Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

İstikrarsızlık İliğimize İşlemiş

19 Ekim 2008 Pazar

İstikrarsız bir ülkeyiz, futbolumuzu da bundan soyutlayamayız. Bir gün dünyanın en güçlü takımını yener, sonra gidip Kuzey Avrupalı balıkçı takımlarına yeniliriz. Bu, bizim adeta karakteristiğimizdir. Zaten Avrupa da bizim her açıdan istikrarsız olduğumuzu biliyor. Siyasette olsun, sporda olsun ne kadar çabalarsak çabalayalım, bu fikirlerini değiştiremiyoruz.

Birkaç gün önce Bosna-Herseki yendik. Ülke kırmızı-beyaza boyandı, adeta bayram yaptık. Ama aynı hafta içinde Dünya Kupası eleme grubumuzda sıfır puanı bulunan ve de 13 gol yiyen Estonya takımı ile 0-0 berabere kaldık. Bu defa mateme büründük. Gruptan çıkma şansımız da tehlikeye girdi. Bosna maçı sonrası Fatih Terim, Artık gençlerden oluşan bir takım kurduk. Dünyadan Türkiyenin istikrarsız bir ülke olduğu imajını sileceğizdedi. Sonra gidip Estonya ile berabere kaldı. Yani bu defa aşığı cuk oturmadı, eğrisi doğrusuna gelmedi.

Evet, istikrarlı olmalıyız. Ama sadece sahadaki 11 ile değil... Onları yöneten teknik adamların da istikrarlı olması gerekir. Fatih hocamızın düşünceleri, hareketleri bize böyle bir işaret vermiyor, söylediklerinden de hiçbir şey anlaşılmıyor. Saçmalıklar birbirini kovalıyor. Aslında o genç bir ulusal takım yaratmadı, yarattığını zannediyor. Çünkü sakat futbolcular nedeniyle gençleri oynatmaya eli mahkûmdu.

Bir hafta önce göklere çıkartılan Fatih Terim, bir hafta sonra tartışılan bir adam oluyor. Bu dengesizlikler daima vardır bizde... En önemlisi, maç sonrası ulus matemdeyken Federasyon bir açıklama yapıyor: Fatihin maaşı 180 bin dolara çıkartılıyor. Tut kelin perçeminden... Adamlar sanki çiftlik idare ediyorlar. Bu hareket spor kamuoyundaki Fatih Terim karşıtlarını büsbütün ateşliyor. Ama Terimden de hiç ses çıkmıyor. Küresel bir krizin içinde olduğumuz bu günlerde Fatih Terim, Ben bu haktan vazgeçiyorum deme erdemliliğini gösteremiyor. Ama Fatihten hiç şikâyet etmeyelim. Çünkü kendisi bizim yarattığımız bir fenomen... Sanki uzaydan gelen Fatih... Kendisi de inandı buna; aynaya baktığı zaman kendini dünyanın en büyüğü olarak görüyor. İşte böyle bir insanın iflah olması çok zordur.

Tümü Halit Deringör - Son yazıları

Olmaz.. Olmaz... 6 Kasım 2012 Sal
Buz Üzerine Yazı Yazmak 31 Ekim 2012 Çar
Şarküteri Mallarından Hoşlanıyoruz! 23 Ekim 2012 Sal