Sahibinin Sesi...

19 Kasım 2019 Salı

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın Vaşington’da ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesi, Cumhuriyet gazetesinde, cumartesi günü “Olayların Ardındaki Gerçek” köşesinde, “İlk Gözlemler ve Analizler” başlığı altında 10 maddede, harika değerlendirildi... Kaçıranlar şu adresten ulaşabilirler: http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1702406/ilk-gozlemler-ve-analizler.html

Bu köşede, bazı yayın kuruluşlarının bu görüşmeyi nasıl değerlendirdiğine, özetle göz atalım:

Alman Süddeutsche Zeitung gazetesi; “karşılıklı dostluk mesajlarına rağmen, iki ülke arasındaki sorunlara çözüm bulunamadığına” dikkat çektiği haberinde, “Trump’ın doğru bir biçimde algıladığı gibi, ekonomi Erdoğan’ın zayıf noktası...” diye yazdı...

Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi ise ortak basın toplantısında, iç politikada baskılarla karşılan Trump’ın övgülerinden Erdoğan’ın hiç etkilenmeden, tutumunu koruduğu yorumunu yaptığı haberde ise şöyle denildi:

Yabancı basından karikatür...

Amerikan Başkanı ‘Neredeyse ilk günden beri, uzun zamandır dostuz’ ve ‘Cumhurbaşkanı’nın hayranıyım. Harika bir ilişkimiz var’ dedi. Burada kuyruğunu sallayan bir köpek gibiydi. Türkiye’nin Suriye’nin askeri operasyonu başlamada önce, Trump’ın bölgeden çekilmesinde olduğu gibi. Trump’ın Türk ekonomisini yaptırımlarla yerle bir etme tehdidi ise unutulmuştu…”

Geçmişte uygulanan yaptırımlar neydi?

Trump, geçen yılın 10 Ağustosu’nda, gözdağı olarak “Çelik ve alüminyum için gümrük vergilerini iki katına çıkardığını” duyurdu. Tvitter hesabından, “Türk Lirası’nın ABD Doları karşısında hızla düştüğünü ifade ederek, Türkiye’den gelen çelik ve alüminyum üzerindeki gümrük vergilerinin ikiye katlanmasına onay verdiğini” duyurdu.

Türkiye, 2018 Ocak-Eylül döneminde ABD’ye 737 milyon dolarlık demir-çelik ürünleri ihraç etmişken, 2019 yılının aynı döneminde 210 milyon dolarlık ihracat rakamında kaldı. ABD’ye demir-çelik ihracatı yüzde 71 gerileme gösterdi. Oysa ABD’ye çelik ihracatı 2017 yılında 1 milyar dolar olmuştu.

Almanya’nın Sesi, Cumhuriyetçi senatör Lindsey Graham, Erdoğan’ın izlettiği videoyla ilgili olarak “PKK’nin Türkiye’de düzenlediği terör eylemlerinin gösterildiği, bu örgütün; hem YPG ile hem de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) komutanı Mazlum Kobani ile bağlantısının ortaya koyulmaya çalışıldığı videonun, senatörleri ikna etmediğini” söyledi.

Amerika’nın Sesi radyosu, ev sahibi Trump’ın, Erdoğan’la “ikili görüşmesine”, diplomatik protokol kurallar dışında davet ettiği 5 parlamenter arasında, kendi partisinden senatör Graham bu görüşmeyi, şöyle yansıttı:

Başkan’ın beş senatörün bir devlet başkanıyla görüşmesine girmesine izin vermesinden çok etkilendim. Başkan Trump, ‘Neler söyleyecekler dinlemenizi istiyorum’ dedi. Bence çok akıllıca bir hareketti. Saygı çerçevesinde bir görüşme oldu...

Türkiye’nin kaygılarını uzun süredir anlayışla karşılıyorum. Ancak çeşitli vesilelerde Türkiye’ye bu sorunun çözümünde doğru yolun Suriye’ye girip harekât düzenlemeden, sınırda askerden arındırılmış bir bölge oluşturmak olduğunu söyledim. Ancak Erdoğan diğer yolu seçti!”

Eskiden gramofon devrinde “His Master’s Voice (Sahibinin Sesi)” adlı bir şirket vardı. Şirket kayboldu, ama bu söz kaldı... Plağın üzerindeki resimde, bir gramofon önünde müzik dinleyen bir köpek görülürdü.

Erdoğan’a “aptal” diyen Trump “iadeli taahhütlü mektubu” alınca, bu kez Cumhurbaşkanı’nın hayranıyım. Harika bir ilişkimiz var!” dedi. Bir dediği, bir dediğini tutmayan Trump bu kez “tükürdüğünü yaladı...”

Sahibinin sesi senatör...

Ancak Trump, temel siyasasından vazgeçmediği için, kendi partisinden Graham’ı diplomatik gelenekler dışında konuşturdu. Graham, Trump’ın isteyip de söyleyemediklerini Erdoğan ve heyetine söyledi. O an “sahibinin sesi” rolünü başarıyla oynadı!

Graham, Kongre’deki Türkiye’ye yaptırım tasarısıyla ilgili olarak “Eğer S-400 konusunda çözüm bulamazsak ve hem bölge hem de ABD için daha kabul edilebilir bir güvenli bölge sağlanamazsa, bu durumda Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen yaptırım tasarısını Senato’ya getireceğiz...” dedi ve ekledi:

Bu tasarı da 95 oyu toplayacak. Türk-Amerikan ilişkilerine bir darbe indirecek. Umarım bu olmaz ama bu da onlara kalmış!”

Graham, Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen, 1915 olaylarını “Ermeni soykırımı” olarak bilinen tasarının Senato’da gündeme gelmesini engellemişti. Graham tasarı hakkında, “Senatörler olarak tarihi yeniden yazmamalıyız. Türkiye ve Ermenistan’ın bir araya gelerek bu soruna çözüm bulmasını umuyorum...” dedi.

Graham, “Bak ben Türkiye’ye bir iyilik yaptım, şimdi sıra sende” der havasındaydı. Ancak Graham, tasarının Senato’da görüşülmesini neden engellemeye karar verdiğine ilişkin soruya karşılık “Temelde tasarının içeriğine karşı olmadığını, sadece zamanlamasını yanlış bulduğunu” söyleyerek açık kapı bıraktı...