Bunalım Küresel Ya Kurtarmalar?

07 Ekim 2008 Salı

Geçen hafta boyunca ABD yasama organı, finans piyasalarıyla oyun oynadı. Pazartesi günü yasamanın Temsilciler Meclisi kanadı, finans sermayeyi kurtarma amacıyla hazırlanan yasa tasarısını onaylamadı. Çarşamba günü Senato, aynı tasarıyı çok az bir değişiklik yaparak onayladı. Temsilciler Meclisi de cuma günü, birlikte batarız baskısıyla buna uydu. Küresel finans sermayesinin ABD oyuncuları şimdilik derin bir nefes aldı. Diğer ülkelerdeki borsa endeksleri de düzenlemeden az da olsa olumlu etkilendi.

***

ABDde kurtarma işlemleri son bir aydır yoğunlaşarak sürüyor. Son kurtarma önlemleri ile önceki kurtarmaların toplamı dolayındadır. Toplam 700 milyar dolar daha kurtarma amacıyla kullanılacaktır. Hafta boyunca, tasarı üzerinde Hazinenin bu parayı kullanım yetkisini sınırlayan düzenlemeler yapıldı. Amacı, değer yitiren borç senetlerini satın alarak batık finans piyasasını canladırmak olan kurtarma girişimi, ev sahiplerini içerecek ve yasamanın gözetimini güçlendirecek biçimde değiştirildi. Daha sonra Senato tasarıya, vergi indirimi, temiz enerji desteği ve mevduat sigortası kapsamının genişletilmesi gibi süslemeler ekledi.

ABD yasama organının bu tasarıyı yasalaştırmasını zora sokan iki ana neden var.

Nedenlerden biri güncel. Tasarı, büyük sermayeyi, vergi ödeyenlerin parasıyla kurtarmayı amaçlıyor. ABDde, önemli bir demokratik gelenek olarak, toplanan vergilerin nasıl ve nereye harcandığı toplumun çok duyarlı olduğu bir konudur. Bütçeye, vergi ödeyenlerin parası gözüyle bakılır ve kullanımı konusu da çok önemsenir. Kurtarma tasarısı, yapılan değişikliklerle içeriği toplumsallaşsa da, esas olarak halkın parasıyla zenginlere destek verilmesi anlamına geliyor. Daha da önemlisi zamanlama; kasım başında ABDde yalnız Başkan ve Senatonun üçte biri için değil, toplamı üye sayısı 435 olan Temsilciler Meclisinin tamamı için de seçim yapılacaktır. Adayların, tek kişi tarafından değil de parti içi süreçlerin işletilmesi ve halkın etkin katılımıyla saptandığı bir seçim ortamında, denetimsiz ve sorumsuz çalışan büyük finans sermayesini kurtarmaya çalışmak, seçime girecekler açısından kolay değildir.

İkinci ve daha önemli neden ise, tümüyle ideolojiktir.

ABDnin iki partili siyasal yapısını yorumlayanların birçoğu, Cumhuriyetçilerle Demokratlar arasında, Coca-Cola ile Pepsi Cola kadar fark vardır derler. Bununla birlikte, Cumhuriyetçilerin daha fazla serbest piyasa yanlısı, Demokratların da sosyal politikalara daha yakın durdukları bir gerçektir. Demokratlar, 1930lardan başlayarak, sosyal haklar sağlanmasına ve zencilere siyasal haklar tanınmasına öncülük etmişlerdir. Obamanın başkan adayı olabilmesi ve seçilebilir bir duruma gelmesi o birikimin bir sonucudur.

Buna karşılık, çekirdek Cumhuriyetçiler, serbest piyasayı her şeyin üstünde tutarlar. Onlara göre, serbest piyasaya karışılmaz. Serbest piyasa ilkesi Cumhuriyetçilerin iliklerine işlemiştir. Cumhuriyetçi temsilciler, son aylarda kendi seçtikleri başkanlarının ve hükümetin uyguladığı kurtarma işlemleriyle, taparcasına bağlandıkları ilkelerin derin çelişkisini yaşıyor. İnançlarının yine kendi partilerinin hükümetince yerle bir edilmesine isyan ediyor; seçmenlerinin karşısına, kendilerini inkâr etmiş kişiler olarak çıkmak istemiyor. Sonuç değişmiyor. ABDnin ulusal hükümeti, halktan topladığı vergileri kullanarak, Türkiyenin toplam yıllık ulusal üretiminin üç katı dolayında bir tutarı harcayarak, finans sermayesini kurtarıyor.

ABD kurtarma girişiminde yalnız değil. İngiltere, Hollanda, Belçika, İzlanda ve İrlanda başta olmak üzere, diğer ülkelerin hükümetleri de, batık bankalarını kurtarma amacıyla, hazinelerinden para aktarıyor.

Ulus devlet, finans sermayesini kurtarıyor; sermaye el değiştiriyor, sahipliği ulus devlete geçiyor.

Asıl soru, bu ulusal-küresel çelişkisinin, nasıl sonuçlar yaratacağıdır.

Küresel sermaye piyasası, bundan sonra bugünkünden çok farklı nitelik kazanacaktır. Piyasanın en büyük oyuncusu ABDdir. Yenilenen ABD yönetimi, belki daha hazırlıklı olarak yapacağı kurtarma işlemleriyle, hem bu ülkede hem de diğer ülkelerde, küresel finans sermayesine güvence vermek isteyecektir. Çünkü, en küçüklerinden başlayarak, girişimcilerin kredi musluğunun kapanmaması büyük önem taşıyor.

Ancak bu güvencenin tek başına yeterli olması söz konusu olamaz. Finans piyasasının dünyasının, hem ulusal, hem de küresel düzlemde ve bunlar arasında uyum sağlanarak, bütünüyle, denetlenen ve gözetlenen, çok daha açık çalışan bir kurumsal yapıya kavuşturulması, kaçınılmazdır. Kurtarma ilacı, belki günü kurtarır; kapitalizmin kriz üretme genlerini tümüyle iyileştirmesi elbette söz konusu değildir.