Aktütün Olayından Alınması Gereken Ders

08 Ekim 2008 Çarşamba

Şemdinlinin Aktütün Karakolunda görevli birliğimizden 17 şehit verdiğimiz son saldırı, PKK terörüne karşı izlenilen yol haritasını yeniden gözden geçirmemizin gerektiğini ülke gündeminin ilk sırasına getirmiş görünüyor. Başbakan Erdoğan, bu yol haritasını yeniden belirlemek gerektiğini, cuma günü hain saldırıyı öğrendikten hemen sonra Orta Asya gezisini yarıda keserek Ankaraya döner dönmez söylemişti. Terörle mücadele doruğunun bu amaçla önümüzdeki perşembe günü toplanacağı ve yeni çizgilerin de saptanacağı, Erdoğanın o açıklamasından anlaşılmaktadır.

Gerçi Başbakanın açıklamasında hükümetin alınmasını düşündüğü önlemlerin başında karakolların güçlendirilmesi, haber alma eksikliklerinin giderilmesi için ABD ile ilişkilerin daha yoğun sürdürülmesi gibi konular da yer alıyor.

Ama CHP Genel Başkanı Baykalın dün NTVye verdiği özel demeçte de vurguladığı gibi, bu tür önlemlerin terörle mücadelede belirlenen zafiyetleri gidermeye yardımcı olabileceğini, ama asıl çözümün temel zafiyetler olarak bir devlet politikası halinde öne çıkarılması görüşü yaşamsal önem taşıyor. Dün gazetemizin başyazısında da değinilen, yine aynı gün ana muhalefet lideri tarafından vurgulanan sorun, ülkemizin karşılaştığı terörün sınır komşumuz Kuzey Irakta üslenmesi, beslenmesidir.

Korunaklı bölgede konuşlanmış olan çete

Oradaki yönetimin bağrına bastığı tartışılmayacak kadar açık kanıtlarla belirgin olan PKK örgütü, Aktütün’de olduğu gibi korunaklı bölgeden muntazam bir ordunun sahip olabileceği ağır silahlarla saldırmış, şehitlerimizin hemen tümü o silahlardan atılmış olan bombaların şarapnelleri ile vurulmuştur. Kuzey Irakta konuşlanmış silahlı çetenin askeri eğitim gördüğü, erzak ve cephane sağladığı, yaralı ve hastalarının tedavi gereksinimlerini açıktan karşıladığı, sınırlarımızın içine yönelik saldırılardan sonra kaçarak yine aynı bölgeye döndüğü, bütün dünya tarafından da biliniyor.

Her defasında ya kukla devletin başkanı Talabani ya da bölgenin fiili lideri Barzani, timsah gözyaşları dökerek neler yapılması gerektiğini araştırmak amacıyla sözde komitelerin toplanması gibi aldatmaca çözümlerden söz ediyor; Türkiyedeki siyasi otoriteyi oyalama yollarına başvuruyorlar.

Daha da sıkıştırıldılar mı, Irakın bugünkü fiili durumunu, yani otorite karmaşasını öne çıkararak polisiye müdahalenin olanaksızlığından söz etmek gibi kaçamak yollara başvuruyorlar.

Gerçek sorumluyu saptamak

Irakın bugünkü karmaşa durumuna gelmesinin nedeni, ülkenin ABD işgali altında olması ise sözde merkezi hükümetin bu zaaflarının asıl sorumlusu da Washingtondur, ABDdir.

Son saldırıdan sonra hem Iraka nota verilerek, hem dün ABD Ankara Büyükelçisi Wilsonun davet edildiği Dışişleri Bakanlığında sözlü uyarılmasını gerektiren girişim yapılarak kesin ve ciddi sonuçlar alınacağını sanmak fazla iyimserlik olacaktır.

Türkiye, dün Baykalın da bir kez daha altını çizdiği önüne gelenin şamarlayacağı bir ülke olmadığını hem müttefiki Amerikaya, hem de onun her adımını onun izni ile atan işgal altındaki Irak devletine kararlılıkla anlatmalıdır.

Geçen yıl yapılan askeri harekâtın kısa süre içinde kesilmesini ve silahlı kuvvetlerimizin hemen çıkmasını öneren ABDnin, bugün dökülen kanlardan da, Aktütün köyünü boşaltarak göç edeceklerini söyleyen bölge insanlarının perişan geleceklerinden de sorumlu olduğu da vurgulanmalıdır.

Sınır ötesi harekât için Silahlı Kuvvetlere verilen izin tezkeresinin görüşüleceği yarınki TBMM toplantısında, sorunun bütün boyutları ile, asla sinirlenmeden, bir iktidar-muhalefet çatışması haline dönüştürülmesine dikkat edilerek ele alınması, çözüm için atılan en somut adımlardan birincisi olabilir.

Ama o arada Deniz Baykalın dünkü demecinde Emirlerin İmralıdan verilmesine göz yummak demokrasi değildir sözlerinin de Başbakan ya da Adalet Bakanı tarafından açığa kavuşturulmasının öncelik taşıdığını söylemek istiyorum.

Gerçekten doğru mudur, bir süreden beri dolaşan bu korkunç iddia?

Ergenekon sanığı bir yazarın tutukevinde yazdığı romanın basılmak üzere dışarıya çıkarılmasına izin vermeyen adalet mekanizması, terör çetesinin kesinleşmiş müebbet hapisle cezalandırılmış başının, Daha fazla kan, daha çok kan direktifleri karşısında sessiz mi kalıyor?

Faks: 0 216 302 82 08

[email protected]