Hikmet Altınkaynak

Bir çılgının son yolculuğu

21 Kasım 2019 Perşembe

Edebiyat tarihimizde mektubun yeri, önemi ve işlevi büyüktür. Aslında mektup, iletişim aracıdır. Tanışmak için ilk adımdır. Dostluğun, aşkın pekişmesi için içtenlikli bir yoldur. Veda içinse ağıttır.

Nâzım Hikmetten Piraye’ye, Kafka’dan Milena’ya, Simone de Beauvoir’den Sartre’a mektupları kim unutabilir!

Mektupların her biri anıdır, edebiyatımız için de ayrı bir zenginliktir. Yıldız Kenter belki de bu tutkuyla Hep Aşk Vardı oyununu yazmış, oynamıştı.

Diyeceksiniz ki mektup arkadaşlığı mı kaldı; Facebook çıkalı! Facebook arkadaşlığı salgını başladı! Haksız sayılmazsınız, sosyal medyanın bir kolu Facebook ağı, gerçekten de her alışkanlığın önüne geçti, mektup yazma alışkanlığını altüst etti, tüm iletişim gereksinimlerini karşıladı. Ama yine de edebi mektup dediğimiz türü sonlandıramadı.

Çünkü yazarlar, hâlâ mektup yazıyor, e-posta yoluyla da gönderiyorlar. Her yazar Attilâ İlhan gibi “Meraklısı için notlar” ya da Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi “Yapıtlarımla Konuşmalar” kitabı yazmadığına göre, mektuplar da edebiyatımıza katkı sağlıyor. Onların yaşamıyla ilgili bilgileri anılarıyla ya da mektuplarıyla topluma yansıtıyor. Bu nedenle de mektuplar çok önemlidir; edebiyatımızdaki pek çok bilinmeyeni gün yüzüne çıkarmaktadır, yeni gerçeklere kapı aralamaktadır.

İşte bugün böylesi mektupları içeren iki yapıttan ve oyun olarak yazılan bir anıdan söz etmek istiyorum.

 

İki mektup, bir anı kitabı

İki mektup kitabından ilki Melih Cevdet Anday’ı anı ve mektuplarda anlatan Hıfzı Topuz’un Melih Cevdet Anday (Remzi Kitabevi), diğeri 1950 Kuşağı’ndan üç arkadaş Erdal Öz - Adnan Özyalçıner - Kemal Özer’in Arkadaş Mektupları (Can Yay.) kitabı. Üçüncüsü Yıldız Kenter’in Hep Aşk Vardı (İş Kültür Yay.) adlı oyunu.

Bilge yazarımız Hıfzı Topuz, şiirimizin büyük ustalarından Melih C. Anday’la 1953’ten 1980’e kadar, 27 yıl çok yakın dost olmuş. Sonra bu dostluk bozulmuş. O kadar çok şey paylaşmışlar ki, bunları birer birer anlatmak olanaksız. Anday’ın oğlu İdris, ilk mektuplarda henüz bir yaşındayken, son mektuplarda üniversite bitirmiş, kendine iş aranan yetişkin bir genç olmuş.

Arkadaş Mektupları ise bir dönemi ortaya koyan mektuplar. Adnan Özyalçınerin önsözde yazdığı gibi, ilk gençlik çağının, yaşama tutunma, edebiyat, sanat, kültür yoluyla kendilerini ifade etme döneminin mektupları. 1950 Kuşağı’nın üç usta yazarı Erdal Öz, Adnan Özyalçıner, Kemal Özerin mektupları.

 

‘Hep Aşk Vardı’

Önceki gün son yolculuğuna uğurladığımız Yıldız KenterHep Aşk Vardı’yı hem yazmış hem de tek kişilik bu oyunu oynamıştı. Kitabının Sunuş Yerine yazısında şöyle diyor: “Oyuncu olarak, konum hep ‘insan’ oldu. Doğal. Bu yüzden ‘anı’ türü yazına farklı bir ilgi duydum. Aslında her tür yazıda yazarın kimliği, kişiliği, bütünün orasında burasında çıkıverir ortaya...

Geçmişi durmadan anımsarız, yeniden yaşarız. Geçmişi anlatırız, bu defa oynayarak yaşarız. Şu an durduğumuz noktada, şimdi, geçmiş, gelecek hep var.”

Oyunda 1920’lerden 2000’lere tek gövdede üç kuşaktan üç kadını canlandırıyor. Bunlar annesi Olga, kendisi ve kızı Leyla’ydı: “Üç yaşam, üç kavga, üç aşk.

Ülkü Tamer, 50. sanat yılında onu “Bir çılgının 50. yılı” diye tanımlamış, Yıldız Kenter de bu tanımı kendine çok yakıştırmıştı. Ben de bu hüzünlü güne “Bir çılgının son yolculuğu” diyorum. Anısı önünde saygı ile eğiliyorum.

Evet, mektuplar edebiyat dünyamızın oksijenidir. Yazara da okura da iyi gelir.