında çok geç olmamasını umarız.

Tümü Deniz Yıldırım - Son yazıları

Beka ile başladı, Öcalan ile bitti 22 Haziran 2019 Cmt
F-35 et değil, S-400 saman değil 19 Haziran 2019 Çar
F-35 ve yeni askeri kamplaşma 15 Haziran 2019 Cmt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Binali Yıldırım, Abdulhamit Gül, Leyla Güven