Asker ve Siyaset

10 Ekim 2008 Cuma

I. PKK teröristlerinin Aktütünde 17 askeri şehit etmesi, millet, ülke ve çocuğu askerde olanlar açısından kabul edilebilecek gibi değildir. Kentlerde bomba patlatılması sonucu ölümler, farklı bir olaydır. PKK ile savaş içinde olan Ordunun cephedeki bir karakoluna yönelik saldırının önlenememiş, savuşturulamamış olması, kesinlikle ağır bir görev ve kurmay hatasının varlığının kanıtıdır. Beklenmedik, ani bir baskından söz edilemez Aktütünde. Tersine, normal olan, baskındır.

II. Ordunun kendine büyük özgüveni mi hata kaynağıdır, savaşı kanıksaması mı, her büyük saldırının ardından dinlediğimiz, büyük darbe aldılar, son çırpınışları vb. gibi, hiçbir bilimsel veriye, düşünceye, mantığa dayanmayan yüksekten moral konuşmaları mı? Yoksa söylenenlere gerçekten inanç mı? Hiçbir komutanın kafasından bizde asker çok düşüncesinin gölgesi bile geçmez. Ama bir sorun var! Askerin, sivil stratejistlerle toplantısı iyidir!

III. Saldırının 300-400 kişilik bir grupla düzenlendiği iddiaları şimdilik tamamen bir safsatadır. Belki de 75 kişiydiler, veya en çok 100! 300-400 kişinin harekâtı, gerilla faaliyeti açısından, hele orada, her zaman zor ve tehlikelidir!

IV. PKK kayıp verebilir, 100-200, hatta 1000.... ama bu ne kadar önemlidir onlar için? Türkiyeden her ay kaç Kürt gencini devşiriyorlar, bilgi sahibi olan var mı? Türkiye PKK için, insan ihtiyacını karşılayacağı bir depodur. Bu depoda gerilla niyetliler azalır, ama bitmez... Ta ki, Iraktaki ana kuvvetler ve yönetici kesimleri gerçekten ağır bir darbe yiyinceye, dağılma oluncaya kadar.

V. Ordu, kendi görev alanında, yani askeri planda bir paradigma değişikliği yapmak zorunda. Aynı zamanda düşüncede de! Uç noktalara, cepheyeartık asker gönderilmemeli. Profesyonellere ve komandolara görev verilmeli. Özellikle kitlesel ölümler, Türkiyeyi giderek etnik olarak bölüyor...

VI. Bu tür baskın ve saldırıların bir amacı da budur. Ayrılığı derinleştirmek! Sivil hayatta Türkleri Kürtlerin üzerine kışkırtmak. PKK, bu gerçekleştikçe, büyür ve beslenir! Amaca biraz daha yakınlaşır! Türklerle Kürtlerin büyük entegrasyonu, PKK için en büyük sorundur! Tersine, bölünmeyi derinleştirecek her şey, amaca uygundur!

VII. PKK, Kürt kültürel hakları için savaşmıyor! Kürt Devleti için, Büyük Kürdistan için savaşıyor! Şüphesiz, Kürtler kültürel haklarına sahip olmalı, onları özgürce kullanmalı, bu haklar tanınmalı... Bu yeni zeminde-düzende, demokratik ortamda, sorunu düşünmek, artık kaçınılmaz bir gerekliliktir.

VIII. PKKnin bu büyük saldırılarından sonra, belirli liberal yazarlar (iki tanesi Cumhuriyetten kaçma!) hemen, gördünüz mü, sorun çıkmazda, siyasi ve demokratik çözüm yazılarını piyasaya sürüyor. Açın bakın, saldırıların ardından yazdıkları hep aynı. “Seçilmişler çözüm üretsin, askerin elinden bu konu alınmalı görüşleri geliyor. PKK bir de bu tiplerin siyasal çözüm ortamı yaratmaları için bu saldırıları gerçekleştiriyor! Hadi siyasetçilerin çözümlerini görelim! Diyelim ki, siyasetçiler fiilen çözümlerini açıklamaktan korkuyor! İktidarın yazarları çizerleri ne güne duruyorlar! Çözüm programlarını (minik parçalarını değil) görmek ve tartışmak isteriz!

IX. Mesele salt Kürt demokratik hakları değildir. (Burası tamam!) ABD korumasında Kuzey Irak Kürtleri ile PKK arasındaki doğal stratejik birlik, Türkiyede ayrılıkçı silahlı gücü ve ülkemizdeki etkisini hiç de yabana atılmayacak bir güçte tutacaktır, terör sıkıntısını hep yaratacaktır! Ama cephede ama kentlerde! Durumu bu boyutta görmeliyiz! Çözümü de!

X. Olayın ayrılıkçı boyutu, Kuzey Iraktaki destek kaldıkça ve sürdükçe, canlılığından yitirmeyecektir. Ne zamana kadar? Ta ki Kürt yönetimi, PKKye sağladığı desteğin kendi güvenliği için de bir tehdide dönüştüğünü görünceye kadar! Paçaları tutuşunca, farklı davranacaklardır! Çünkü, Türkiyedeki Kürt bölgesiyle birleşmek, esas, Barzani ve Talabaninin, Irak Kürt bölgesinin isteğidir! Ancak salaklar, aptallar, kasıtlılar bunu görmez!

XI. Türkiye, ayrılıkçılığı hafifletebilir. Nasıl? Kürtlerle bir arada yaşamanın bir üst boyutta siyasal kültürel-ekonomik vb. yeni niteliksel koşullarını oluşturarak! Ancak, ana sorunumuz, bunu görecek, gerçekleştirecek bir siyasal beynin ülkemizde olmamasıdır!

XII. Bu nedenle ana sorun askerde değil, siyasette, sivildedir!

[email protected]