Beethoven Yılına Doğru

31 Temmuz 2019 Çarşamba

Ludwig van Beethoven, yaşadığı çağı ve bugüne dek müziğin tüm evrelerini etkilemiş bir besteci. 2020 yılı dünyanın her yerinde Beethoven’in 250. doğum yılı olarak kutlanacak. 12 Aralık 1770’te Almanya’nın Bonn kentinde dünyaya gelen sanatçı için bu kent yıl boyunca çeşitli etkinlikler düzenliyor. En ünlü şefler, solistler ve orkestralar Bonn’un sahnelerinde yer alacak. Yalnız Bonn’da değil, her yerde bestecinin yaşamı ve yapıtları üstüne çeşitli konferanslar ve yayınlar hazırlanıyor.
Beethoven, bugün bütün çağların en büyük bestecisi olarak anılıyor. Müzik tarihinde Haydn-Mozart’ın Klasik Dönem’ini bir sonraki Romantik Dönem’e (18. yüzyılı 19. yüzyıla) bağlayan bir deha. Kendinden önceki Aydınlanma akımının değerleriyle beslenmiş, ama kendi dehasıyla Romantizme, hatta 20. yüzyılın Modernizmine bile yol göstermiş.
Gençlik günlerinde Fransız Devrimi’yle toplumsal değerler sarsılmaktadır. Gündelik yaşam yağ kandilinden gaz lambasına, at arabasından buharlı lokomotife geçmiştir. Sanatçılar ise toplumun içinde olmaktansa kendi iç dünyalarına dönmüşlerdir. 17. yüzyılın küçük aristokratik salonlarında, besteci ve icracı dinleyicilerin yanı başındayken, artık yeni inşa edilen opera binaları ve büyük konser salonlarına taşınmıştır. Zaten bu çağın yükselen kişileri de sanatın derinliğini takdir edecek bilgiye sahip değildir. Besteci, icracı ve dinleyicisi arasında uçurumlar oluşmuştur.
Böylece 19. yüzyıl sanatçısı eserlerinin o gün değil ama elbet bir gün anlaşılacağını hayal ederek, kendi iç dünyasına kapanmayı yeğ tutar. Artık yapıtın biçiminden çok özüne dönmüştür.

BEETHOVEN ÇAĞI
Ludwig van Beethoven’ı “Klasik” ya da “Romantik” diye sınıflandırmak yerine, kendinden sonraki bütün dönemleri etkilemiş bir besteci olarak kabul edebiliriz.
Ülkesinde ve dünyada değişen güçler onun yapıtlarına da yansımıştır. Sanatçı 19. yüzyıl başındaki toplum içinde yeni bir kimlik kazanmaktadır: Artık toplumun hizmetlisi değil, toplumun sesini haykıran bir kahramandır. Besteci de tarihin akışını, kendi özel duygularıyla işlemeye koyulur. Örneğin: Beethoven, Napolyon’a olan hayranlığıyla üçüncü senfonisini ona adar. Napolyon’un diktatörlüğe tırmanışından dehşet duyduğunda senfoninin ilk sayfasındaki adamayı yırtar ve bu eser tarihe “Eroika (Kahramanlık) Senfonisi” olarak geçer. Genç yaşında başlayan sağırlığı arttıkça dış dünyanın seslerinden kopar ve besteleri giderek daha giriftleşir.
Dokuz senfonisinden her biri kendine özgü bir karakteristik taşır. Schiller’in dizeleriyle bezenmiş korolu 9. senfoni, çağlar boyunca kardeşliğe çağrının simgesi olmuştur. 6. Pastoral Senfonisi doğayı betimleme sanatıyla “senfonik şiir”in öncüsüdür. Piyano için 32 sonatından Waldstein ve Appassionata en dramatik olanlardır. Diabelli Çeşitlemeleri, Üçlü konçerto ve art arda bestelenmiş beş piyano konçertosu klasizm üslubunun romantizme geçişini yansıtır. Uvertürleri senfonik konserlerin vazgeçilmez eserleridir. Fidelio, tek operası olduğu gibi, Keman Konçertosu da tekdir. Romantik çağ boyunca nice bestecinin de bu çalgı için tek konçerto yazmasına örnek olmuştur. Bestecinin kuvartetleri arasında bugün bile icra edilmesi çok zor olanlar vardır.
Önümüzdeki yıl Beethoven bütün dünyada kendinden çok söz ettirtecek.