Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Herkes, Gemisini Kurtarma Çabasında..

17 Ekim 2008 Cuma

Küresel ekonomik kriz, kasırgaya dönüştü.. Önüne gelen bankayı, fonları birer birer yerle bir ediyor.. Ülkeler kasırgaya karşı ekonomik önlemler geliştirerek yürürlüğe koyuyorlar..

Örneğin ABD, 700 milyar dolarlık finans sektörünü kurtarma paketini uyguluyor.. AB ülkeleri, ekonomik krize karşı ortak hareket etme yerine her ülke kendisini kurtarsın anlayışını benimsedi.. Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya, Hypo Real Estate bankasının ayakta kalmasını sağlamasının ardından bankalarında bulunan yaklaşık 600 milyar Euroluk mevduatın 500 milyar Euroluk bölümünü güvence altına aldı. İngiltere’de mortgage bankası Bradford & Bingley’e el konuldu ve 200 milyar sterlinlik (350 milyar dolar) sekiz bankayı desteklemeye yönelik paket devreye sokuldu. İspanya 30 milyar Euroluk fon oluşturdu; Belçika, Hollanda ve Lüksemburg hükümetleri, Fortis Bank’ta kısmi kamulaştırmaya gitti.. İzlanda’da hükümet, Glitnir Bank’ın yüzde 75’ini satın aldı. Fransa ve Belçika, 3 milyar Euroluk kaynak sağlayıp Dexia’yı kurtardı. Tüm bunlar her ülkenin kendi gemisini kurtarmasının tipik örneklerini oluşturuyor..

ABD ve AB ülkelerinde zora düşen özel bankalar kısmen de sayılsa devletleştirilirken biz hâlâ 70 yıldır reel sektörün, KOBİ’lerin dostu Halkbankası’nı, Türk çiftçisine, tarımına destek veren Ziraat Bankası’nı babalar gibi satma sevdasındayız.. Zaten bankacılık, finans sektöründe yabancıların payı yüzde 44’lere gelmiş, bizler, bu sonuç ülkemizdeki reel sektörü, KOBİ’leri sıkıntıya sokacak derken bu çağrıya duyarsız kalan anlayış sahiplerinin ülkemiz sanayisine ne denli kötülük yaptıklarının hâlâ farkına varmamalarını anlamak olanaksız.

Bakın, yabancı sermayeli bazı bankalar nasıl sıkıntı yaratıyor.. Küresel ekonomik kriz bizim ülkemizdeki yerleşik yabancı sermayeli bankaları da olumsuz olarak etkilemeye başlamış, önlem olarak yaptıkları ilk iş ise verdikleri kredileri geri çağırmak oluyor.. Nasıl mı? KOBİ’ler, reel sektör genellikle müşterilerinden aldıkları çekleri teminat göstererek kredi kullanıyorlar. Bankacılık deyimiyle Borçlu cari hesap sistemiyle çalışılıyor; verilen çeklerin zamanı gelince de ödeniyor.Yapılan iş ise vadesi dolmayan çekleri kırmak.. Gerekçeleri de, verdikleri kredileri sağlama almak için ek güvence arayışı.. KOBİ’ler, reel sektör bu kıskaç içine girermiş, kimin umurunda.. KOBİ’lere kredi verebilmek için şarkılı-türkülü reklamlar yapanlara sormak gerekiyor.. Hani dostluk, nerde kaldı güvenirlik?.. Babalar gibi yabancıya satarsanız nasıl bir sonla karşılaşılırmış gördünüz mü?.. Elin adamı kendi gemisini kurtarma çabasında.. Bizse ne özel bankalarına sermaye aktaran süper devletlerin girişimlerinden, ne de ülkemizdeki yabancı sermayeli bazı bankaların bu girişimlerinden bir türlü ders çıkaramıyoruz.. Yaptığımız sadece, bankacılık sektörümüz çok sağlam.. bize bir şey olmaz, olsa da hasarımız az olur sözleriyle yetinmek.. Bankacılık sektörünün sağlam olmasına elbette seviniriz.. Elbette hasarımız en az olsun.. 2001 krizinin bedelini ödeyen bir ülke olarak bir daha olabilecek krizi, ülkesini seven hiç kimse istemez. Ancak, krizi en az hasarla atlatabileceğimizin göstergesi olabilecek katma değerli üretim ve ihracatı destekleyici, reel sektör ve KOBİ’lerin yaşadıkları sıkıntıları atlatabilecek, kısa vadede çözümler içeren yeni bir ekonomik program hazırlandı mı? İhracatımızda, daralan ABD ve AB pazarları dışında Afrika, Güney Amerika gibi yeni pazarlara girmeyi destekleyecek hangi acil önlemler alındı?.. Keşke bunlar anlatılsa da ülkemizin de kendi gemisini kurtaracağını bilip içimiz ferahlasa...

[email protected]